ABD'nin Venezuela ve Grönland Hamlelerinin Ardındaki Nadir Toprak Elementleri Stratejisi
ABD'nin Venezuela ve Grönland Hamlelerindeki NTE Stratejisi

ABD'nin Jeopolitik Hamlelerinde Nadir Toprak Elementleri Stratejisi

Uluslararası güvenlik uzmanı Dr. Emine Çelik'in analizine göre, ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği saldırı ve akabinde Nicolás Maduro'nun kaçırılması ile başlayan uluslararası meşruiyet krizi, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın sıra dışı açıklamalarıyla daha da derinleşti. Bu süreçte, Venezuela'nın sahip olduğu nadir toprak elementleri (NTE) rezervlerinin, Trump yönetiminin jeopolitik manevralarının temel dayanak noktalarından biri olduğu görülüyor.

Petrol Mü Yoksa Nadir Toprak Elementleri Mi?

Venezuela'daki gelişmeler genellikle petrol odaklı enerji tartışmalarıyla gündeme gelse de, ülkenin ağır nadir toprak elementleri potansiyeli stratejik açıdan kritik önem taşıyor. Dünyadaki NTE'lerin yüzde 70'inden fazlası Çin'de çıkarılıyor ve işleme süreçlerinin yüzde 90'ı da Çin kontrolünde gerçekleşiyor. Küresel NTE pazarının 2026 yılına kadar 7.6 milyar dolara ulaşması beklenirken, Çin'in bu pazardaki hakimiyeti, ABD için alternatif kaynak arayışını zorunlu kılıyor.

Trump yönetimi, Çin'in 2025 sonrası NTE ihracat kısıtlamalarına karşılık olarak, Ukrayna, Avustralya, Kazakistan ve Japonya ile kritik mineraller konusunda anlaşmalar imzaladı. Bu hamleler, Çin karşıtlığı temelinde oluşturulmaya çalışılan bir "nadir toprak elementleri kümelenmesi" stratejisinin parçası olarak değerlendirilebilir. Venezuela'daki iktidar değişimi de, bu bağlamda, Batı'nın tedarik zincirlerini çeşitlendirme çabalarında önemli bir adımı temsil ediyor.

Grönland'ın Stratejik Önemi ve Nadir Toprak Elementleri Rezervleri

Trump'ın 2019 yılında Grönland'ı satın alma fikrini gündeme getirmesi, uluslararası hukuk normlarını hiçe sayan sıra dışı bir çıkış olarak görülse de, arka planda yine kaynak güvenliği endişeleri yatıyor. Grönland, Avrupa Komisyonu tarafından "kritik ham madde" olarak nitelendirilen 34 mineralden 25'ine sahip. Ada, uluslararası verilere göre 36-42 milyon metrik ton nadir toprak oksit rezervi barındırıyor.

Grönland'ın jeopolitik önemi yalnızca coğrafi konumuyla sınırlı değil. Ada, özellikle Güney Grönland'daki Tanbreez projesi ile dikkat çekiyor. Dünyanın en büyük geliştirilmemiş NTE yataklarından biri olan bu proje, yıllık 500 bin metrik ton üretim hedefliyor ve ağır nadir toprak elementleri varlığıyla katma değerini artırıyor.

ABD'nin Çin Etkisini Azaltma Çabaları ve Algoritmik Güç Mücadelesi

Tanbreez Mining'in CEO'su Greg Barnes, ABD'li yetkililerin projede Pekin bağlantılı şirketlere büyük satışlar yapılmaması konusunda ısrarcı olduklarını ifade etti. ABD Dışişleri Bakanlığı da, Çin'in etkisini azaltmak amacıyla, Critical Metals, Lockheed Martin ve Boeing gibi savunma yüklenicileriyle tedarik görüşmeleri gerçekleştirdi.

Bu perspektiften bakıldığında, Grönland ABD için yalnızca bir coğrafi bölge değil, aynı zamanda nadir toprak elementleri, enerji, veri ve algoritmik güç düğümü olarak okunabilir. Trump'ın Venezuela ve Grönland hamleleri, Çin ile ABD arasındaki teknolojik hegemonya mücadelesinin, yapay zeka için kritik hammadde ve enerji altyapısına yansıması olarak değerlendiriliyor.

Sonuç olarak, Trump döneminde şekillenen bu politikalar, uluslararası ilişkilerde ittifakların jeopolitik riskler ve fırsatlar üzerine yeniden yapılandırıldığı bir döneme işaret ediyor. Venezuela ve Grönland örnekleri, kaynak güvenliğinin ulusal güvenlik stratejilerinin merkezine yerleştiğini ve bu bağlamda nadir toprak elementlerinin jeolojik bir fırsattan çok daha fazlasını temsil ettiğini gösteriyor.