Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara'da medya temsilcileriyle bir araya gelerek çocukları ve aileyi korumaya yönelik çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi verdi. Göktaş, dijital dünyanın kontrolsüz bir alan olduğunu vurgulayarak, "Eskiden tehlike sokaktaydı, geldiğimiz noktada asıl tehlike evlerde odamızın içinde. Dijital dünyada çocukları korumak için toplumsal seferberlik ilan etmeliyiz" dedi.
Aile ve Nüfus On Yılı Vizyonu
Göktaş, 2 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Aile ve Nüfus On Yılı vizyonunun ilan edileceğini belirtti. Aile Yılı'nda önemli adımlar attıklarını ifade eden Bakan, "Aile ve Nüfus On Yılı'nda da bu politikalarımızı kalıcı hale getirecek farklı adımlar atacağız" diye konuştu.
Sosyal Risk Haritaları Tamamlanıyor
Bir buçuk yıldır üzerinde çalıştıkları 35 sosyal risk haritasından 14'ünü tamamladıklarını açıklayan Göktaş, sosyal, ekonomik ve psikososyal göstergeleri analiz ederek hane bazlı sosyal risk puanları oluşturduklarını söyledi. 648 sosyal gösterge kullanarak il, ilçe, mahalle ve hane bazında risk analizleri yaptıklarını belirten Bakan, "Haritalarla kadına yönelik şiddet, çocuğun suça sürüklenmesi, engelli bakıma muhtaçlık gibi farklı sosyal olgular bütüncül şekilde izleniyor. Riskler ortaya çıkmadan önce müdahale edilmesini hedefleyen bir erken uyarı sistemi oluşturduk" dedi.
Sosyal Risk Haritası'ndan çıkan sonuçları yetişkinler için 'Aile Rehberi', çocuklar için 'Çocuklar Güvende' sistemleriyle takip edeceklerini ifade eden Göktaş, dijital takip sistemiyle 81 ilde çalıştıklarını vurguladı. Çocuğun suça sürüklenmesi ve kadına yönelik şiddetle ilgili haritalar için 81 ilde sahaya indiklerini belirten Bakan, İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere tüm bakanlıklarla ortak çalıştıklarını söyledi.
Örnek olarak Batman'da bağımlılıkla ilgili sosyal risk haritasını tamamladıklarını anlatan Göktaş, "Bütün birimler seferber oldu. 40 kişiyi istihdama, 79 kişiyi AMATEM'e tedaviye ikna ettik. Bunların hepsi birer süreç. Birlikte çalışabilirsek ancak sonuç alabiliriz. Amacımız vakayı tespit ettikten sonra takip etmek ve aileyi güçlendirmek. Aile en güçlü kalemiz, en dirençli kalemiz. Haneyi güçlendirince toplum güçlenir. O yüzden aile değerlerimize sahip çıkmak önemli" ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş'taki Okul Saldırısı Sonrası Çalışmalar
Son elim hadiselerin, çocukları kuşatan her türlü riske karşı daha teyakkuzda olunması gerektiğini gösterdiğini belirten Göktaş, Psikososyal Destek kapsamında 6 aylık eylem planı oluşturduklarını söyledi. Süreç kapsamında 258 personelle sahada olduklarını ifade eden Bakan, okul çevresindeki 6 bin 75 haneyi ziyaret ederek 3 bin 160 aileyle doğrudan temas kurduklarını açıkladı. Olaydan etkilenen vatandaşlara yas danışmanlığı alanında uzman personeller görevlendirdiklerini belirten Göktaş, hastaneden taburcu olan çocuklara ve ailelerine de aynı şekilde destek sağlandığını söyledi. Depremde ebeveyn kaybı yaşamış ve son olaydan etkilenmiş 72 çocuğun hassasiyetle takip edildiğini vurgulayan Bakan, okulun bulunduğu bölgede Psikososyal Destek Görüşme Ofisi kurduklarını açıkladı.
Bu tür vakaların erken önlenebilmesi için Çocuğun Suça Sürüklenmesi Sosyal Risk Haritası ile ilgili 81 ilde aynı anda saha çalışmalarına başladıklarını belirten Göktaş, 14 bin 834 meslek elemanına Sosyal Risk Haritaları ve Çocuklar Güvende Sistemi kapsamında çevrimiçi eğitim verdiklerini ifade etti. "Sahayı tüm personelle tarayarak koruyucu ve önleyici faaliyetlerimizi güçlendiriyoruz" dedi.
15 Yaş Altına Sosyal Medya Düzenlemesi
Önleyici tedbir olarak sosyal medya düzenlemesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Göktaş, "Bu sosyal hizmet kanunumuzla beraber ailelere yönelik bir dijital kalkan oluşturduk. Bakanlık tarihinde ilk defa bu denli kapsamlı bir paket çıkıyor, ilk defa bir torba yasamız çıktı. Aynı zamanda çocukları korumaya yönelik çok ciddi bir adım var" dedi.
Dijital dünyanın kontrolsüz bir alan olduğunu belirten Göktaş, "Ehliyet ve oy kullanma yaşı bile 18 iken sosyal medyaya giriş yaşı 6... Eskiden tehlike sokaktaydı, geldiğimiz noktada asıl tehlike evlerde odamızın içinde. Çocuklar odalarında sessiz oturunca aileler problem yok sanıyor. Şimdi herkesin elinde telefon, aileler de bu konuda çocuklara örnek olmalı. Dijital dünyada çocukları korumak için toplumsal seferberlik ilan etmeliyiz. Çocuklarımızı karanlık bir dehlizin ortasında bırakamayız" diye konuştu.
Dijital ayak izinin çocuklara ciddi zarar verebileceğini ifade eden Bakan, "Çocukların basit ve masum bir oyun olarak gördüğü bir hareket ilerleyen yaşlarda hayatlarını olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Cezai ehliyete sahip olduklarında ciddi cezalarla karşı karşıya kalabilir. Çünkü sosyal medya dijital mecralar dijital ayak izini unutmaz, görselleri unutmaz, resimleri unutmaz, kaydeder" dedi.
Dijital teknolojilerin hızla gelişmesi ve internet kullanımının çok erken yaşlarda başlamasının fırsatların yanında ciddi riskler de barındırdığını belirten Göktaş, zararlı içerikler, sanal zorbalık ve çevrimiçi oyunlardaki uygunsuz içeriklere dikkat çekti. "Sosyal medya, çocuklarımızın zihinsel, fiziksel ve psikolojik gelişimine zarar veriyor" ifadelerini kullandı.
Dijital Dünyaya İlişkin Uluslararası Çalışmalar
2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı'nın 5 ana temasından birinin dijitalleşme olduğunu belirten Göktaş, "Dijitalleşme hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planımız var. Dünyada pek çok ülke bu sorunu gündeme aldı. Avustralya 16 yaş altı çocuklara sosyal medya erişimini yasakladı. Biz de yaklaşık 1,5 yıl ülkemize özgü bir model çalıştık. TBMM Genel Kurulu'nda da kabul edildi. Amacımız 15 yaş altı çocuklarımıza daha güvenli dijital alanlar sunmak" dedi.
Bu kapsamda sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformlarına belirli yükümlülükler getirdiklerini ifade eden Bakan, yaş doğrulama dahil gerekli tedbirlerin alınacağını, ebeveyn kontrol araçları sunulacağını, şikayetlere etkin ve kısa sürede cevap verilmesini sağlayacak mekanizmalar oluşturulacağını, aldatıcı reklamları engelleyici tedbirler alınacağını belirtti. "Dijital platformların sorumluluklarını artıran ve çocuklarımızı risklerden koruyacak bir yasal düzenleme" olarak nitelendirdi.
5651 sayılı Kanunda oyun, oyun dağıtıcısı, oyun geliştirici ve oyun platformu tanımlarının yapılacağını ifade eden Göktaş, oyun platformlarının oyunları yaş kriterlerine uygun olarak derecelendirerek sunacağını, günlük erişimi 100 binden fazla olan oyun platformlarının Türkiye'de temsilci bulunduracağını söyledi. VPN ile ilgili de düzenleme yaptıklarını belirten Bakan, "Oyun dünyasına yönelik yasakçı bir tutum içerisinde değiliz. Yasaklayan değil, yol gösteren ve denetleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Temel beklentimiz, karşımızda taleplerimizi iletebileceğimiz kurumsal bir muhatabın bulunması. Oyunlara dair yaklaşımımızın da tek amacı çocuklarımızın güvenliğini sağlamak. Amacımız teknolojiyi yasaklamak değil; çocuklarımız için sağlıklı kullanım, ailelerin rehberliğini güçlendiren ulusal bir farkındalık ve destek zemini" dedi.
Çocukları Dijital Dünyanın Risklerinden Korumak İçin Uluslararası Zirve
2024'te düzenledikleri Dijital Bağımlılık ve Aile Çalıştayı ile Dijital Dünyada Çocuk Çalıştaylarının bugünkü küresel vizyonun temelini oluşturduğunu belirten Göktaş, çalıştaylarda çocuklar, aileler ve uzmanların yer aldığını söyledi. Çarpıcı veriler elde ettiklerini ifade eden Bakan, şunları aktardı: "Çocuklarımızın büyük çoğunluğu günde 3 ila 5 saatini dijital mecralarda geçiriyor. Oyunların eğlenceli ve rekabetçi yapısı, çocukların oyun sürelerini belirleyen temel etken. Çocukların odaklanma süresi ortalama 8 saniye. En büyük tehlike yaş bariyerinin kalkması. 12 yaşındaki bir evladımız, oyun başında kendini 55 yaşında bir yetişkinle karşılaştırabiliyor. Çocuklar oyunlarda özellikle 'daha güçlü, daha karanlık ve silah kullanan' karakterleri seçiyor. Şiddet içerikli karakterler çocuklarda özgüven yanılsaması yaratırken, izlenme kaygısı sosyal izolasyona itiyor. Ekran başında, görme ve duruş bozuklukları, obezite gibi sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Aşırı ekran süresi, beyin çürümesi, zihinsel bulanıklığa sebep oluyor. Çocuklar oyunlardaki başarılarını gerçek hayattaki başarılardan daha üstün görüyor. Ebeveynler, dijital dünyaya doğmadık, dijital okuryazarlık eğitimine ihtiyacımız var diyor. Ebeveynlerin en büyük şikayeti, aynı evin içinde birbirleriyle telefonla iletişim kurmak. Ebeveynler, çocuklarının sosyal medya fenomenlerini kendilerine göre daha fazla rol model aldıklarını ifade ediyor. Elde ettiğimiz sonuçlarla, dijital dünyadaki kontrolsüzlükle bir ülkenin tek başına mücadele etmesinin mümkün olmadığını gördük. Evlatlarımızı korumak adına başlattığımız girişimi küresel bir boyuta taşıdık."
Göktaş, Türkiye'nin bu konularda öncü olduğunu belirterek, "Sosyal medya düzenlememiz dahil tüm önlemleri uluslararası bir iş birliği zemininde ele aldık. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin teşrifleriyle 13'ü Bakan düzeyi olmak üzere 21 ülkeden üst düzey katılım sağlandı. Toplantıda çocuklar da sürece dahil edildi. Uluslararası farkındalığı artırmaya yönelik çok önemli bir zemin oldu. Çok paydaşlı iş birliğini ilerletmek açısından kritik fırsat doğdu. Bakanlığımız, UNICEF ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği iş birliğiyle ortak sonuç bildirisini yayımladık" dedi.
Dijital dünyada çocukların korunması için yaş sınırını bir araç olarak kullanmanın dünyanın çeşitli ülkelerince değerlendirildiğini ifade eden Bakan, çevrim içi platformlarda çocukların güvenliğinin sağlanmasına yönelik ortak iradenin vurgulandığını belirtti. Daha güçlü hak temelli yasal çerçevelerin belirlenmesi, dijital hizmet sağlayıcıların güvenliği artırabilecek önlemler almasının zorunlu kılınması, aileleri, okulları ve çocuk koruma hizmetlerini destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, genişletilmiş dijital okuryazarlık ve farkındalık artırma çalışmalarının yapılması, çocukların çözümün bir parçası olarak sürece dahil edilmesi gerekliliği üzerinde duruldu.
Doğum İznini 24 Haftaya Çıkaran Düzenleme
Bakanlık tarihi için çok önemli bir düzenleme olduğunu belirten Göktaş, "Bakanlık tarihinde ilk defa böylesine kapsamlı bir düzenleme hayata geçirildi. Uzun zamandır bu kanun teklifi üzerinde çalışıyoruz. Sosyal hizmet ve sosyal yardımların daha etkili ve verimli yürütülmesine büyük katkı sağlayacak. Annelerimizden doğum izinlerinin uzatılmasına yönelik yoğun talep vardı. Uzun yıllardır doğum izinlerinde bir değişiklik yapılmamıştı. Hem kamu hem özel sektör ayırt etmeksizin çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya çıkardık. Sadece annelerin değil, babaları da sürece dahil ettik" dedi.
Yeni düzenlemeyle hem kamuda hem de özel sektörde babalara 10 gün izin hakkı sağlandığını ifade eden Göktaş, "Babalık izninde kamu ve özel sektör arasındaki tutarsızlığı giderdik. Koruyucu ailelerimize 10 gün izin verilecek. 1 Nisan 2026 itibarıyla doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş annelerimize 8 haftalık ilave izin hakkı tanıdık. Mevcutta doğumdan önce 3 hafta işi bırakması gerektiğinden, doğum sonrasına azami 5 hafta aktarılıyordu. Yeni durumda, işi bırakma süresini sağlık durumu müsaade ettiği sürece 2 haftaya çekiyoruz ve böylece doğum sonrasına azami 6 hafta aktarılabilecek" diye konuştu.
Anneler için OECD Sıralaması
OECD ortalamasının 18.4 hafta, Avrupa ortalamasının 21.5 hafta olduğunu belirten Göktaş, "Türkiye, 24 haftalık yeni süresiyle hem OECD hem de Avrupa ortalamalarını geride bıraktı. Bu artışla çalışan annelere en çok destek veren ilk 10 OECD ülkesi arasına girdik. Çalışan annelerimizin yanında olmaya ve bu yöndeki adımlarımıza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Çocuk Koruma Kanunu'ndaki Değişiklik
Çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimini tehdit edebilecek unsurlara karşı sıfır tolerans anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Göktaş, "Çocuk Koruma Kanunu'na yeni düzenleme getirdik. Amacımız, çocukların güvenli ortamlarda büyümesini sağlamak. Bu çerçevede okul, kreş ve yurt gibi çocuklarımızın yoğun olarak bulunduğu alanlarda, belirli ağır suçlardan hüküm giymiş kişilerin çalışmasını yasakladık" dedi.
Bakanlık Kuruluşlarına Yapay Zeka Destekli Denetim
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile Yapay Zeka Destekli ve Gerçek Zamanlı İzleme, İkaz ve Güvenlik Risklerinin Yönetimi (CANGÖZ) Projesi'ni imzaladıklarını açıklayan Göktaş, "Yapay zeka destekli CANGÖZ projemizle huzurevi, rehabilitasyon merkezi, engelli ve yaşlı bakım merkezlerimiz, çocuk evlerimiz, kadın konukevi gibi kuruluşlarımızı denetleyeceğiz. Yapay zeka destekli denetim mekanizmasını kurarak, olumsuz bir durumda erken müdahale sistemimizi devreye alacağız. Bu durumlar bakanlık merkezine bildirilecek" ifadelerini kullandı.



