Türkiye, terör örgütü PKK'ya yönelik mücadelesinde kritik bir eşiğe yaklaşırken, iç güvenlik mimarisinde yeni bir dönemin hazırlıklarını yapıyor. Örgütün silahlı kapasite, lojistik ağ, finansman ve insan kaynağı açısından tasfiye edilmesi, sadece bir yapının sonu anlamına gelmeyecek. Aynı zamanda, ortaya çıkabilecek hibrit tehditlere karşı çok yönlü ve önleyici bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.
İç Güvenlik Mimarisinde Dönüşüm
Türkiye'nin uzun yıllara dayanan terörle mücadele tecrübesi, bir örgütün bitmesinin tehdidin tamamen ortadan kalkması anlamına gelmediğini gösteriyor. Sahada oluşabilecek güç boşluğunun, DEAŞ benzeri radikal yapılar veya uyuyan hücreler tarafından doldurulma riski bulunuyor. Bu nedenle, güvenlik stratejisi, askeri ve polisiye tedbirlerin ötesine geçerek dijital, istihbari ve sosyo-ekonomik boyutları da kapsayacak şekilde güncelleniyor.
Son dönemde İstanbul, Ankara, Konya, Gaziantep ve Adana gibi büyük şehirlerde artan DEAŞ operasyonları, bu önleyici ve çok yönlü yaklaşımın bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Türkiye, NATO üyeliği, laik demokratik yapısı ve jeostratejik konumu nedeniyle terör örgütleri için hem lojistik bir alan hem de propaganda değeri yüksek bir hedef olarak görülüyor.
Yeni Tehdit Senaryoları ve Mücadele Alanları
PKK sonrası dönemde Türkiye'nin karşılaşabileceği tehditlerin daha küçük hücreler, daha düşük görünürlük ve daha radikal bir karakterde ortaya çıkması bekleniyor. Bu kapsamda öne çıkan risk alanları şunlar:
- Uyuyan Hücreler: Aile ve akrabalık bağları üzerinden gizlenen, yıllarca hareketsiz kalıp uygun kriz anlarında aktif hale gelebilen mikro yapılar.
- Finansman Ağları: Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, yasa dışı bahis ve kripto para işlemleri üzerinden işleyen kaynak sağlama mekanizmaları.
- Dijital Radikalleşme: Sosyal medya üzerinden örgütlenen ve radikalleşmeye meyilli bireyleri ağına çekmeye çalışan ideolojik yapılanmalar.
- Yabancı Savaşçı ve Kontrolsüz Göç: Suriye, Irak, Afganistan gibi bölgelerden dönen savaşçı artıkları ile kimliksiz göçmenler üzerinden sızan unsurlar.
Türkiye, gelişmiş istihbarat kapasitesi, birimler arası eşgüdüm, sınır ötesi operasyon tecrübesi ve özel harekat kabiliyetleriyle bu yeni tür tehditlerle mücadele etmeye hazırlanıyor. Ancak, bazı terör yapılarının bölge ülkeleri ve egemen güçler tarafından araçsallaştırılma ihtimali tehdidin boyutunu artırıyor.
Terörsüz Türkiye Projesi ve Gelecek Vizyonu
Terörsüz Türkiye Süreci başarıyla sonuçlandığında, ülkenin güvenlik paradigmasında köklü bir değişim yaşanacak. PKK'nın askeri, örgütsel ve ekonomik olarak tasfiyesi, Türkiye'ye bölgesel güç kapasitesini artırma, ekonomiyi daha iyi yönetme ve enerjisini kalkınma gibi alanlara kanalize etme fırsatı sunacak.
Ancak, Orta Doğu'daki istikrarsızlık ve Doğu Akdeniz ile Karadeniz'deki potansiyel gerilimler devam ettikçe, teyakkuz halini korumak büyük önem taşıyor. Yeni dönem, sadece silahlı unsurlarla değil, toplumsal huzuru hedef alan düşük yoğunluklu ve hibrit saldırılara karşı da hazırlıklı olmayı gerektiriyor. Bu süreç, terör meselesini dar bir alana hapsederek kontrol altına alabilen ve yönetebilen bir devlet kapasitesinin inşasıyla tamamlanacak.