Tiroit Kanseri Tedavisinde Çığır Açan Gelişme: Ameliyat Artık Zorunlu Değil
Tiroit kanseri tedavisinde uzun yıllardır standart olarak kabul edilen ameliyat ve radyoaktif iyot tedavisi yöntemlerine alternatif olarak, girişimsel radyoloji teknikleri öne çıkıyor. Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) tarafından düzenlenen 'TGRD 2026 Ulusal Kongresi'nde konuşan Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Saim Yılmaz, tiroit kanserlerinde uygulanan yeni tedavi yaklaşımlarını detaylı bir şekilde anlattı.
Kanserli Dokuyu Hedef Alan Minimal İnvaziv Teknikler
Prof. Dr. Saim Yılmaz, tiroit kanserlerinin yaklaşık yüzde 80'inin çok yavaş ilerleyen ve genellikle uzak metastaz yapmayan türler olduğunu vurguladı. Yılmaz, "Bu kanser türlerinde 20 yıllık sağ kalım oranı yüzde 90'ın üzerindedir. Böylesine yavaş seyirli bir kanserde, tiroit gibi hayati bir organın tamamen ameliyatla alınması ve yüksek doz radyasyon tedavisi uygulanmasının günümüzde çok da gerekli olmadığı düşünülmektedir" dedi.
Yerine, 'ısıtma' (radyofrekans, mikrodalga) ve 'dondurma' (kriyoablasyon) gibi ablasyon yöntemlerinin tercih edildiğini belirten Yılmaz, bu tekniklerle sadece kanserli dokunun tam olarak yok edilmesinin ve tiroidin sağlam kısımlarının korunmasının mümkün olduğunu ifade etti.
Ablasyon İçin Kritik Kriterler ve Uygulama Alanları
Prof. Dr. Yılmaz, ablasyon yönteminin uygulanabilmesi için hastada ultrasonda belirgin bir lenf nodu metastazı saptanmamış olması gerektiğinin altını çizdi. "Çapı 1 santimetrenin altında olan kanserler, hem ısıtma hem de dondurma gibi ablasyon yöntemleriyle güvenli bir şekilde tedavi edilebilir. Daha büyük kanserlerde ise özellikle dondurma (kriyoablasyon) yöntemi tercih edilmektedir" açıklamasını yaptı.
İğne Deliğinden Yapılan Ameliyatsız Tedaviler
Embolizasyon tedavisinde ise kasıktan anjiyo yöntemiyle damara girilerek, tiroit nodüllerini ve guatr kitlesini besleyen damarların çok küçük taneciklerle tıkandığını anlatan Yılmaz, "Kanlanması kesilen nodüller canlılıklarını kaybeder ve zamanla küçülürler. Hem ablasyonlar hem de embolizasyon tedavileri, ameliyatsız ve tiroidi koruyan yöntemlerdir. Bu tedaviler lokal anestezi altında, sadece bir iğne deliğinden gerçekleştirilir ve hasta çok kısa sürede normal hayatına dönebilir" bilgisini paylaştı.
Zehirli Nodüllerde ve İyi Huylu Nodüllerde Ablasyon Uygulamaları
Zehirli (toksik) nodüllerde biyopsiye gerek olmadığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, bu hastaların artık ameliyat veya atom tedavisi yerine ablasyon yöntemleriyle tedavi edildiğini söyledi. En sık radyofrekans, mikrodalga ve kriyoablasyon yöntemlerinin tercih edildiğini, ablasyon sonrası nodüllerin küçüldüğünü kaydetti.
İyi huylu (benign) nodüllerin genellikle tedavi gerektirmediğini, ancak takiplerde büyüyen, çevre dokulara bası yapan veya kozmetik sorun oluşturan nodüllerin tedavi edilebildiğini ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: "Bu tür nodüllerde en sık kullanılan yöntem ablasyondur. Kistik (sıvı dolu) nodüllerde alkol ablasyonu, katı (solid) nodüllerde ise ısıtma veya dondurma tedavileri tercih edilir. Ablasyon sonrası 6 ay içinde, tedavi edilen nodüllerde yüzde 60 ila 80 oranında hacimsel küçülme sağlanabilir."
Bu gelişmeler, tiroit kanseri ve nodül tedavisinde hasta konforunu artıran, organ koruyucu ve minimal invaziv yaklaşımların önemini ortaya koyuyor. Girişimsel radyolojinin sunduğu bu yenilikçi teknikler, birçok hastanın ameliyat korkusu yaşamadan etkili tedavi olabilmesine olanak tanıyor.



