Lübnan'da Sessiz Kriz: Cumhurbaşkanı Aoun ile Hizbullah Arasında Derin Ayrışma Büyüyor
Lübnan'da Cumhurbaşkanı-Hizbullah Arasında Derin Kriz

Lübnan'da Sessiz Kriz: Cumhurbaşkanı Aoun ile Hizbullah Arasında Derin Ayrışma Büyüyor

Lübnan'da geçici ateşkesin ardından Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un yaptığı ve devlet egemenliğini, savaş ve barış kararlarının yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olması gerektiğini vurgulayan konuşma, Beyrut'ta zaten kırılgan olan siyasi hattı daha da görünür biçimde gerdi. Aoun’un konuşması yalnızca teknik bir devlet söylemi olarak kalmadı; aynı zamanda Lübnan’ın bundan sonraki dönemde hangi çizgide ilerleyeceğine dair yeni bir tartışmanın da merkezine yerleşti.

Diplomatik Yol ile Direniş Ekseni Arasında Gerilim

Cumhurbaşkanı’nın diplomatik yol, ateşkesin korunması, müzakere hazırlıkları ve devletin tek meşru karar verici aktör olması yönündeki ısrarı, özellikle Hizbullah çevrelerinde “direniş” denklemine mesafeli yeni bir siyasal yöneliş olarak okunurken, cumhurbaşkanlığı ile Hizbullah arasında zaten zayıf olan bağlar daha da gerildi. Reuters’ın aktardığına göre Aoun, 17 Nisan’daki ulusa seslenişinde geçici ateşkesten “kalıcı anlaşmalara” geçilmesi gerektiğini savundu; müzakerenin taviz değil, Lübnan’ın egemenliği, birliği ve savunması için stratejik bir tercih olduğunu vurguladı.

Aynı konuşmada, Lübnan’ın artık yabancı çıkarların sahası olmayacağını söylemesi de, Hizbullah çevrelerinde doğrudan siyasi bir mesaj olarak algılandı. Bu nedenle son günlerde Hizbullah’a yakın isimlerden, destekçi çevrelerden ve partiye yakın medya organlarından yükselen eleştiriler, dağınık bir memnuniyetsizlik görüntüsünü aşarak daha örgütlü ve daha sert bir siyasal itiraz dalgasına dönüştü.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

İletişim Kanallarının Donması ve Köklü Görüş Ayrılıkları

Sahadaki en kritik başlıklardan biri de, cumhurbaşkanlığı ile Hizbullah arasındaki iletişim kanallarının neredeyse tamamen işlemez hale gelmiş olması. Taraflar arasındaki temas mekanizmaları bugün yok denecek kadar zayıf; üstelik geçmişte de güçlü değildi. Bu önemli ayrıntı, yaşananların ani bir patlamadan ibaret olmadığını, uzun süredir biriken bir soğumanın artık daha görünür hale geldiğini gösteriyor.

L’Orient-Le Jour, Aoun ile Başbakan Nevvaf Selam’ın 18 Nisan’daki görüşmesinde İsrail’le beklenen müzakerelere hazırlığın ele alındığını, aynı zamanda devlet egemenliğinin ülkenin tamamına yayılması ve silah tekeline devlet kurumlarının sahip olması yönündeki kabine kararlarının da gündeme geldiğini yazdı. Bu çerçeve, Lübnan’daki tartışmanın yalnızca bir dış politika başlığı değil, doğrudan Hizbullah’ın silahlı konumunu da ilgilendiren daha derin bir iç siyasi meseleye dönüştüğünü gösterdi.

Resmi Çatışma Yok Ama Siyasi Dil Savaş Gibi

Haberde yer alan en dikkat çekici unsurlardan biri, Hizbullah’a yakın kaynakların yaşananların cumhurbaşkanlığıyla “resmî bir yüzleşme” ya da “açık bir çatışma kararı” anlamına gelmediğini özellikle vurgulaması. Bu kaynaklara göre son günlerde yükselen sert çıkışlar, kurumsal bir savaş ilanı değil; Aoun’un pozisyonunda görülen değişime verilmiş siyasi bir cevap.

Fakat Lübnan siyasetinde çoğu zaman en sert krizler zaten “şimdilik sadece siyasi tepki” cümlesiyle başlar. Bu yüzden Hizbullah’a yakın kaynakların “resmî çatışma yok” vurgusu, gerilimi küçültmekten çok, mevcut sertliğin henüz kurumsal kopuş düzeyine çıkarılmadığını anlatıyor. Nitekim Hizbullah’a yakın Alahed ve Al Manar çizgisindeki yayınlarda doğrudan müzakerelere yönelik sert itirazların öne çıktığı görülüyor.

Anayasa ve Meşruiyet Kavgası

Hizbullah’a yakın kaynakların yaptığı anayasa ve ulusal mutabakat vurgusu, krizin asıl eksenini anlamak açısından son derece önemli. Çünkü bu vurgu, tartışmanın yalnızca siyasi çizgi farkı olmadığını; devletin savaş, barış, temsil ve müzakere yetkisinin sınırları üzerine kurulu daha derin bir meşruiyet kavgasına dönüştüğünü gösteriyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Başka bir ifadeyle Beyrut’ta bugün tartışılan şey sadece “İsrail’le görüşülsün mü, görüşülmesin mi” sorusu değil; “Lübnan’da nihai stratejik kararı kim verir” sorusudur. Hizbullah ve ona yakın medya açısından mesele, devletin tek otorite olması söyleminin pratikte “direnişin” etkisizleştirilmesi yönünde bir siyasi projeye dönüşme ihtimalidir.

Cumhurbaşkanlığı Geri Adım Atmıyor

Cumhurbaşkanı Aoun cephesi ise bütün bu sertleşmeye rağmen geri adım atmış görünmüyor. Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar Washington’daki toplantıya ve müzakere hazırlıklarına yöneltilen eleştirileri “uyumsuz sesler” ya da “marjinal çıkışlar” olarak görüyor ve Aoun’un çizgisini değiştirmeyeceğini belirtiyor.

Lübnan kaynakları da buna paralel biçimde, cumhurbaşkanlığının müzakere çerçevesini belirginleştirdiğini aktarıyor: ateşkesin tahkimi, İsrail’in güneyden çekilmesi, tutukluların geri alınması ve sınır ihtilaflarının çözümü. LBCI’nin haberinde Aoun, ateşkesi müzakerelere giden “zorunlu kapı” olarak tanımlarken bu sürecin hem içeride hem dışarıda destek gördüğünü söyledi.

Emel Hareketi'nin Dengeleyici Tavrı

Krizin ortasında en dikkat çekici denge unsurlarından biri ise Emel Hareketi’nin pozisyonu oldu. Meclis Başkanı Nebih Berri’nin temsil ettiği çizgi, Hizbullah’la aynı siyasi kampta kalmakla birlikte, cumhurbaşkanına yönelik saldırgan dili açık biçimde onaylamıyor. Emel Siyasi Büro üyesi Hasan Kablân, cumhurbaşkanlığı makamına yönelik sözlü ve siyasi saldırıları reddediyor; bunu da anayasal kurumlara saygı ilkesiyle temellendiriyor.

Bu tavır, Lübnan’daki gerilimin daha da büyümesini istemeyen bir iç dengeleme refleksi olarak okunabilir. Alahed ve Al Manar çizgisinde Berri’nin doğrudan müzakerelere karşı durduğu, ancak iç barışın korunmasına özel vurgu yaptığı görülüyor.

Lübnan Medyasında Üç Ayrı Hikâye

Bugün Lübnan medyasına bakıldığında, tek bir ortak anlatıdan söz etmek mümkün değil; ancak belirgin biçimde üç ana çerçeve öne çıkıyor:

  • Hizbullah yanlısı medya: Aoun’un “egemenlik” vurgusunu “direnişin kuşatılması” olarak sunuyor.
  • Devlet yanlısı medya: Ateşkes sonrası dönemi bir müzakere ve devlet restorasyonu fırsatı olarak okuyor.
  • Ara çizgi medya: Ateşkesin korunmasını ve iç patlamanın önlenmesini önceliyor, ancak Hizbullah’ın etkisinin bir kalemde silinmesini gerçekçi bulmuyor.

Ateşkes Dosyası Bir Güç Haritası Tartışması

Bu yüzden bugün Lübnan’da yaşanan gerilim, yalnızca ateşkesin nasıl uygulanacağına dair bir anlaşmazlık değil. Ateşkes, daha büyük bir tartışmanın kapağını açmış durumda. Cumhurbaşkanlığı cephesi, bunu Lübnan devletinin yeniden merkezileşmesi için fırsat olarak görüyor. Hizbullah çevreleri ise aynı dosyayı, savaşın sıcak aşamasından sonra “direnişi” siyasal olarak geriletme hamlesi şeklinde okuyor.

Sonuçta bugün Beyrut’ta yaşanan tablo şu: Hizbullah, “resmî çatışma kararı yok” diyor; ama partiye yakın medya, cumhurbaşkanlığının çizgisine karşı giderek daha sert ve daha kuşatıcı bir dil kuruyor. Cumhurbaşkanlığı, eleştirileri dikkate almadan müzakere hattında ilerliyor. Emel, aynı kampın içinden ama daha kurumsal ve daha frenleyici bir tonda konuşuyor. Lübnan’da bugün kimse açıkça kavga istemediğini söylüyor; fakat neredeyse herkes kavganın eşiğinde duruyor.