İsrail basını, Amerika Birleşik Devletleri'nin Gazze Şeridi için hazırladığı yeni planın ayrıntılarını kamuoyuna duyurdu. Haberlere göre Washington yönetimi, bölgede istikrarı sağlamak amacıyla hazırlanan uluslararası mekanizmaya Türkiye'yi dahil etmekte ısrarlı görünüyor.
ABD'nin Planında Türkiye'nin Kritik Rolü
İsrail Devlet Televizyonu KAN'ın aktardığı bilgilere göre, Amerikalı yetkililer bu yeni girişimi İsrailli muhataplarına resmen sundu. Planın özünde, Türkiye'nin sahada doğrudan asker bulundurmadan sürece katkı sağlaması yatıyor. Ankara'dan beklenen, lojistik ve koordinasyon alanlarında uzaktan destek vermesi.
Bu çerçevede Türkiye, Gazze'de konuşlandırılması öngörülen uluslararası güce "ortak" statüsüyle entegre edilecek. Ancak Türk personelin bölgeye gitmeyeceği, bunun yerine Ürdün ve Mısır'daki arka üslerin kullanılacağı belirtiliyor. Türkiye'nin bu üsler üzerinden Gazze'deki güce lojistik yardım ulaştırması hedefleniyor.
İsrail İç Siyasetindeki Gerilimi Azaltma Hedefi
KAN'ın haberine göre, Amerikan önerisi İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hafta Florida'da yaptığı görüşmeden önce masaya yatırıldı. Washington'un bu hamlesinin arkasında birkaç stratejik hedef olduğu düşünülüyor.
Birincisi, Türkiye'yi bölgesel denklemde güvenilir bir aktör olarak konumlandırmak. İkincisi ve belki de daha önemlisi, İsrail'in iç siyasetinde olası bir muhalefet ve gerilimi en aza indirgemek. ABD, Türkiye'nin doğrudan askeri varlık göstermeyeceği bu modelle, İsrail kamuoyu ve siyasetçilerinden gelebilecek tepkileri yumuşatmayı amaçlıyor.
Sonuç ve Bölgesel Yansımalar
Bu gelişme, ABD'nin Gazze'nin geleceğine dair planlarında Türkiye'yi vazgeçilmez bir partner olarak gördüğünü ortaya koyuyor. 2 Ocak 2026 tarihinde gündeme gelen bu haber, bölgedeki güç dengelerinin yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor.
Plan hayata geçerse, Türkiye bölgesel istikrarın sağlanmasında kilit bir lojistik merkez haline gelecek. Ancak sürecin, özellikle İsrail içindeki siyasi tartışmalar ve bölge ülkeleri arasındaki diplomatik görüşmelerle şekillenmeye devam edeceği öngörülüyor.