Soruşturmalar dizi ve sinema sektörünü nasıl etkiledi?
Soruşturmalar dizi ve sinema sektörünü nasıl etkiledi?

Sektör bazen bir hikaye anlatır, bazen de kendi hikayesinin içine düşer. Son dönemdeki soruşturmalar böyle bir eşik yarattı. Kiminle konuşsam aynı sendromdan dert yanıyor. Perde önündeki kurgu ile perde arkasındaki gerçek birbirine karıştı. Neden mi? Soruşturmadan negatif raporuyla çıkanlar hızla projelerden çekiliyor ya da çekilmek zorunda kalıyor. Adı hiç geçmeyenler ise daha değerli hale geliyor. Bu değer artışı doğal bir piyasa refleksi gibi sunulabilir; ancak çizgi ince. Çünkü bir noktadan sonra bu, serbest ekonominin değil fırsatın konjonktüre çevrilmesinin adı oluyor.

Sektördeki Değişim

Konuyu araştırdım, birkaç yapımcıyla görüştüm, bir oyuncunun ben buradayım demesi ile benden başka seçenek yok demesi arasında küçük ama belirleyici bir fark varmış. Bahsedilen o fark, rakamlara yansıyormuş işte. Kaşeler katlanıyor, alternatifler daralıyor. Yapımcı için mesele artık yalnızca doğru oyuncuyu bulmak değil; o oyuncuya ulaşabilmek. Ve çoğu zaman bu, hikayenin bütçesini aşan bedelle mümkün oluyor. Sektörde sessizce dolaşan bir cümle var; piyasa zaten yükseliyor. Bu başka bir şey bakın.

Üretim Tarafında Kırılma

Bu noktada asıl kırılma, üretim tarafında hissediliyor. Projeler oyuncu bulmakta zorlanıyor; bulunanlar ise hikayenin değil, gündemin belirlediği rakamlarla masaya oturuyor. Bu da anlatının dengesini değiştiriyor. Çünkü iyi hikaye, en pahalı oyuncuyla değil; en doğru oyuncuyla kurulur. Temiz raporunu göster rolü kap sistemine hoşgeldiniz.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Belirsizlik ve Özgüven

Bir başka tuhaflık da şu: Belirsizlik arttıkça özgüven de artıyor. Oysa normalde tersi beklenir. Risk büyüdükçe temkin artar. Burada ise risk, bir tür koz gibi kullanılıyor. "Az kişi kaldık, değerimiz arttı" yaklaşımı, kısa vadede kazandırabilir. Ama uzun vadede sektörü daraltır. Çünkü seçenek azaldıkça yaratıcılık da daralır.

Yeni Yüzlere Alan Açmak

Sinema ve dizi dünyası su gibidir. Yolunu bulur. Ama suyun akacağı kanallar tıkanırsa, ya taşar ya da çekilir. Şu an yaşanan biraz buna benziyor. Bu yüzden belki de en rasyonel adım, alışılmış isimlerin etrafında dönmek yerine yeni yüzlere alan açmak. Risk gibi görünen bu tercih, sektörü nefes aldırabilecek tek hamle olabilir. Çünkü her kriz, kendi alternatifini de doğurur. Mesele sadece bugünü kurtarmak değil; yarını inşa etmek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması