TCMB'den Önemli Kararlar: Bir Şirketin İzni Genişlerken Diğerinin Sona Erdi
TCMB'den iki şirkete faaliyet izni kararı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), finansal sistemdeki düzenleyici rolü kapsamında iki önemli karara imza attı. 9 Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan kararlarla, bir şirketin faaliyet alanı genişletilirken, bir diğer şirketin izni hukuki süreç nedeniyle sonlandırıldı.

Gönderal'ın Faaliyet Alanı Genişliyor

TCMB, Gönderal Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ için verilen faaliyet izninin kapsamını artırdı. Resmi Gazete'de ilan edilen karara göre, şirket artık elektronik para ihracı hizmeti sunabilecek. Aynı zamanda, ödeme hizmeti sağlayıcısı olarak faaliyet göstermeye de devam edecek.

Bu genişleme kararı, Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak alındı. Karar, şirketin finansal teknoloji ekosistemindeki rolünü ve sunduğu hizmet çeşitliliğini önemli ölçüde artıracak.

Paynet'in Faaliyet İzni Sona Erdi

Diğer yanda, Paynet Ödeme Hizmetleri AŞ'nin ödeme kuruluşu olarak faaliyet gösterme izni sona erdi. TCMB'nin tebliğine göre, iznin sona ermesi şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle kanun gereği kendiliğinden gerçekleşti.

Yine aynı kanun uyarınca, Paynet Ödeme Hizmetleri AŞ'nin faaliyet izni hukuki olarak son bulmuş oldu. Bu durum, şirketin artık ödeme hizmeti sağlayıcısı olarak operasyonlarını yürütemeyeceği anlamına geliyor.

Piyasa ve Düzenleyici Çerçeve

Bu kararlar, TCMB'nin finansal piyasaları düzenleme ve denetleme konusundaki aktif rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle ödeme hizmetleri ve elektronik para sektörü, sıkı denetim ve net kurallar çerçevesinde ilerlemeye devam ediyor.

Gönderal'ın izninin genişletilmesi, sektördeki büyüme ve inovasyon potansiyeline yönelik olumlu bir işaret olarak değerlendirilebilir. Paynet örneği ise, düzenleyici çerçevenin tüzel yapılardaki değişikliklere nasıl otomatik olarak yanıt verdiğini gösteriyor.

Sonuç olarak, TCMB'nin bu hamleleri, Türkiye'nin finansal altyapısının şeffaflık ve güvenilirlik ilkeleri doğrultusunda güçlendirilmesi yönündeki çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor.