Hürmüz Boğazı'nda Yaşanan Gerginlik Küresel Ekonomiyi Tehdit Ediyor
Geçtiğimiz hafta, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmaya yönelik girişimleri dünya gündemine oturdu. Bu hamle, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği geniş çaplı hava operasyonuna bir yanıt olarak geldi. İran, aynı zamanda Körfez ülkelerindeki Amerikan askeri tesislerini hedef aldı. Böylesine büyük bir jeopolitik çatışmanın küresel ekonomilere yansımalarının kaçınılmaz olduğu uzmanlar tarafından vurgulanıyor.
Enerji Piyasalarında İlk Şok Dalgası Hissedildi
Küresel enerji piyasasının kalbi olarak nitelendirilen bölgede yaşananlar, ilk etkisini petrol fiyatlarında gösterdi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve LNG sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor. Boğazın kapatılma tehdidiyle birlikte petrolün varil fiyatı 60 dolardan 85 doların üzerine fırladı. Analistler, çatışmanın uzaması durumunda bu fiyatın 120 doları aşabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Ancak piyasalar, mevcut durumda ABD-İsrail saldırılarının önümüzdeki 3-4 hafta içinde sona ereceğini öngörüyor. Bu beklentinin arkasında, Kasım ayındaki ara seçimler yaklaşırken ABD Başkanı Donald Trump'ın yüksek akaryakıt fiyatlarının seçmenleri olumsuz etkilemesini istememesi yatıyor. Fakat, Trump'ın bu konuda ne kadar kontrol sahibi olduğu büyük bir soru işareti. Birçok uzman, İsrail'in baskısıyla Trump'ın savaşa sürüklendiği görüşünü paylaşıyor.
Enflasyon Riski ve Türkiye'nin Aldığı Proaktif Önlemler
Jeopolitik gerilimlerin en belirgin ekonomik yansıması enflasyon üzerinde oluyor. Türkiye'de Şubat ayı enflasyon verileri de bu riski teyit eder nitelikte. Piyasa beklentisi yüzde 2.87 iken, aylık enflasyon yüzde 2.96 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyon ise yüzde 30.65'ten yüzde 31.53'e yükseldi. Normal şartlarda mart ayından itibaren düşüş beklenirken, jeopolitik gelişmeler enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir.
Bu risklere karşı Türkiye ekonomi yönetimi, erken tedbir alma yoluna gitti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bir haftalık repo ihalelerini geçici olarak durdurarak para politikasını örtük şekilde sıkılaştırdı. Ayrıca, spot piyasada gereksiz döviz talebinin önüne geçmek için TL uzlaşmalı vadeli döviz satım ihaleleri başlatılacağı duyuruldu.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ise eşel mobil sistemini yeniden devreye aldı. Bu sistem sayesinde, dolar bazında petrol fiyatları artsa bile pompa fiyatlarının bu artıştan daha az etkilenmesi sağlanacak. Akaryakıttan alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranı düşürülerek, vatandaşın yükünün hafifletilmesi hedefleniyor. Örneğin, benzin fiyatındaki 10 TL'lik teorik artışın 7.5 TL'si ÖTV indirimiyle karşılanacak.
Zorlu Koşullara Rağmen Ekonomik Büyüme Devam Ediyor
Tüm bu sıcak gelişmeler arasında, Türkiye ekonomisinin 2025 performansı umut verici. Ekonomi, 2025'in son çeyreğinde yüzde 3.4 oranında büyüyerek, yıl genelinde yüzde 3.6'lık büyüme rakamına ulaştı. Yüksek faiz ortamı dikkate alındığında, bu performans kayda değer bulunuyor.
Büyümenin motoru yatırım harcamaları oldu. 2025'teki yüzde 3.6'lık büyümenin 1.8 puanı yatırımlardan geldi. Tüketim harcamaları son çeyrekte güçlü seyrini sürdürürken, net ihracat ise olumsuz bir dönem geçirdi. Uzmanlar, enflasyonun kontrol altına alınması ve jeopolitik gerilimlerin yatışması durumunda, Türkiye'nin ekonomik potansiyeline 2027'de ulaşabileceğini öngörüyor.
Diplomatik çözüm arayışlarında Türkiye'nin ciddi çaba harcadığı belirtilirken, bölgesel istikrarın sağlanmasının küresel ekonomi için hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.



