SSB Başkanı Görgün: NATO Zirvesi Savunma Sanayisi İşbirliği İçin Önemli
Görgün: NATO Zirvesi Savunma Sanayisi İçin Önemli

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin Türkiye için sadece siyasi ve askeri açıdan değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliği açısından da önemli bir etkinlik olacağını ifade etti.

Savunma Sanayisinde Dönüşüm

Polonya merkezli Defence24'e konuşan Görgün, Türk savunma sanayisinin son 20 yılda büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirtti. Dış tedarike bağımlı olunan bir dönemden, şirketlerin farklı operasyonel alanlarda gelişmiş sistemleri tasarlayabildiği, geliştirebildiği, üretebildiği, modernize edebildiği, sürdürebildiği ve ihraç edebildiği bir döneme geçildiğini aktardı.

Bugünkü önceliklerinin bu dönüşümü sürdürülebilir bir şekilde pekiştirmek olduğunu vurgulayan Görgün, "Bizim için teknolojik bağımsızlık bir slogan değil, stratejik bir gerekliliktir. Bu, kritik teknolojileri güvence altına almak, tedarik zincirlerimizi güçlendirmek, kendi mühendislik yeteneklerimizi geliştirmek ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaç duydukları her an güvenilir sistemlere erişebilmelerini sağlamak anlamına geliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

NATO'ya Katkı ve İhracat Hedefleri

Görgün, Türkiye'nin NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşuna daha etkin katkıda bulunmayı, dost ve müttefik ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar geliştirmeyi amaçladığını belirtti. İhracatta başarıyı sadece rakamlarda görmediklerini ifade eden Görgün, "Elbette ihracat büyümesi, sanayimizin sürdürülebilirliği ve ölçeği için önemlidir ancak gerçek amacımız, güvene dayalı, uzun vadeli ve karşılıklı yarar sağlayan işbirliği modelleri oluşturmaktır. Türk savunma ürünlerinin ve teknolojilerinin caydırıcılığa, meşru güvenlik ihtiyaçlarına, bölgesel istikrara ve barışa hizmet etmesini istiyoruz." dedi.

Geniş Savunma Sanayisi Ekosistemi

Türkiye'nin geniş ve yetenekli bir savunma sanayisi ekosistemi geliştirdiğini vurgulayan Görgün, "Bugün, ulusal ve yerli yeteneklerimizle savunma sanayisi yelpazesinin neredeyse her ana kategorisini üretme, bakımını yapma ve sürdürme konusunda endüstriyel derinliğe ve insan sermayesine sahibiz. Bunlar arasında deniz platformları, kara araçları, insanlı ve insansız hava sistemleri, elektronik harp sistemleri, radar teknolojileri, hassas güdümlü mühimmat, füze sistemleri, hava savunma sistemleri, komuta ve kontrol çözümleri, siber güvenlik yetenekleri, simülasyon ve eğitim sistemleri ile bakım-modernizasyon hizmetleri yer alıyor." ifadesini kullandı.

Görgün, Türkiye'nin gücünün çeşitlilikte yattığını belirterek sadece tek tek ekipman parçaları değil, entegre çözümler sunabildiklerini kaydetti.

Ortaklık Odaklı İhracat Yaklaşımı

İhracat yaklaşımlarının ortaklık odaklı olduğunu aktaran Görgün, "Sadece bir tedarikçi olarak görülmek istemiyoruz. Eğitim, bakım, modernizasyon, yerel kapasite geliştirme ve koşullar uygun olduğunda ortak üretim ve teknoloji işbirliğini destekleyebilecek stratejik bir ortak olarak görülmek istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

İleriki dönemde insanlı ve insansız sistemlerin giderek daha fazla birlikte çalışacağını ve karmaşık operasyonel ortamlarda birbirlerini tamamlayacağını ifade eden Görgün, Türkiye'nin insansız sistemlerinin krizleri tırmandırmak için değil, saldırganlığı maliyetli, etkisiz ve sürdürülemez hale getirerek önlemek için geliştirildiğini vurguladı.

Stratejik Programlar ve Gelecek

Görgün, Türk savunma sanayisinin bir sonraki aşamasını şekillendirecek stratejik programlar arasında KAAN, KIZILELMA, ANKA III, TB3 ve katmanlı hava savunma sistemlerinin özellikle önemli olduğunu belirtti. "Tüm bu programların ortak özelliği izole projeler olmamalarıdır. Bir ekosistem oluştururlar ve bu ekosistem olgunlaştıkça, Türkiye'nin ihracat yetenekleri daha kapsamlı, daha entegre ve daha stratejik hale gelecektir." ifadesini kullandı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

NATO Zirvesi ve Türkiye'nin Rolü

"Ankara'daki NATO Zirvesi, Türkiye için sadece siyasi ve askeri açıdan değil, savunma sanayisi işbirliği açısından da önemli bir etkinlik olacaktır. Türkiye, güçlü bir sanayi tabanına, geniş bir mühendislik ekosistemine ve kara, deniz, hava, uzay, siber ve elektronik harp alanlarında büyüyen yeteneklere sahip bir NATO müttefikidir. Mevcut güvenlik ortamı, daha güçlü tedarik zincirleri, daha hızlı inovasyon döngüleri, daha fazla birlikte çalışabilirlik ve daha dengeli yük paylaşımı gerektirmektedir. Türkiye tüm bu alanlara katkıda bulunabilir." diyen Görgün, Türk şirketlerinin insansız sistemler, hava savunması, komuta ve kontrol, güvenli iletişim, elektronik harp, deniz sistemleri, siber dayanıklılık ve gelişmekte olan teknolojilerde NATO'nun yetenek ihtiyaçlarını destekleyebileceğini anlattı.

Görgün, "Türkiye hem Avrupa Birliği'ne hem de NATO'ya sadece askeri yetenekleriyle değil, aynı zamanda gelişmiş savunma teknolojileri, sanayi kapasitesi ve operasyonel olarak kanıtlanmış sistemleriyle de katkıda bulunmaktadır. NATO içinde inovasyon işbirliğine de önem veriyoruz. Gelecekteki güvenlik sorunları sadece geleneksel tedarik modelleriyle çözülemez. Silahlı kuvvetleri, sanayiyi, araştırma merkezlerini, üniversiteleri ve girişimleri daha dinamik bir şekilde bir araya getirmemiz gerekiyor. Türkiye, NATO'nun savunma sanayi ekosisteminde daha fazla sorumluluk almaya hazır. Müttefiklerimize mesajımız açık, daha güçlü bir Türk savunma sanayisi, daha güçlü bir ittifak demektir." şeklinde konuştu.