Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, merkezin hazırladığı 'Türkiye'nin Kritik Enerji Mineralleri Görünümü Raporu'na ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Güray, kritik minerallerin sadece enerji sektörü için değil, ekonomik güvenlik ve teknolojik bağımsızlık açısından tüm stratejik sektörler için hayati öneme sahip olduğunun altını çizdi.
Kritik Mineraller: Enerji Dönüşümünün ve Daha Fazlasının Anahtarı
Bora Şekip Güray, elektrifikasyonun hızlanmasıyla birlikte enerji sisteminin mineral yoğunluğunun arttığını belirtti. Temiz enerji teknolojileri, elektrik şebekeleri ve enerji depolama sistemlerinin bu minerallere olan talebi hızla yükselttiğini ifade eden Güray, konunun 2025 yılında küresel gündemin üst sıralarına yerleştiğini kaydetti. Uluslararası Enerji Ajansı'nın tespit ettiği 20 stratejik mineralin 19'unda Çin'in pazar lideri olduğuna dikkat çekerek, bazı minerallerde bu bağımlılığın yüzde 90'ları aştığını vurguladı.
Güray, "Kritik mineralleri konuştuğumuzda odak enerjiye kayıyor. Ancak bunlar enerjinin ötesinde; çip teknolojileri, yapay zeka, savunma sanayii, havacılık ve uzay gibi ulusal güvenlikle bağlantılı alanlar için de olmazsa olmaz, çok kıymetli girdiler" dedi.
Beylikova Sahası: Değer Zincirini Tamamlamak Önemli
Raporda ve Güray'ın açıklamalarında öne çıkan bir diğer konu ise Eskişehir'deki Beylikova nadir toprak elementleri sahası oldu. Dünyanın en büyük ikinci rezervi olarak açıklanan sahanın, küresel tedarik zincirlerini çeşitlendirme arayışındaki ülkeler için güvenilir bir alternatif sunma potansiyeli taşıdığı belirtildi.
Güray, "694 milyon tonluk kaynağın karşılığı 12-12.5 milyon ton nadir toprak elementi. Esas değer, nadir toprak oksitlerinden kalıcı mıknatısa giden yolculuğu tamamlamak; yani değer zincirini bütüncül planlamak" diye konuştu. Bu mıknatısların elektrik motorları, rüzgar türbini jeneratörleri ve daha birçok ileri teknoloji üründe kullanıldığını, bu alanda da Çin'in yüzde 94'lük bir pazar payına sahip olduğunu ekledi.
Bu süreçte teknoloji ve yatırım ihtiyacına değinen Güray, pilot tesisin ölçeklendirilmesi, Ar-Ge, inovasyon ve uluslararası işbirliklerinin Türkiye için büyük bir fırsat penceresi açtığını söyledi.
Lityum Talebinde Patlama ve İnsan Kaynağının Rolü
Rapora göre, elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemlerindeki büyümeye bağlı olarak lityum, en hızlı büyümesi beklenen kritik mineral olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin lityum ithalatının 2020'de 280 milyon dolardan 2024'te 1.3 milyar dolara yükseldiği bilgisi paylaşıldı. Güray, nikel, kobalt ve grafit gibi batarya minerallerinde de benzer bir talep artışı beklendiğini ifade etti.
Sürecin en önemli ayaklarından birinin ise nitelikli insan kaynağı olduğunu vurgulayan Güray, özellikle rafinaj ve işleme teknolojilerinin bu işin kalbinde yer aldığını söyledi. "Çin'in çok önde gittiği, diğer ülkelerin geride kaldığı bir yarış var. Bu bir yatırım, teknoloji ve insan kaynağı yarışı" diyen Güray, müfredattan akademi-sanayi işbirliklerine kadar geniş bir alanda çalışma yapılması gerektiğini, bunun Türkiye için aynı zamanda bir istihdam ve kabiliyet geliştirme fırsatı olduğunu sözlerine ekledi.
IICEC Direktörü, Türkiye'nin bu alandaki yolculuğunda riskleri minimize ederken, Beylikova gibi potansiyelleri değerlendirerek fırsatları maksimize etmesinin, ekonomik ve stratejik geleceği için belirleyici olacağının altını çizdi.