Yükseköğretim dünyası, dijital çağ ve demografik daralma arasında tarihi bir kırılma yaşıyor. Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) Yükseköğretim Politikası Direktörü Michael Gaebel, İstanbul’da yaptığı açıklamalarla üniversiteler için adeta bir "acil durum" reçetesi sundu. Gaebel, üniversitelerin hayatta kalmasının artık sadece akademik başarıya değil, hızla değişen beceri taleplerine ve toplumsal dönüşüme ne kadar çevik yanıt verdiklerine bağlı olduğunu söyledi.
Üniversitelerin hayatta kalması artık sadece akademik başarıya bağlı değil
Yeditepe Üniversitesi'nde düzenlenen Avrupa Üniversiteler Birliği 2026 Yıllık Konferansı'na katılan Gaebel, Habertürk'e üniversitelerin ve üniversite öğrencilerinin geleceğine dair izlenmesi gereken stratejik rotalardan bahsetti. Gaebel, üniversitelerin hayatta kalmasının artık sadece akademik başarıya değil, hızla değişen beceri taleplerine ve toplumsal dönüşüme ne kadar çevik yanıt verdiklerine bağlı olduğunu vurguladı. Avrupa Komisyonu tarafından geçen yıl başlatılan "Beceri Birliği" (Union of Skills) girişimini değerlendiren Gaebel, bu politikanın yükseköğretim kurumları için büyük bir fırsat olduğunu dile getirdi.
Her 4 üniversiteden biri kan kaybediyor
Üniversitelerin hayatta kalma mücadelesindeki en somut tehditlerden birinin demografik değişim olduğunu hatırlatan Gaebel, Avrupa genelinde her dört üniversiteden birinin halihazırda eskisine göre daha az öğrencisi olduğunu bildirdi. Üye üniversitelerle yapılan görüşmelerde bu konunun ciddiyetle ele alındığını belirten Gaebel, çözüm olarak üniversitelerin hedef kitlesini genişletmesi gerektiğini vurguladı. Buna göre kurumlar artık sadece okuldan yeni mezun olanlara değil; iş gücünde olan, yeniden eğitim almak ve becerilerini geliştirmek isteyen toplumun daha büyük bir kesimine hizmet etmek zorunda.
"Eğitime daha fazla yatırım ve finansman sağlanmalı"
Gaebel, 'Beceri Birliği'nin Avrupa Komisyonu’nun geçen yıl başlattığı nispeten yeni bir politika girişimi olduğunu söyleyerek, "Bu girişim, bir kriz döneminde ortaya çıkıyor. Bu dönemde öncelikli vurgu; Avrupa’nın, ekonomisinin ve toplumunun dayanıklılığını nasıl güçlendirebileceğimiz üzerine. Beceriler Birliği de tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor" dedi. Gaebel, bu girişimin eğitime, özellikle de yükseköğretime yönelik siyasi ilgiyi artırmak için bir çağrı niteliği taşıdığını ve eğitime daha fazla yatırım ve finansman sağlanması yolunda önemli bir adım olduğunu söyledi.
"Eğitimin doğası kökten değişti"
Becerilere yapılan bu vurgunun önemli olduğunu aktaran Gaebel, "Bu da yükseköğretim kurumları için olumlu bir durum; çünkü biz zaten beceri kazandırıyoruz; öğretim ve öğrenme süreçlerini yürütüyoruz. Ancak aynı zamanda öğrenme ve öğretme biçimlerinin değiştiğini ve hala değişmeye devam ettiğini de görüyoruz. Bir yandan bu değişim, yükseköğretim kurumlarının içsel bir süreci. Özellikle dijital gelişmeler, yapay zeka ve öğrenme-öğretme süreçlerimiz ile öğrenci deneyiminin nasıl değiştiği gibi konular üzerinde düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Eğitimin doğasının kökten değiştiğine dikkat çeken Michael Gaebel, geçmişle kıyaslandığında en büyük farkın süreklilik olduğunu söyledi.
Sürekli öğrenme dönemi
Gaebel, "Üniversitede aldığınız eğitim, aslında mezun olduktan sonra kendi başınıza veya resmi yollarla yapacağınız sürekli öğrenmenin temelidir. Öğrencileri eleştirel düşünen bireyler olmaları için eğitiyorsunuz. Onlara sadece kendi başlarına değil, ekipler halinde ve çok farklı yaklaşan insanlarla iş birliği içinde çalışmalarını sağlayacak kişisel becerileri kazandırıyorsunuz. Artık bir şeyi sadece bir kez öğrenmiyorsunuz; bu sürekli bir süreç." dedi.
İşte üniversitelerin yeni rolleri
Gaebel, yaşam boyu öğrenme ve sürekli mesleki gelişimin artık üniversitelerin en ciddi görevlerinden biri haline geldiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Şirketlerde veya toplumun diğer pozisyonlarında çalışan insanların becerilerini geliştirmelerine nasıl yardımcı olacağımız gerçekten çok önemli bir konu haline geldi. Üniversiteler bu yeni rolleri daha ciddiye almalı."



