Kistik Fibrozis Mücadelesinde Çığır Açacak Proje: DNA Aptamerli Biyosensör
Uzmanlar, solunum ve sindirim sistemleri başta olmak üzere vücudun birçok sistemini etkileyen, enfeksiyonlara ve doku hasarına yol açan genetik bir hastalık olan kistik fibrozisin teşhisinde devrim yaratacak bir projeye imza atıyor. Atılım Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanan "Pankreatit İlişkili Proteine (PAP) Karşı DNA Aptamerleri ve Aptamer Temelli Kuvars Kristal Mikroterazi Biyosensörünün Geliştirilmesi Projesi", TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.
Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor
Yaklaşık 2 bin varyantı bulunan kistik fibrozisin erken dönemde teşhis edilmesinin hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı tarafından yeni doğan bebeklerde hastalığın tespiti için tarama programı uygulanıyor. Ancak uzmanlar, mevcut yöntemlere alternatif ve daha etkili bir teşhis teknolojisi geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.
İmmüno Analizlere Alternatif: Aptamer Temelli Sistem
Proje ekibi, rutin laboratuvar pratiğinde kullanılan ve hormonlar, tümör belirteçleri, vitaminler gibi biyomoleküllerin analizinde yaygın olarak başvurulan immüno analiz yöntemlerine yenilikçi bir alternatif geliştirmeyi hedefliyor. Mevcut immüno analizlerde, vücut sıvılarındaki biyomoleküller işaretli antijen veya antikorlar aracılığıyla analiz ediliyor. Yeni projede ise bu antijen veya antikorların yerini alabilecek, "aptamer" olarak adlandırılan tek zincirli DNA molekülleri veya oligonükleotidlere dayalı bir yöntem geliştirilmesi amaçlanıyor.
Proje yetkilileri, bu amaca ulaşılması halinde, öncelikle PAP proteinini aptamer temelli bir yöntemle analiz etmeye odaklanacaklarını belirtiyor. Ardından, geliştirilen bu yöntemin kistik fibrozis tarama programlarında kullanılabilir hale getirilmesi ikinci temel hedef olarak öne çıkıyor.
Kuartz Kristal Mikroterazi: Spesifik ve Alternatif Bir Ölçüm Yöntemi
Proje yürütücüsü Dr. Öğretim Üyesi Ömer Emecen, ilk aşamada spesifik bir prob sentezlemeyi planladıklarını açıklıyor. Bu probun, kistik fibrozis hastalarında bulunan ve tarama programlarında kullanılan PAP proteinine bağlanacak şekilde tasarlanacağı ifade ediliyor. "Kuartz kristal mikroterazi" olarak adlandırılan bu yöntem, son derece spesifik bir ölçüm tekniği olarak tanımlanıyor ve bir sensöre entegre edilecek.
Emecen, "Var olan yönteme bir alternatif ölçüm yöntemi olacak. Proje tamamlandığında, mevcut teşhis yöntemlerine güçlü bir alternatif sunulacak. Bilimsel açıdan değerlendirdiğimizde, literatürde böyle bir proteine karşı sentezlenmiş bir prob bulunmuyor. Dolayısıyla bu proje, önemli bir bilimsel boşluğu dolduracak. Ayrıca, bu tür bir sensörün henüz mevcut olmaması, projenin ticari potansiyelini de artırıyor." şeklinde konuştu.
Üç Yıllık Zaman Diliminde Tamamlanacak
Atılım Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Veli Cengiz Özalp'in de dahil olduğu proje ekibi, çalışmalarını üç yıllık bir süreçte tamamlamayı hedefliyor. Bu süreçte, kistik fibrozis teşhisinde kullanılabilecek, daha hızlı, güvenilir ve erişilebilir bir biyosensör teknolojisinin geliştirilmesi için yoğun mesai harcanacak.
Uzmanlar, projenin başarıya ulaşması durumunda, sadece kistik fibrozis değil, benzer genetik hastalıkların teşhisinde de yeni kapılar açılabileceğinin altını çiziyor. Yenilikçi biyosensör teknolojisi, tıp dünyasında erken teşhis ve tedavi imkanlarını genişleterek, hastaların yaşam kalitesini artırmada önemli bir rol oynayabilir.



