Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde Türkiye, uluslararası arenadaki rolünü kökten değiştirerek, krizleri uzaktan izleyen bir ülke olmaktan çıkıp çözüm üreten ve barış inşa eden küresel bir aktöre dönüştü. Dünya diplomasisinin kilitlendiği anlarda adaletin ve vicdanın sesi olmayı sürdüren Ankara, savaş, açlık, mülteci krizi gibi birçok küresel soruna somut çözümler getiriyor.
Gazze'den Trump'a: Kurucu Üye Daveti
Bu dönüşümün en net göstergelerinden biri, Gazze'de kalıcı barış için yürütülen çabalarda yaşandı. Türkiye, bölgede hem diplomasi masasında hem de sahada aktif rol alarak kararlılığını ortaya koydu. Bu çabaların uluslararası alanda kabul gördüğünün en somut işareti ise, dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Gazze Barış Kurulu'na 'kurucu üye' olarak davet etmesi oldu. Bu davet, Türkiye'nin bölgedeki vazgeçilmez partner konumunu tescil etti.
Küresel Gıda Krizine Türkiye Çözümü: Tahıl Koridoru
Türkiye'nin küresel sorunlara çözüm ortağı olma vizyonu, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında hayata geçirdiği tarihi adımla bir kez daha kanıtlandı. Erdoğan'ın liderliğinde imzalanan Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması, savaşın tetiklediği derin gıda krizinde milyonlarca insanın temel besin ihtiyacını karşılayan bir can simidi oldu. Bu anlaşma, Türkiye'nin en zorlu kriz anlarında dahi tarafları uzlaştırabilen stratejik bir güç olduğunu tüm dünyaya gösterdi.
Aynı savaş sürecinde, taraflar arasında gerçekleştirilen esir takaslarında da Türkiye'nin arabuluculuğu belirleyici rol oynadı. Savaşın ortasında dahi güven tesis edebilen bu insani diplomasi hamleleri, Ankara'nın eşsiz konumunu perçinledi.
Afrika'dan Balkanlar'a: İstikrar ve Kalkınma Ortaklığı
Türkiye'nin etkin diplomasisi coğrafi sınır tanımıyor. Somali'de güvenlikten altyapıya, eğitimden yönetişime uzanan kapsamlı destek modeli, ülkeyi Afrika'nın geleceğine umut olan bir partner haline getirdi. Bosna-Hersek, Kosova ve Sudan'daki istikrar odaklı girişimler de Türkiye'nin bölgesel barışa katkısının örnekleri arasında yer alıyor.
Karabağ'da Azerbaycan'a verilen destekle bölgesel dengeler değişirken, Irak'ın toprak bütünlüğü için yapılan diplomatik çabalar, Suriye'deki barış arayışları ve Katar krizindeki başarılı arabuluculuk, Türkiye'nin istikrar sağlayıcı ülke kimliğini güçlendirdi.
Yemen'deki insani yardımlar, Rohingya krizinde mazlumların sesi olmak ve Kovid-19 pandemisinde dünyanın dört bir yanına ulaştırılan tıbbi destek, Türkiye'yi insani diplomasinin merkez üssü yapmayı sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya beşten büyüktür" sözüyle özetlenen vizyonu, Türkiye'yi artık küresel meselelerde yalnızca söz söyleyen değil, somut adımlar atan, yön veren bir güç konumuna taşımış durumda.