Dijital İşgal Alarmı: Yabancı Platformlar Milli Güvenlik Tehdidi
Dijital İşgal: Yabancı Platformlar Milli Güvenlik Sorunu

Türkiye'de faaliyet gösteren ancak yatırım yapmayan ve topladıkları verileri paylaşmayan yabancı dijital platformlar, uzmanları alarma geçirdi. Bu platformlar, denetim mekanizmalarının dışında kalarak 'dijital işgal' olarak adlandırılan ciddi bir milli güvenlik sorununa dönüşüyor.

Denetimsiz Güç ve Ekonomik Tehdit

Savunma ve Güvenlik Analisti Mahmut Bölükbaş, yabancı dijital platformların hukuki olarak denetlenmesinin mümkün olmadığını vurguluyor. Bölükbaş, "Türkiye 80 milyonun üzerinde ve büyük çoğunluğu genç popülasyondan oluşan bir tüketim toplumu. Bu pazarı biz yabancıların toplumsal dönüştürme aracı olarak kullanmasını istemiyorsak örflerimizi koruyacak şekilde dizayn edebiliriz" ifadelerini kullanıyor.

Ekonomik açıdan bakıldığında tablo endişe verici. 2024 yılında Türkiye'den reklam aracılığıyla yabancı medya platformlarına 158 milyar lira aktarıldı. Bu kaynak aktarımı, yerel ve bağımsız medyanın ayakta kalmasını giderek zorlaştırıyor. Reklam pastasındaki pay dağılımındaki değişim çarpıcı:

  • 2014'te reklam harcamalarının neredeyse tamamı yerel medyadaydı.
  • 2019'da yerel medya gelirini yarı yarıya kaybetti.
  • 2024'te yerel medyanın reklam pastasındaki payı sadece %26'ya düştü.
  • Yabancı dijital platformların payı ise 2019'da %48 iken, 2024'te %74'e yükseldi.

Bu platformların Türkiye'de yatırım ve istihdam sağlamadığı, dolayısıyla bir gider kalemlerinin de bulunmadığı belirtiliyor. Bu durum, vergi oranları açısından %30'lara varan haksız rekabete yol açıyor.

Toplumsal Etki ve Algoritma Tehlikesi

Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, konunun bir diğer boyutuna dikkat çekiyor. Kırık, "Günümüzde dijital platformlar, sosyal medya ve internet ortamı artık milli bir güvenlik sorunu haline geldi" diyerek uyarıyor. Kırık'a göre, bu platformlarla rekabet ortadan kalkarsa Türk medyası derin bir yara alacak ve bu durum gerçek anlamda bir milli güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkacak.

Denetim konusunda ciddi bir eşitsizlik söz konusu. Televizyon kanalları RTÜK tarafından sıkı bir şekilde denetlenirken, yabancı dijital platformlar ve sosyal medya mecraları için aynı durum geçerli değil. Şeffaf olmayan algoritmalar, Türkiye'nin toplumsal ve siyasal gündemine müdahale aracı olarak kullanılabiliyor.

Uzmanlar, özellikle çocuklar ve gençler üzerindeki etkilere vurgu yapıyor. Kontrolsüz içerik akışı ve kişiselleştirilmiş algoritmaların, ahlaki ve toplumsal yozlaşmalara neden olduğu belirtiliyor. Ayrıca, milyonlarca kullanıcının kişisel verisi, bu platformların veri tabanlarında izinsiz bir şekilde depolanıyor ve bu durum veri güvenliği açısından büyük bir risk oluşturuyor.

Küresel Tepkiler ve Çözüm Arayışları

Dijital işgal tehdidi sadece Türkiye'ye özgü değil. Başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere birçok ülke, internet üzerindeki bu tek taraflı hakimiyete karşı tedbirler almaya çalışıyor. Uzmanlara göre amaç, dijitalleşmeyi engellemek değil, adil rekabet koşulları oluşturarak Türkiye'de üretilen içeriğin ekonomik ve toplumsal değerini koruyabilmek.

Savunma ve Güvenlik Analisti Mahmut Bölükbaş'ın değerlendirmesi ise konuyu stratejik bir boyuta taşıyor: "4 tarafımızda savaşlar çatışmalar dönüyor ve Türkiye bunların içinde güvenli ve barış içinde kalmayı başarabiliyor. Baktılar terörizmle olmuyor bu yolu deniyorlar." Bu ifadeler, dijital platformların yeni bir mücadele alanı olarak görüldüğünü gösteriyor.

Sonuç olarak, yabancı dijital platformların denetimsiz faaliyetleri, ekonomiden toplum sağlığına, veri güvenliğinden ulusal medyanın geleceğine kadar birçok alanda milli güvenlik odağında ele alınması gereken bir tehdit halini almış durumda. Uzmanlar, acilen etkin bir hukuki ve teknik düzenleme çerçevesi oluşturulması çağrısında bulunuyor.