6 Şubat Depreminde Dezenformasyon: Sistematik Algı Operasyonları ve Gerçekler
6 Şubat 2023'te meydana gelen ve Türkiye'yi derinden sarsan Kahramanmaraş merkezli depremler, yalnızca fiziksel yıkım ve can kayıplarıyla değil, aynı zamanda dijital platformlarda hızla yayılan dezenformasyon dalgasıyla da tarihe geçti. Bu süreçte, baraj patlamasından salgın hastalık iddialarına kadar uzanan bir dizi asılsız haber, deprem bölgesinde hem sahayı hem de kamuoyunun zihnini bulandırmak için kullanıldı. İşte, bu büyük felaketin ardından yaşanan sistematik algı operasyonları ve gerçekler...
Dezenformasyonla Mücadele Süreci
Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremi, arama-kurtarma çalışmalarıyla eş zamanlı olarak yürütülen dezenformasyonla mücadele sürecine de sahne oldu. Afetin ilk saatlerinden itibaren sosyal medyada dolaşıma sokulan ve doğruluğu teyit edilmemiş içerikler, sahadaki faaliyetleri doğrudan etkileyerek kamuoyunda kaos algısı yaratmaya yönelik bir araç olarak kullanıldı. Bu durum, afet yönetiminde yeni bir zorluk olarak karşımıza çıktı.
Sistematik Algı Operasyonları Mercek Altında
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından hazırlanan raporlar, yalan haberlerin rastlantısal değil, belirli temalar etrafında organize edildiğini kanıtladı. Özellikle kamu kurumlarının yetersiz kaldığı, yardım süreçlerinin kasıtlı olarak engellendiği ve toplumsal güveni sarsmaya yönelik kurgulanan bu içerikler; çocuklar, kadınlar ve engelliler gibi hassas gruplar üzerinden yapılan duygusal manipülasyonlarla desteklendi. Bu operasyonlar, afetin yarattığı travmayı daha da derinleştirmeyi hedefledi.
200'e Yakın İddia Çürütüldü
Süreç boyunca tespit edilen 200'e yakın asılsız iddia, somut veriler ve resmi açıklamalarla anında yalanlandı. Uzmanlar, yanlış bilginin doğru bilgiden daha hızlı yayıldığına dikkat çekerek, afet dönemlerinde kaynağı belirsiz paylaşımların toplumsal bir güvenlik riskine dönüştüğünü vurguladı. 6 Şubat tecrübesi, dezenformasyonla mücadelenin artık afet yönetim planlarının ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterdi. Bu durum, gelecekteki olası afetler için önemli bir ders niteliği taşıyor.
Kamuoyunu Yanıltan 10 Kritik Dezenformasyon
Deprem sürecinde kamuoyunu yanıltan başlıca dezenformasyon örnekleri şunlardır:
- Baraj patlaması iddiaları: Bölgedeki barajların çöktüğüne dair asılsız haberler hızla yayıldı, ancak resmi açıklamalarla çürütüldü.
- Salgın hastalık söylentileri: Deprem sonrası salgın çıktığı iddiaları, sağlık otoriteleri tarafından yalanlandı.
- Yardım engelleme iddiaları: Kamu kurumlarının yardım süreçlerini kasıtlı olarak engellediği iddiaları, gerçek dışı bulundu.
- Enkaz altından sahte çağrılar: Sosyal medyada dolaşan sahte enkaz altı çağrıları, arama-kurtarma ekiplerinin zaman kaybetmesine neden oldu.
- Uluslararası yardım reddi iddiaları: Yabancı ülkelerden gelen yardımların reddedildiği iddiaları, resmi kaynaklarca yanlışlandı.
- Ölü sayısı manipülasyonları: Resmi rakamların gizlendiği veya manipüle edildiği iddiaları, verilerle çürütüldü.
- Altyapı hasarı abartıları: Elektrik, su ve iletişim altyapısına dair abartılı hasar raporları, gerçek durumla uyuşmadı.
- Gıda ve su kıtlığı söylentileri: Bölgede gıda ve su sıkıntısı olduğu iddiaları, yardım organizasyonları tarafından düzeltildi.
- Sahte bağış kampanyaları: Depremzedeler adına düzenlenen sahte bağış kampanyaları, yetkililerce tespit edildi.
- Toplumsal kargaşa provokasyonları: Deprem bölgesinde kargaşa çıkarılmasına yönelik provokatif içerikler, güvenlik güçlerince önlendi.
Bu örnekler, afet dönemlerinde dezenformasyonun ne kadar yaygın ve tehlikeli olabileceğini gözler önüne seriyor. 6 Şubat depremi, dijital çağda afet yönetiminin yalnızca fiziksel müdahalelerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda bilgi güvenliğini de kapsaması gerektiğini ortaya koydu.