İstanbul'un Ataşehir ilçesinde, bir alışveriş merkezi önünde yaşanan olay, toplumda büyük tepkiye yol açtı. 17 Ocak 2026 tarihinde, akşam saatlerinde meydana gelen skandala göre, bir taksi şoförü, aralarında iki engelli bireyin de bulunduğu dört kişilik bir aileyi, kalabalık oldukları gerekçesiyle aracından indirdi.
Olay Nasıl Gelişti?
Olay, Ataşehir'deki bir alışveriş merkezinin önünde başladı. Yolcu bekleyen taksi şoförü, AVM'nin önünde duran aileden iki kişiyi gördü ve onlara seslendi. Şoförün, "Bağdat Caddesi'ne gitmeyecekseniz gel" şeklindeki sözlerinin ardından, bu iki kişi şoförle konuşup anlaştı. Daha sonra, AVM içinde bulunan ailenin diğer iki üyesi de taksiye çağrıldı.
Ancak, tüm aile bireyleri taksiye bindikten sonra durum değişti. Taksi şoförü, aracın kalabalık olduğunu öne sürerek, yolculuğu reddetti ve aileyi indirmek istedi. Yapılan tartışmalara rağmen, şoför ısrar etti ve aralarında iki engelli vatandaşın da bulunduğu aile, AVM önünde takside bırakıldı.
Tartışma Cep Telefonu Kamerasında
Olayın en çarpıcı yanı, yaşanan tüm tartışmaların bir yolcu tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedilmiş olması. Görüntülerde, taksi şoförünün ilk başta aileyi araca aldığı, ancak daha sonra "4-5 oldunuz" diyerek itiraz ettiği ve aileyi indirmekte ısrar ettiği net bir şekilde görülüyor. Bu kayıt, olayın kamuoyuna yansımasında ve şoförün tutumunun anlaşılmasında kritik bir rol oynadı.
Toplumsal Tepki ve Sonuçları
Engelli bireylere yönelik bu ayrımcı ve kabul edilemez davranış, sosyal medyada ve kamuoyunda büyük bir infiale neden oldu. Vatandaşlar, özellikle toplu taşıma ve taksi hizmetlerinde engelli bireylerin yaşadığı zorluklara ve ayrımcılığa bir kez daha dikkat çekti. Olayın, ilgili meslek odaları ve yetkili merciler tarafından incelenmesi ve sorumlu şoför hakkında gerekli işlemlerin yapılması bekleniyor.
Bu skandal, sadece bir ulaşım hizmeti reddinden ibaret değil, aynı zamanda toplumun tüm kesimlerine karşı sorumluluk taşıyan hizmet sektöründe engelli hakları ve eşit muamele konusunda ciddi bir farkındalık eksiğini ortaya koydu. Benzer olayların bir daha yaşanmaması için, hem eğitim hem de denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği bir kez daha anlaşıldı.