ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'daki protestolar sırasında gündeme gelen askeri müdahale planlarından geri adım attığı ortaya çıktı. Bu kararın arkasında ise Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin yoğun diplomatik çabaları yer alıyor.
Diplomasi Ateşi Söndürdü: Bölge Ülkelerinden Kritik Uyarı
İngiliz The Guardian gazetesinin analizine göre, ABD yönetiminin olası bir hava saldırısı seçeneğini masadan kaldırmasında, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Umman'ın Washington'a yaptığı ortak uyarılar etkili oldu. Söz konusu ülkeler, İran'a yapılacak bir askeri müdahalenin Orta Doğu'da kontrol edilmesi güç, geniş çaplı bir kaosa yol açabileceği konusunda ABD'yi uyardı.
Bu diplomatik temaslar neticesinde, müttefik ülkelerin ikna edici çabalarının, Trump'ı Çarşamba gecesi için planlanan askeri harekattan şimdilik vazgeçmeye yönelttiği belirtiliyor. Gelişme, bölgesel krizlerde diplomasinin ve arabuluculuğun ne kadar hayati bir rol oynayabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
İran'daki Protestoların Ağır Maliyeti
Diplomatik manevraların arka planında, İran'da devam eden ve ağır sonuçlar doğuran protesto hareketi bulunuyor. 28 Aralık'ta, İran riyalinin rekor değer kaybetmesinin ardından Tahran'da kapalı çarşı esnafının başlattığı gösteriler, başta gençler olmak üzere yüz binlerce kişinin sokağa dökülmesiyle devam ediyor.
İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'nın (HRANA) paylaştığı verilere göre, protestolar sırasında 2 bin 677 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 600'den fazla kişi yaralandı ve 19 bin 97 kişi gözaltına alındı. Tahran yönetimi ise ölü sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor.
Sonuç ve Olası Gelişmeler
Yaşananlar, uluslararası ilişkilerde tek taraflı hamlelerin risklerini ve bölgesel aktörlerin istikrar arayışındaki kritik konumunu ortaya koydu. Türkiye ve Körfez ülkelerinin inisiyatif alarak potansiyel bir savaşın eşiğinden dönülmesinde oynadığı rol, gelecekte benzer krizlerde de diplomasinin öncelikli araç olması gerektiğini hatırlattı.
Ancak, İran'daki iç siyasi gerilim ve ABD yönetiminin tahrik edici açıklamaları devam ettiği sürece, bölgedeki gerginliğin tamamen sona ermesi beklenmiyor. Tüm tarafların ılımlılığı ve diyalogu sürdürmesi, daha büyük bir çatışmanın önlenmesi açısından hayati önem taşıyor.