Gemi Saldırısında Yeni Gelişmeler: İlk İddialar Şüpheli Hale Geldi
26 Mart tarihinde meydana gelen gemi olayının ardından, ilk anlardan itibaren geminin yardım isteyen telsiz görüşmelerine dayanarak dron ve insansız deniz aracı (İDA) ile hedef alındığına dair kesin bir kanaat bulunuyordu. Ancak, edinilen yeni bilgiler bu durumu sorgulatıyor. Yardım isteyen kişinin konuşmalarında, köprü üstünün dron ile vurulduğunu, patlama yaşandığını ve cihazların çalışmadığını ifade etmesine rağmen, olay sonrası çekilen fotoğraflarda köprü üstünde herhangi bir hasarın gözükmediği tespit edildi. Bu durum, gemiye dron saldırısı olduğu bilgisini şüpheli hale getirdi ve soru işaretlerini artırdı.
İDA Saldırısı İddiası Kanıtlanamıyor
İnsansız deniz aracı saldırısına uğradığı iddiasını destekleyecek herhangi bir somut bulgu olmadığı da açıklandı. Yapılan detaylı incelemelerde, makine dairesindeki hasarın su hattının tam 14-16 metre altında olduğu belirlendi. Uzmanlar, bir İDA'nın teknik olarak bu derinlikte bir zarara yol açmasının imkânsız olduğunu vurguladı. Ayrıca, bölgede 7/24 keşif ve gözetleme yapan Deniz Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik unsurlarının varlığı dikkate alındığında, saldırının İDA tarafından gerçekleştirilmiş olma ihtimalinin oldukça düşük göründüğü öğrenildi.
Mayın İnfilakı İhtimali de Zayıf Görünüyor
Gemiye sürüklenen bir mayının zarar verme olasılığı da değerlendiriliyor, ancak uzmanlar bu senaryonun da güçlü olmadığını ifade ediyor. Hasarın su seviyesinin 14-16 metre altında ve geminin kıç olarak adlandırılan arka tarafında meydana gelmesi, olayın sürüklenen mayın infilakı sonucu olma ihtimalini zayıflatıyor. Torpido atılması veya insansız denizaltı aracı kullanılması gibi diğer ihtimaller de mevcut bilgiler ışığında çok olası görünmüyor, bu da alternatif senaryoların araştırılmasını gerektiriyor.
Sabotaj Senaryosu Öne Çıkıyor
Hasarın derinliği, geminin arka tarafında oluşması ve tam olarak makine dairesine zarar vermesi, ham petrolün bulunduğu depolara mesafeli olması gibi faktörler, patlamanın Türk karasularına yakın bir mesafede gerçekleşmesiyle birleştiğinde, sabotaj ihtimalini güçlendiriyor. Özellikle, hasarın önceden yerleştirilen patlayıcılar sonucu oluşmuş olabileceği ve bunun en muhtemel senaryo olduğu belirtiliyor. Limanda yükleme esnasında bu tür bir sabotajın gerçekleştirilmesi daha olası görülüyor, bu da olayın arka planına dair yeni soruları gündeme getiriyor.
Olayın Faili Ortaya Çıkıyor mu?
Yaşanan saldırıyı değerlendiren kaynaklar, olayın failinin bilgiler bir araya getirildiğinde ortaya çıkmaya başladığını ifade ediyor. Kaynaklar, "Nasıl bir İDA Boğaz'a bu kadar yakın bir noktada saldırı gerçekleştirebilir?" gibi soruların sorulmaya başlandığını belirtiyor. Türkiye'nin, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlangıcından bu yana, sürüklenen mayın, İDA ve İHA tehditlerine karşı azami ölçüde tedbirler aldığı ve tüm kurumlar arasında yakın koordinasyon içinde çalıştığı vurgulanıyor. Bu bağlamda, olay üzerinden anlayıp dinlemeden hemen Türkiye ve kurumlarını eleştirenlere, gerçekler ortaya çıktığında utanmanın düşeceği ifade ediliyor.



