BM'den İran'daki Protestolarda Yaşanan Şiddete Tepki: Bağımsız Soruşturma Çağrısı
BM, İran'daki Gösterilerdeki Şiddeti Kınadı

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İran'da devam eden ve şiddetle bastırıldığı iddia edilen protestolara ilişkin kaygılarını kamuoyuyla paylaştı. Türk, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ülkede yaşanan olaylardan derin endişe duyduğunu belirterek acil bir soruşturma talebinde bulundu.

BM'den Sert Açıklama ve Çağrı

Volker Türk, paylaşımında İran'daki gösteriler sırasında meydana gelen şiddet haberlerinin kendisini derinden rahatsız ettiğini vurguladı. Türk, "Tüm ölümler derhal, bağımsız ve şeffaf bir şekilde soruşturulmalıdır" ifadesini kullanarak uluslararası topluma mesaj verdi. Ayrıca, "İnsan hakları ihlallerinden sorumlu olanlar hesap vermeli" diyerek yetkililere açık bir çağrı yaptı.

Protestoların Başlangıcı ve Yayılması

İran'daki huzursuzluğun temeli, 28 Aralık 2025 tarihine dayanıyor. Ülkenin yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve derinleşen ekonomik sorunlar, ilk kıvılcımı ateşledi. Tahran Büyük Çarşı'da esnafın başlattığı protesto eylemleri, kısa sürede ülkenin birçok şehrine yayılarak kitlesel bir harekete dönüştü.

Can Kayıpları ve Gözaltılarına İlişkin Çelişkili Rakamlar

Gösterilerde yaşanan can kayıpları ve yaralanmalara dair İran resmi makamlarından herhangi bir açıklama gelmezken, olayların boyutuna ilişkin veriler insan hakları örgütlerinden geliyor. Amerika Birleşik Devletleri merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (IHR), elde ettiği bilgilere dayanarak çarpıcı bir bilanço paylaştı.

Ajansın aktardığına göre, protestolar sırasında hayatını kaybedenlerin sayısı 42'ye ulaştı. Bu ölümlerin 8'inin emniyet görevlisi olduğu belirtildi. Yaralı sayısının ise onlarca kişiyi bulduğu ifade edildi. Ayrıca, güvenlik güçlerinin göstericiler arasında yaptığı gözaltı sayısı 2 bin 277 olarak raporlandı.

Volker Türk'ün bu müdahalesi, uluslararası hukuk çerçevesinde İran yönetimini sorumluluk almaya ve şeffaf olmaya zorluyor. Yaşananların bağımsız bir şekilde aydınlatılmaması durumunda, ülkenin insan hakları karnesindeki kaygı verici tablo daha da derinleşebilir.