Yalova Saldırısı: DEAŞ ve FETÖ'nün Aynı Kirli Yöntemi Ortaya Çıktı
DEAŞ ve FETÖ'nün Aynı Kirli Yöntemi Açığa Çıktı

Yalova'da gerçekleşen hain saldırı, terör örgütü DEAŞ'ın kullandığı yöntemlerin, daha önce FETÖ tarafından da kullanılan kirli taktiklerle benzerlik taşıdığını bir kez daha gözler önüne serdi. Örgüt, dini değerleri istismar ederek gençleri tuzağına düşürüyor.

Yalova'daki Saldırının İdeolojik Arka Planı

Yalova'da 3 polis memurunun şehit edildiği ve 6 teröristin öldürüldüğü saldırıya ilişkin soruşturmada çarpıcı detaylar ortaya çıktı. SABAH gazetesinin ulaştığı iddianameye göre, saldırganların DEAŞ'ın ideolojik propagandasını yapan yayınları takip ettikleri ve örgüt evi olarak kullanılan sözde mescitlere gittikleri tespit edildi.

İddianamede, zanlıların DEAŞ ideolojisini benimsediği, dijital iletişim kanalları üzerinden örgütsel temaslarda bulunduğu ve silah temin faaliyetleri yürüttüğü belirtildi. Bu bulgular, örgütün nasıl bir yapılanma içinde olduğunu gösteriyor.

Uzman İbrahim Keleş'ten Kritik Uyarılar

Strateji ve Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş, SABAH'a yaptığı değerlendirmede DEAŞ'ın tehlikeli zihniyetine dikkat çekti. Keleş, "DEAŞ'ın sahip olduğu anlayış, İslam'ın emir ve metotlarını bir kenara bırakıyor. İslam'ı, gerçek İslam'dan uzak ve çok farklı bir şekilde yorumluyorlar. Buna 'tekfir etme' deniliyor. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi kâfir ilan eden bir zihniyetleri var" ifadelerini kullandı.

Keleş, bu zihniyetin Türkiye'yi kaosa sürüklemek istediğini vurgulayarak, örgüt yanlılarının devlet okullarını ve Diyanet'e bağlı camileri reddedip, kendi kapalı devre ibadethanelerinde (hücre evi) toplandıklarını söyledi.

FETÖ ile Çarpıcı Benzerlikler

İbrahim Keleş, DEAŞ'ın tıpkı FETÖ gibi davrandığının altını çizdi. "İkisi de kuralları kendilerine göre koyuyor. İslam'ın merhamet boyutunu görmezden gelen aşırılıkçı bir grup. Müslüman görünüyorlar ama adeta yeni bir din icat etmiş durumdalar" dedi.

Keleş, FETÖ'nün de çocukları kendi kapalı eğitim kurumlarında ve hücre evlerinde yetiştirdiğini hatırlatarak, ailelere önemli bir uyarıda bulundu: "İnanç bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı önce aile, sonra devlet kurumlarının doğru bir şekilde öğretmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu tür merdiven altı din anlayışları ortaya çıkıyor ve gençlerimiz maalesef bu tuzaklara düşebiliyor."

Uzman, ailelerin çocuklarının eğitim ve inanç gelişiminde daha aktif rol alması gerektiğini, aksi halde benzer vakalarla daha sık karşılaşılabileceğini sözlerine ekledi.