İran-ABD Görüşmelerinde Kritik Pazarlık: Savaşın Eşiğinde Tehlikeli Diplomasi Oyunu
İran ile ABD arasında Umman'da başlayan nükleer temaslar, tarafların "iyi niyet" açıklamalarına rağmen derin bir güven krizinin gölgesinde ilerlemeye devam ediyor. ABD basınına göre, Washington baskıyı artırırken, Tahran yıllardır uyguladığı taktiği yeniden devreye soktu. Bu strateji, hızlı bir diplomatik zafer arayan ABD Başkanı Donald Trump'ı geri adım atmaya zorlayabilir. Ancak bölgede artan askeri yığınak ve İsrail'in alarm hali, diplomasinin sınırlarını her geçen gün daraltıyor.
Görüşmelerin Arka Planı ve Taraflar
İran ile ABD arasında, Haziran 2025'te İsrail ve ABD'nin İran'a saldırıları sonrasında kesintiye uğrayan nükleer görüşmeler, Umman'da yeniden başlamıştı. Müzakereler, Tahran-Washington arasında tansiyonun yeniden yükseldiği, Washington'un Tahran'a karşı bölgede askeri yığınağını artırdığı bir dönemde gerçekleşmişti. Müzakerelerde İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil etmişti.
Diplomasi Oyunu ve Stratejik Hamleler
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yapılan görüşmeler için, "İran ile ABD arasında Maskat'taki müzakereler, tarafların görüşmeleri sürdürme yönünde mutabakata varmasıyla sona erdi." demişti. Bu açıklama, görüşmelerin devam edeceğine işaret ederken, taraflar arasındaki gerginliğin sürdüğünü de gösteriyor. Tahran'ın stratejisi, uzun vadeli diplomatik manevralarla Trump'ı köşeye sıkıştırmayı hedefliyor, ancak bölgedeki askeri hareketlilik bu süreci riske atıyor.
ABD'nin baskı politikasına karşılık İran'ın direnci, görüşmelerin karmaşık bir hal almasına neden oluyor. Her iki taraf da diplomatik kanalları açık tutmaya çalışırken, bölgedeki güç dengeleri ve uluslararası ilişkiler bu süreci doğrudan etkiliyor. İsrail'in alarm durumu ve diğer bölgesel aktörlerin tepkileri, müzakerelerin geleceğini belirleyecek kritik faktörler arasında yer alıyor.