Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu korumakla görevli olan ve hayatta kalmayı başaran bir güvenlik personeli, 3 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşen ve Maduro'nun kaçırıldığı iddia edilen operasyonla ilgili şoke edici açıklamalarda bulundu. The New York Post gazetesinin haberine konu olan tanık, saldırının klasik silahlarla değil, yüksek teknoloji ürünü gizemli bir sistemle gerçekleştirildiğini öne sürdü.
Radarlar Sustu, Askerler Yere Yığıldı
Güvenlik görevlisinin anlattıklarına göre, operasyon sırasında ilk olarak Venezuela güçlerine ait tüm radar ve erken uyarı sistemleri aynı anda devre dışı kaldı. Bu sessizliğin ardından gökyüzü dronlarla doldu. Ancak asıl şok, tanımlanamayan "yoğun bir dalga" sonrasında yaşandı. Bu dalgaya maruz kalan askerlerin anında yere yığıldığı belirtildi. Tanık, yaşananları "klasik bir askeri çatışmadan çok, yüksek teknolojiye dayalı bir 'felç etme' süreci" olarak nitelendirdi.
"Yönlendirilmiş Enerji Silahı" İddiası
Olayla ilgili iddialar, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt'in X (eski Twitter) sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla daha da alevlendi. Leavitt, hayatta kalan güvenlik görevlisinin ifadelerini paylaşarak konuyu gündeme taşıdı. Medyada yer alan haberlere göre, ABD'nin bu operasyonda "yönlendirilmiş enerji silahı" benzeri, henüz tam olarak bilinmeyen bir silah sistemini kullandığı öne sürülüyor. İddialar, saldırıda geleneksel mühimmat yerine, bu yüksek teknolojili ve gizemli sistemin devreye girdiğini işaret ediyor.
Uluslararası Arenada Yeni Bir Gerilim Kapısı
Bu iddialar doğrulanırsa, uluslararası ilişkilerde ve savaş teknolojilerinde yeni bir gerilim alanı ortaya çıkabilir. Geleneksel olmayan, "sessiz" ve son derece etkili olduğu iddia edilen bu tür silah sistemlerinin kullanımı, askeri doktrinlerde ve diplomatik kriz yönetiminde köklü değişiklikleri beraberinde getirebilir. Venezuela yetkililerinin konuya ilişkin resmi bir açıklama yapıp yapmayacağı veya ABD'nin bu iddiaları nasıl yanıtlayacağı ise şu an için belirsizliğini koruyor. Yaşananlar, modern çatışmaların doğasının ne kadar hızlı değiştiğini gözler önüne seren çarpıcı bir örnek olarak kayıtlara geçti.