Her yıl 25 Nisan'da Çanakkale Kara Savaşları anma törenleri kapsamında Gelibolu Yarımadası'ndaki Anzak Koyu'nda "Şafak Ayini" düzenleniyor. Tarihi vesikalar, kamuoyunda Mustafa Kemal Atatürk'ün 1934'te Anzak annelerine gönderdiği mesajla bilinen bu bölgede, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlere ait mezarlara Cumhuriyet'ten önce Osmanlı'nın sahip çıktığını ortaya koyuyor.
Osmanlı'nın Mezarlara Sahip Çıkması
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay'ın araştırmasına göre, İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası'nda savaş devam ederken hayatını kaybeden askerlerini belirli bölgelere gömdüler. Pek çok askerin cesetleri ise hava şartları ve savaşın acımasızlığı içerisinde toplu mezarlara defnedildi. İngiliz ve Fransızlar Gelibolu Yarımadası'nı terk ederken savaş sırasında oluşturulan mezarlıkların ve bazı anıtların etraflarını taş, dikenli, çalılıklar ve ağaçlarla çevirdiler.
1916'da İngiliz Talebi
Dr. Atabay'ın bulgularına göre, 1916 yılında İngilizler tarafsız devlet olan ABD aracılığıyla Osmanlı'dan, Gelibolu Yarımadası'nda hayatını kaybeden askerlerinin mezarlarına gerekli saygıyı ve korumayı göstermeleri konusunda talepte bulundular. Bu talep üzerine Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı bölgedeki 5'nci Ordu Komutanlığı'na bu konuyla ilgili gerekli talimatı verdi.
Enver Paşa'nın Cevabı
Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa, Mart 1916'da yazdığı cevapta, Gelibolu Yarımadası'nda özellikle Osmanlı savunma sistemi içerisinde kalan mezarların, Osmanlılara ait bile olsa askerlerin sağlığı ve tahkimatın gereği olarak daha gerilere nakledileceğini belirtti. Enver Paşa'ya göre İngiliz ve Fransızlar mezarlıkları bahane ederek buraları sürekli ziyaret etmek isteyecekler ve büyük ve geniş sahaları kapsayan abide ile mezarlıklar inşa ederek Osmanlı Hükümeti'ni sürekli meşgul etmek isteyeceklerdi.
Beşinci Ordu'ya Talimat
Osmanlı İmparatorluğu, Gelibolu'da gerek kendi şehitlikleri ve anıtları gerekse yabancı mezarlık ve anıtlara zarar verilmemesi için 5'nci Ordu'ya gerekli talimatı verdi ve iki yüz kişiden oluşan bir birlikle yağmur, sel ve diğer doğal nedenlerle açığa çıkmış veya gömülememiş askerlerin naaşlarının gömülmesini temin etti.
Papalık Temsilcisi'nin Raporu
Konuyla ilgili endişeleri gidermek için Papalık Temsilcisi Monseigneur Dolci'nin Gelibolu'daki savaş alanlarını dolaşmasına izin verildi. Dolci, incelemelerinden sonra hazırladığı raporunda yabancı mezarlara ait dikilmiş olan tahta haçların soğuk havalarda asker ve siviller tarafından sökülerek yakıldığını ve tahrip edildiğini belirtti. Ancak genel olarak mezarların sağlam olduğunu, bu tür olumsuzlukların ortadan kaldırılması için Osmanlı İmparatorluğu'nun gerekli önlemleri aldığını, tahrip olan mezarların bakımının yapıldığını ve etraflarının dikenli telle çevrildiğini, haç işareti kaybolan mezarlara da taşlar konulduğunu rapor etti. Hatta müracaat edilmesi halinde Osmanlı yetkililerinin yabancılara ait bazı mezarları ülkelerine nakletmelerine izin verebileceğini Papa'ya bildirdi.
Papalık Açıklaması
Papalıktan yapılan açıklamada endişe edilecek bir durum bulunmadığı kayda geçirildi. Açıklamada ayrıca Osmanlı Devleti'nin, Gelibolu Yarımadası'ndaki mezarlıklara gerekli özen ve korumayı gösterdiği belirtildi.



