Füze Krizi Derinleşiyor: Ankara'nın Stratejisi ve Sınırsız Tolerans Uyarısı
Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, bugünkü köşe yazısında İran'dan Türkiye'ye yönelik balistik füze saldırılarını mercek altına aldı. Müderrisoğlu, 4 Mart, 9 Mart ve 13 Mart tarihlerinde gerçekleşen ve havada imha edilen füze ataklarına dikkat çekerek, Türkiye'nin devlet tecrübesine güven duyduğunu ancak ihtiyatlı tavrın sınırsız tolerans olarak algılanmaması gerektiğini belirtti.
Hava Sahası İhlalleri ve Egemenlik Tehdidi
Yazar, "Tüm uyarılara ve karşıdan verilen tüm sözlere rağmen Türk hava sahasının bilinçli ihlâli, egemenlik hak ve yetkilerine sıcak tehdittir, yani saldırganlık söz konusudur" ifadelerini kullandı. Füze ataklarının kaynağının belli olduğunu, İran'ın kuzeydoğusu ve batısından gerçekleştirildiğini vurgulayan Müderrisoğlu, İran tarafının "Biz yapmadık" açıklamalarını ve ortak komisyon önerisini eleştirdi.
Ankara'nın, İran'ın tipik çalışma metodu olan bu yaklaşımın sonuçsuz kalacağını düşündüğünü aktaran yazar, İncirlik Üssü'nün Türk üssü olduğunun açıklandığı günün ertesinde üçüncü saldırının gerçekleşmesini dikkat çekici buldu.
İran'ın Askeri Doktrini ve Bölgesel Tehdit
Müderrisoğlu, İran'ın komuta kontrol yapısının "mozaik sistemine" geçişi ile saldırıların izah edilemeyeceğini savundu. İran'ın 8 ayrı bölgeye ayrıldığını ve her bölge sorumlusunun önceden verilen emirler doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, bu durumun artık yeterli görülemeyeceğini ifade etti.
İran'ın, Türkiye dahil tüm çevre ve komşu ülkeler için hedef ve koordinat belirlediğini öne süren yazar, ülkenin varoluşsal mücadele olarak tanımladığı askeri doktrini ile bölgeyi ateşe atmayı göze aldığını iddia etti. Bu durumun, komutanların bilinçli kararlar alıp uyguladığını çağrıştırdığını ekledi.
Bölgesel Saldırılar ve Türkiye'nin Konumu
İran'ın füze saldırılarının adresi ve yoğunluğu incelendiğinde, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman ve Katar'ın kesintisiz saldırılara maruz kaldığı görülüyor. Müderrisoğlu, bu ülkelerin ABD-İsrail'in başlattığı kirli savaşın cephe ülkeleri haline geldiğine dikkat çekti.
Türkiye'nin ise İncirlik hedefli, aralıklı ve tekil saldırıları NATO imkânları ile bertaraf eden bir ülke konumunda olduğunu vurgulayan yazar, şu kritik soruyu gündeme getirdi: "Acaba İran'daki malûm kafa, diğer ülkelere yönelttiği seri füze saldırılarının bir benzerini uygulamadan önce test atışları yapıyor olabilir mi?"
Bu analiz, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dinamiklerindeki rolünü ve İran'ın saldırgan tutumunun potansiyel risklerini gözler önüne seriyor.



