Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" taslağının, Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatleri gözetilerek hazırlandığını söyledi. DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, taslağın Türkiye'nin denizlerdeki menfaatlerine yönelik genel çerçeveyi belirlemeyi amaçladığını ifade etti. DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara ise düzenlemenin, Türkiye'de bu alandaki yasal boşluğu gidereceğini ve deniz yetki alanlarıyla ilgili faaliyetlerde kapsayıcı olacağını belirtti.
Taslak Hakkında Detaylar
DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi Yücel Acer de kanunun önemli bir eksikliği gidereceğini vurgulayarak, taslağın Yunanistan ile gerilim oluşturma amacı taşımadığını, sorunların diyalog yoluyla çözümünün hedeflendiğini söyledi. Acer ayrıca, Ege'de karasularının genişliği konusunda Cumhurbaşkanına yetki verildiğini, bunun Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne aykırı olmayacağını ve İstanbul ile Çanakkale boğazlarının Türkiye'nin iç suları statüsünü destekleyeceğini ifade etti.
Misak-ı Milli ve Mavi Vatan
"Türk denizlerinin Misak-ı Milli'si" olarak nitelenen ve "Mavi Vatan Kanunu" olarak da ifade edilen "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" için çalışmalar son aşamaya geliyor. Yasanın, yalnızca teknik bir deniz hukuku düzenlemesi değil; Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de Türkiye'nin egemenlik ve yetki alanı iddialarını iç hukuka bağlayan stratejik bir çerçeve olarak öne çıkması hedefleniyor. 1982 tarihli 2674 sayılı Karasuları Kanunu'nun ötesine geçmeyi amaçlayan düzenleme ile kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge (MEB), bitişik bölge ve deniz kaynaklarının korunmasına ilişkin dağınık yapının tek çatı altında toplanması amaçlanıyor. "Çerçeve yasa" eksikliğini gidermesi beklenen teklif, aynı zamanda "Mavi Vatan" doktrininin hukuki altyapısını güçlendirecek kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
DEHUKAM Basın Toplantısı
Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM), Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu Taslağı kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin bir basın toplantısı düzenledi.
Erhan: Türk Milletinin Hak ve Menfaatleri Dikkate Alındı
Toplantıya katılan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, deniz hukukunun dinamik olduğunu, bundan 20 yıl öncesi ile kıyaslanamayacağını ve sürekli genişlemeye devam eden bir hukuk alanı olduğunu belirtti. Türkiye'nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakından takip etmesi gerektiğine işaret eden Erhan, "Deniz hukuku terminolojisinin artık Türkiye sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet" değerlendirmesinde bulundu. DEHUKAM'ın deniz hukuku alanında önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Erhan, Türkiye'deki deniz hukuku çalışmalarının ise uzun bir süre önce başladığını aktardı. Erhan, "Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum" dedi. Kanun taslağının, Türkiye'nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunun altını çizen Erhan, "Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini dikkate alarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. 'Mavi vatan kanunu' Türkiye'ye ve Türk milletine hayırlı olsun" ifadelerini kullandı.
Önel: Hazırlanan Taslak Çerçeve Taslaktır
DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, hazırlanan taslağın geniş kapsamlı olacağını belirterek, "Dünyanın yüzde 75'i denizlerden oluşuyor. Dolayısıyla denizleri her alanda değerlendirmek gerek. Yapılan taslak çalışması da ülkemizin menfaatleri kapsamında genel bir çerçeveyi belirlemektir. Hazırlanan taslak çerçeve bir taslaktır" dedi.
Başkara: Cumhurbaşkanlığına Yetki Verilmesini Barındırmakta
DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara, taslağın esnek bir yazım tekniği ile derlendiğini ve kanun anlamında oluşan boşluğu doldurmak için hazırlandığının altını çizerek, "Özellikle son dönemde artan narkotik olaylar, deniz suçları gibi alanlarda da düzenlemeleri içinde barındıran bir kanundur. Türk yetki alanlarının genişliği ve düzenlemelerinin tespit ve genel kuralların belirlenmesi ve Cumhurbaşkanlığına yetki verilmesini barındırmaktadır" ifadelerini kullandı.
Türkiye Bütün Dünya Denizlerine İlişkin Gündeme Sahiptir
Başkara, kanunlaşması halinde birçok düzenlemenin hayata geçirileceğini belirterek, "Özel amaçlı deniz alanları ilanına ilişkin yetkileri de kanun vermektedir. Özel statüler ilan edilebilecektir. Türk yetki alanlarına ilişkin düzenlemeye yer verilmektedir. Türkiye'nin deniz yetki alanlarının belirlenmesinde ve buralardaki faaliyetlerin belirlenmesinde kapsayıcı olacaktır. Türkiye yalnızca kendini çevreleyen denizleri değil bütün dünya denizleri ile ilgili bir gündeme sahiptir. Türkiye BM deniz hukuku sözleşmesine haklı sebepler ile itirazına karşı BBNJ anlaşmasına ise taraf olmuştur" şeklinde konuştu.
Acer: Komşu Ülkelerle Sorunlar Çözülmüş Değil
DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi Yücel Acer, Türkiye'de ilk defa karasularına ilişkin kanunun 1962 yılında çıktığını, ardından ise 1982 yılında bir kanunun çıkarıldığını kaydetti. Acer, Türkiye'nin attığı adımlar olduğunu ifade ederek, "Türkiye'nin yaptığı uluslararası anlaşmalar var. Türkiye'nin kıta sahanlığını ilan etmesi, BM'ye bildirmesi Türkiye'nin deniz sahasına ilişkin kanun çalışmasının arttığını gösteriyor. Türkiye'de yakın zamanda mavi vatan kavramının özellikle genç nesil üzerinde etkili olduğunu biliyoruz. Türkiye deniz sorunlarını ilgili ülkelerle tamamen çözmüş değil. Özellikle bazı komşu devletler ile sorunlarımız devam ediyor. Biz tezlerimizin kanun ile güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorduk" dedi.
Türkiye'nin Menfaatlerini Destekleyecek Kararlar Alınacak
Kanunun çerçeve kanun olarak düşünüldüğünü belirten Acer, "Türk karasularının genişliği meselesi özellikle Ege Denizi bağlamında dikkat çekmektedir. 1964'ten beri Türk karasularının genişliği 6 mil olarak belirlenmiştir. 6 milden daha geniş karasularının açıklanması Türkiye'nin menfaatleri gereği vardır. Bu yetkiyi de Cumhurbaşkanımıza vermektedir. 1964'teki kararı destekleyecektir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne aykırı bir durum olmayacaktır. Çanakkale ve İstanbul boğazının Türkiye'nin iç suları olduğu desteklenecektir. Türkiye BM deniz hukuku sözleşmesine taraf değil. 160'ın üzerinde devlet bu sözleşmeye taraf. 82 sözleşmesinden ziyade uluslararası hukukun yazılı olmayan maddelerini bu yasa ile ortaya koymuş olacağız. Bu da elimizi kuvvetlendirecektir. Bu taslağın hazırlanmasındaki esas gaye Yunanistan ile bir sorun çıkartmak değil. Sorunların diyalogla çözülmesi için çaba gösteriyoruz. Yunanistan ise Türkiye ile yakınlık kurmakta zorlanıyor" şeklinde konuştu.



