Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörlüğü tarafından, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıldönümü münasebetiyle özel bir medya programı düzenlendi. Bu kapsamda, ABD, Almanya, Çin, Güney Kore, İtalya, Macaristan, Yunanistan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Mısır ve Azerbaycan'dan toplam 32 basın mensubu, deprem bölgelerindeki yeniden yapılanma sürecini yerinde gözlemlemek üzere Türkiye'ye geldi. Gazeteciler, Hatay ve Kahramanmaraş illerini ziyaret ederek, bu şehirlerde gerçekleştirilen inşa ve ihya çalışmalarını detaylı bir şekilde inceledi.
Gazetecilerden Türkiye'ye Övgü Yağdı
Uluslararası basın temsilcileri, deprem sonrası geçen üç yıl içinde kaydedilen ilerlemeleri değerlendirirken, Türkiye'nin hızlı toparlanma sürecini takdirle karşıladı. Ziyaret sırasında, Hatay'da Meclis binası, Adalı Konağı ve Habib-i Neccar Camii gibi önemli mekanları gezen gazeteciler, Kahramanmaraş'ta ise deprem sonrası inşa edilen yeni binaları ve restore edilen tarihi yapıları yakından görme fırsatı buldu. Yapılan çalışmaların bir başarı hikayesi olduğunu vurgulayan gazeteciler, Türkiye'ye övgüler yağdırdı.
Uluslararası Basının Gözlemleri
Alman RTL televizyonunda çalışan gazeteci Andreas Kruger, depremden bir hafta sonra bölgede bulunduğunu ve yıkımın boyutunu yakından gördüğünü belirtti. Kruger, "3 yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında çok büyük fark var. Burada ortaya konulan emeği çok kıymetli buluyorum" diyerek, yapılan çalışmaların değerini vurguladı.
ABD'li gazeteci John Kavuhch ise, daha önce başka ülkelerdeki afet bölgelerinde bulunduğunu ancak Türkiye kadar hızlı toparlanan bir ülke görmediğini ifade etti. Kavuhch, "3 yıl önce burayı gördüğümde her yer mahvolmuş haldeydi. Fakat şimdi her şeyin yeniden yapıldığını görüyorum. Bu bir başarı hikayesi" şeklinde konuştu.
Azerbaycanlı gazeteci Marahim Nasibov, bölgeyi daha önce ziyaret ettiğini ve bir yıl içinde ortaya konulan çalışmalardan etkilendiğini söyledi. Nasibov, "Kısa sürede bu kadar büyük bir dönüşüm sağlanması takdire değer" dedi. Aynı şekilde, Ramin Abdullayev de bir sene önce bölgede olduğunu ve bir senede muazzam işler başarıldığını gözlemlediğini belirterek, "Biz kardeş ülke olarak gururluyuz. Her devletin yapabileceği bir şey değil" ifadelerini kullandı.
Mısırlı gazeteci Muhammed Tharvat, sahadaki çalışmaları yerinde görme fırsatı bulduklarını ve yürütülen projelerin dikkat çekici olduğunu kaydetti. Güney Koreli basın mensubu Jaehoon Chu ise, "Muazzam bir çaba sarf edildiğini ve harika bir sonuç çıktığını gözlemliyorum" diyerek, Türkiye'nin çabalarını övdü.
Yunan ERT televizyonundan Elvira Krithari, depremden üç yıl sonra afet bölgesine döndüğünde tanımakta güçlük çektiğini, çünkü daha önce bu yerleri enkazın içinde gördüğünü ifade etti.
Hataylı Minibüs Şoförünün Hikayesi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabından Hatay'ın Antakya ilçesinde yaşayan ve depremde yakınlarını kaybeden 5 çocuk babası Devren Yener'in hikayesini paylaştı. Bakan Kurum, "'Bittik artık' denilen yerde yeniden ayağa kalktık. Hataylı Devren Yener'in yeni Antakya seferi..." notunu düşerek, bölgenin dönüşümüne dikkat çekti.
Antakya'da 25 yıldır minibüs şoförlüğü yapan Devren Yener, her gün güzergah boyunca yapılan çalışmaları gözlemlediğini belirtti. Yener, "Ben bu Antakya'nın çocuğuyum. Burada gerçekten taş üstünde taş kalmadı. Biz 'Antakya bitti artık, bir daha düzelmez' diyorduk. Ama Allah'a binlerce şükür olsun ki Antakya'mız ayağa kalktı" dedi.
Yener, devletin bölgeye sahip çıktığını vurgulayarak, "Kim ne derse desin devletimiz bizi sahipsiz bırakmadı. Hepimize yetecek kadar ev yapıldı. Binalarımıza bak şimdi ne güzel olmuş. Yok olan bir şehirdi burası. 3 senede yeni bir şehir kuruldu" ifadelerini kullandı. Ayrıca, turizmin canlandığını, otellerin yapıldığını ve ulaşımın düzeldiğini ekleyerek, "Depremden sonra belki 10 araç bile çalışmıyordu. Şimdi ise 100 araç çalışıyor. Her sokağa giriyoruz" diye konuştu.
Gazetecilerin gözlemleri ve yerel halkın ifadeleri, 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye'nin gerçekleştirdiği inşa ve ihya çalışmalarının uluslararası alanda takdir gördüğünü ortaya koyuyor. Bu süreç, bölgenin yeniden doğuşunu simgeleyen önemli bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçti.