Gökbey Helikopteri Sertifikasyon Sürecini Tamamladı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen Gökbey helikopterinin sertifika töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, sivil amaçlarla tasarlanan helikopterin uzun bir sürecin ardından resmi onay aldığını duyurdu.
10 Yıllık Süreç ve Uluslararası Standartlar
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, Gökbey helikopterinin 23 Mart 2016 tarihinde başlatılan başvuru sürecinin tamamlandığını belirtti. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilen TİP sertifikası ile helikopterin 10 yıllık bir dönemi geride bıraktığını ifade etti. Uraloğlu, Gökbey'in CS29 standartları başta olmak üzere tüm uluslararası gerekliliklere tam uyum sağladığını vurguladı.
Türkiye'nin Havacılıktaki Konumu Güçleniyor
Bakan Uraloğlu'nun açıklamalarına göre, Türkiye artık hava aracı sertifikasyonunda uçtan uca dijital olarak milli bir platform üzerinden yönetebilen dünyadaki çok sınırlı sayıdaki ülkelerden biri haline geldi. Bu gelişme, ülkenin havacılık alanındaki yeteneklerini ve bağımsızlığını gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Uraloğlu şu ifadeleri kullandı:- "Artık ABD, AB ülkeleri, Kanada ve Brezilya gibi köklü havacılık ekosistemlerinin yanına gururla kendi bayrağımızı da dikmiş oluyoruz."
- "Bu sadece teknik bir başarı değil. Tam anlamıyla teknolojinin egemenlik, milli irade ve bağımsızlık manifestosudur."
- "Yıllarca dış onaylara mahkum edilen bir ülkenin kendi helikopterini kendi standartlarıyla işte bu da başka büyük bir zaferin adıdır."
Teknolojik Bağımsızlık ve Milli İrade Vurgusu
Bakan Uraloğlu, Gökbey helikopterinin sertifikasyon sürecinin yalnızca teknik bir başarı olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin teknolojik egemenliğini ve milli iradesini simgelediğini dile getirdi. Bu başarının, ülkenin dışa bağımlılıktan kurtularak kendi kaynaklarıyla havacılık projelerini hayata geçirebildiğinin bir kanıtı olduğunu söyledi.
Gökbey helikopterinin TİP sertifikası alması, Türk havacılık sektörü için önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Bu gelişme, hem sivil hem de askeri alanda yerli üretimin artmasına ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün yükselmesine katkı sağlayacak.



