Çölde Egemenlik Krizi: Irak'taki Gizli İsrail Üssü İddiaları ve Operasyon
Çölde Egemenlik Krizi: Irak'taki Gizli İsrail Üssü İddiaları

Irak'ta son günlerin en tartışmalı güvenlik başlığı, Necef ve Kerbela çöllerinde ortaya atılan "gizli İsrail üssü" iddiaları oldu. Sosyal medyada yayılan görüntüler, bir çobanın ihbarı, uluslararası basında çıkan haberler ve Bağdat'ın sert açıklamalarıyla büyüyen dosya, bugün sahada yeni bir askeri operasyonla başka bir boyuta taşındı.

Operasyonun Detayları

Irak güvenlik güçleri ile Haşdi Şabi unsurları, "egemenliği tesis etme" gerekçesiyle Necef-Kerbela çöl hattında geniş çaplı operasyon başlattı. Irak'ın resmi söylemi net: Ülkede yetkisiz yabancı güç yok. Ancak aynı resmi açıklamalar, mart ayında "kimliği belirsiz, hava desteği alan silahlı unsurlarla" çatışma yaşandığını da doğruluyor.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı'na bağlı Güvenlik Medya Başkanlığı'nın açıklamasına göre tartışmaların merkezindeki olay 5 Mart 2026'da yaşandı. Kerbela Operasyon Komutanlığı ile Necef'teki Irak güvenlik unsurları, Nuhayb doğusundaki çöl bölgesinde "yetkisiz ve kimliği belirsiz birliklerle" çatışmaya girdi. Çatışmada bir Irak güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, iki asker yaralandı, bir araç da hasar gördü.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Irak makamları bu unsurların daha sonra hava örtüsü altında bölgeden çekildiğini belirtti. Ancak bu açıklama, kamuoyundaki temel soruyu ortadan kaldırmadı: Eğer bölgede hiçbir yabancı unsur yoksa Irak ordusunun çatıştığı hava destekli yapı kimdi?

Egemenliği Dayatma Operasyonu

Bugün sabah saatlerinde bu tartışmaların gölgesinde Irak ordusu ve Haşdi Şabi "Farsat es-Siyade" yani "Egemenliği Dayatma" operasyonunu başlattı. Operasyonun dört eksende yürütüldüğü, Kerbela ile Nuhayb arasındaki güzergâhın güvence altına alınmasının hedeflendiği açıklandı. Haşdi Şabi Fırat Orta Operasyonları Komutanı Tümgeneral Ali el-Hamdani, operasyonun doğrudan Başkomutan sıfatıyla Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin talimatıyla yapıldığını duyurdu. Irak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdül Emir Yarallah da bizzat Nuhayb sahasına giderek birlikleri denetledi.

Ancak bu operasyon yalnızca bir arazi taraması değil; aynı zamanda ciddi bir siyasi hasar kontrol hamlesi olarak da okunuyor. Çünkü tartışmayı başlatan iddialar yalnızca sosyal medya kaynaklı değil. Amerikan Wall Street Journal'a konuşan kaynaklar, İsrail'in İran savaşı öncesinde Irak çölünde gizli bir lojistik üs kurduğunu, bu tesisin ABD'nin bilgisi dahilinde faaliyet gösterdiğini ve İsrail hava operasyonlarına destek sağladığını öne sürdü. Haberde özel kuvvetler, arama-kurtarma ekipleri ve hava lojistik desteğinden söz edildi.

Güvenlik Boşlukları ve Koordinasyon Sorunları

Irak içinden gelen bilgiler de bu tabloyu daha karmaşık hale getiriyor. Iraklı güvenlik çevrelerinde konuşulan değerlendirmelerde özellikle Nuhayb hattının yıllardır güvenlik boşluklarıyla anıldığı biliniyor. Irak Parlamento Savunma ve Güvenlik Komisyonu'na yakın bazı değerlendirmelerde, batı çöl kuşağının "tam denetlenebilir" bir alan olmadığı uzun süredir raporlanıyor. DEAŞ sonrası dönemde Anbar-Kerbela-Necef üçgeni, kaçakçılık hatları, düzensiz milis geçişleri ve hava gözetimi zafiyetleriyle gündeme gelmişti.

Iraklı güvenlik analistleri, bu alanın genişliği nedeniyle "tam kontrol" söyleminin pratikte oldukça zor olduğuna dikkat çekiyor. Bağdat merkezli güvenlik araştırmalarında son iki yıldır özellikle şu riskler öne çıkarılıyor:

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması
  • Çöl koridorlarında radar kör noktaları: Irak'ın batı ve güneybatı çöl bölgelerinde sürekli elektronik gözetim eksikliği bulunduğu belirtiliyor.
  • Ordu, sınır muhafızları, federal polis ve Haşdi Şabi arasında görev paylaşımının zaman zaman örtüşmesi koordinasyon sorunları yaratıyor.

Çoban Hikayesi ve Kamuoyu

Irak kamuoyunda uzun süredir "ülke hava sahasının tam kontrolü" tartışma konusu. Tam da bu nedenle sosyal medyada yayılan "çoban buldu" hikâyesi sembolik olarak büyüdü. İddiaya göre Awad eş-Şemmeri adlı bir çoban, bölgede olağandışı hareketlilik ve helikopter faaliyetlerini fark ederek güvenlik güçlerine haber verdi. Bu anlatı doğrulanmış bağımsız resmi kayıtlarla tam teyit edilmiş değil, ancak Irak kamuoyunda hızla yayıldı.

Bağdat'ın dili ise son derece sertleşmiş durumda. Ortak Operasyonlar Komutanlığı, bu iddiaları "Irak'ın egemenliğine zarar vermeyi amaçlayan dezenformasyon" olarak tanımladı ve hukuki süreç tehdidinde bulundu. Ancak bu açıklamanın kendisi de tartışmaları bitirmedi; aksine bazı Iraklı siyasi aktörler tarafından "örtbas" eleştirilerine neden oldu. Çünkü asıl paradoks burada yatıyor: Irak devleti "yok" diyor ama "çatıştık" da diyor.

Irak siyasetinde özellikle İran'a yakın bloklar, bu dosyayı Washington ve İsrail eksenli ciddi bir güvenlik skandalı olarak görüyor. Daha Batı'ya yakın çevreler ise meselenin iç politikada büyütüldüğünü savunuyor.

Sonuç: Egemenlik Krizi

Bütün bu gelişmeler, Irak'ın yalnızca askeri değil siyasi egemenlik krizini de yeniden gündeme taşıdı. İran ile ABD-İsrail geriliminin tam ortasında kalan Bağdat için mesele artık sadece çöldeki birkaç araç ya da gizli bir pist değil. Asıl soru şu: Irak gerçekten egemenliğini mi gösteriyor, yoksa egemenliğinin sorgulandığı bir sahnede kamuoyuna güven vermeye mi çalışıyor?