ABB Personeline Borç Nedeniyle İşten Çıkarma Tehdidi İçeren Belge İmzalatıldı
ABB Personeline Borç Nedeniyle İşten Çıkarma Tehdidi

ABB Personeline Borç Nedeniyle İşten Çıkarma Tehdidi İçeren Belge İmzalatıldı

Yeni Şafak gazetesinin ulaştığı belgeler ve tehdide uğrayan personelin ifadeleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) yeni bir skandalını gündeme taşıdı. Belediyeye bağlı BELPA şirketi, çalışanların kişisel borçları nedeniyle açılan icra takiplerinin şirket içi işleyişi bozduğunu öne sürerek, 28 personele borçlarını kısa sürede kapatmamaları halinde disiplin süreci ve işten çıkarma tehdidi içeren bir belge imzalattı.

Personellere Belge İmzalatıldı ve Şirketten İşçilere Dayatma Yapıldı

Çalışanlara "uyarı" başlığı altında tebliğ edilen belgede, icra ve haciz işlemlerinin "İnsan kaynakları, muhasebe ve hukuk birimlerinde olağanüstü iş yükü oluşturduğu" savunuldu. Bu durumdan doğrudan çalışanın sorumlu tutulması dikkat çekti. İlgili metinde, borçların "ivedilikle yapılandırılması, azaltılması veya tamamen çözümlenmesi" istendi. Aksi halde yazılı savunma talep edileceği ve fesih yoluna gidilebileceği açıkça ifade edildi.

Çalışanlar, belgenin gönüllü değil, fiilen zorunlu şekilde imzalatıldığını, imzalamayanların ise baskı altında bırakıldığını ileri sürdü. Bu yönüyle metnin bir bilgilendirme yazısından çok, çalışanı borcundan dolayı cezalandıran ve iş güvencesini zayıflatan bir "taahhüt dayatması" olduğu eleştirileri yapılıyor. Ayrıca, çalışanların kişisel borçları nedeniyle maaşlarından zaten dörtte bir kesinti yapılmasına rağmen, belediyenin bu icralarla ilgisi olmamasına karşın işten çıkarma tehdidinde bulunması tepki çekti.

Bu Eylem Hukuka Aykırı Olarak Değerlendiriliyor

Hukukçular, icra takibinin tek başına disiplin suçu ya da işten çıkarma gerekçesi oluşturmadığını belirtiyor. Çalışanlara bu tür belgelerin imzalatılmasının, dolaylı biçimde haklardan feragat anlamına gelebileceğine dikkat çekiliyor. İşçinin borcu nedeniyle baskı altına alınmasının ise Anayasa'da güvence altına alınan çalışma hakkı ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle çeliştiği vurgulanıyor. Uzmanlar, bu uygulamanın yasal çerçeveye uymadığını ve çalışan haklarını ihlal ettiğini ifade ediyor.

Olay, belediye yönetimlerinin personel politikalarına dair tartışmaları yeniden alevlendirirken, çalışanların mağduriyetinin giderilmesi için hukuki süreçlerin başlatılabileceği belirtiliyor. Bu skandal, kamu kurumlarında etik ve yasal standartların gözetilmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor.