28 Şubat Postmodern Darbesinin 29. Yılı: Mağdurlar Aynı Zihniyeti İşaret Ediyor
Türk siyasi tarihinin kara lekesi olarak nitelendirilen 28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden tam 29 yıl geçti. Bu süreçte hakları ellerinden alınan öğrenciler, aradan geçen onca yıla rağmen o günkü anlayışın farklı biçimlerde devam ettiğini vurguluyor. Mine Yeter, Meliha Türkyılmaz ve Kadriye Alev gibi isimler, geçmişle bugünü aynı çizgide değerlendirerek, Ramazan etkinliklerinden, okullarda okunan ilahilerden, başörtülü bir kaymakamın giyinişinden ve kamusal alandaki Müslüman görünürlüğünden rahatsız olan çevrelerin varlığına dikkat çekti.
"Bize Yaşam Hakkı Bile Tanımazlar"
İnönü Üniversitesi'nde eğitim gördüğü dönemde hem fiziki hem psikolojik şiddete maruz kaldığını belirten Mine Yeter, tehlikenin tamamen geçmediğini savundu. Yeter, "O gün baştakiler bizi 'Ya başınızı açın ya ülkeyi terk edin' diyerek dışlıyordu. Bugün de aynı bakış açısı devam ediyor" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başörtüsü konusundaki hassasiyetine rağmen bazı çevrelerin geri adım atmadığını söyleyen Yeter, "Ben 2010 yılına kadar idam cezası ile yargılandım. Fırsat bekliyorlar, bu zihniyet kontrolü ele alsa bize yaşam hakkı bile tanımaz" diye konuştu.
"Bu İşin Şakası Yok"
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu Meliha Türkyılmaz, bugün elde edilen kazanımların kalıcı olması gerektiğini vurguladı. Özellikle Ramazan etkinlikleri ve ilahiler üzerinden yürütülen tartışmalara dikkat çeken Türkyılmaz, "Milli Eğitim Bakanı'nın yaptığı son derece yerinde bir adımdır. Bir kazanım kaybedildiği anda anında tersine döner. O yüzden bunun şakası yok" dedi. Türkyılmaz, başörtülü kadınların kamuda üst düzey görevlere gelmesini "olağanüstü ama bir o kadar da geç kalmış bir normalleşme" olarak değerlendirdi.
Genç Kuşakların Bilmesi Gereken Mücadele
Meliha Türkyılmaz, genç kuşakların bu mücadelenin arka planını yeterince bilmediğini ifade ederek, "Bu çocuklar burada bulunmalarının sebebini ve verilen mücadeleyi bilmeli. Bir gün bunu kaybedebileceğimizin farkında olmalıyız" uyarısında bulundu. Başörtülü bir valinin İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine getirilmesini hatırlatan Türkyılmaz, "Başörtülü bakanımız var. Bırakın üst makamları, biz bir hobi kursuna bile gidemiyorduk" sözleriyle geçmişteki kısıtlamalara işaret etti.
Psikolojik Bir Savaş Verildi
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni kazandığı 1998'de kayıt için fakülteye gittiği gün ikna odasına götürülme sürecini anlatan Kadriye Alev, o anların hâlâ ilk günkü kadar canlı olduğunu söyledi. Alev, "Türlü iltifatlar, sevimli ama aşağılayıcı sözler, bir sürü psikolojik savaş verdik orada. İkna odasındaki o psikolojik şiddet sonraki yıllarımda büyük bir özgüven eksikliği ve dışlanma duygusuna mâl oldu" ifadelerini kullandı.
Sümeyye Erdoğan Bayraktar: "Unutmak Yok Saymaktır"
28 Şubat darbesinin 29'uncu yılında, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) tarafından "28 Şubat: Çağdışı Sürecin Anatomisi" paneli düzenlendi. Panel sonrası KADEM Mütevelli Heyeti Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Beyazıt Meydanı'nda yaptığı basın açıklamasında, "28 Şubat'ın üzerinden 29 yıl geçti. O günler geride kaldı ancak o zihniyetin tamamen kalktığını söylemek ne yazık ki mümkün değil" dedi. Günümüzde dahi tesettürlü kadınların iş yerlerinde sıkıntılar çektiğini belirten Bayraktar, "Unutmak yok saymaktır. Yok saymak ise aynı hatalara zemin hazırlamaktır" uyarısında bulundu.
Adalet Talebiyle Anılacak
Bayraktar, 28 Şubat'ı konuşmaya devam edeceklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Demokratik hafıza güçlü toplumların temelidir. 29 yıl önce yaşananlar yalnızca belli bir kesimin değil, bu ülkenin demokrasi tecrübesinin bir parçasıdır. Biz unutmadık, hiçbir sahnesini unutmadık. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Ama bunu öfkeyle değil, adalet talebiyle yapacağız. Kutuplaşma diliyle değil, hak temelli bir duruşla yapacağız. Geçmişe saplanarak değil, daha özgür bir gelecek inşa etmek için yapacağız."



