Esma Biltaci: Rabia Meydanı'nda Şehit Edilen Genç Direniş Simgesi
Mısır'ın demokratik hafızasına kanlı bir şekilde kazınan Rabia Meydanı baskını, 14 Ağustos 2013 tarihinde yaşanan trajik olaylarla hatırlanıyor. Bu baskında, darbeci askerlerin kurşunlarıyla hayatını kaybeden 17 yaşındaki Esma Biltaci, direnişin ve masumiyetin sembolü haline gelmişti. Esma, aynı zamanda Müslüman Kardeşler'in siyasi uzantısı olan Özgürlük ve Adalet Partisi'nin genel sekreteri ve eski milletvekili Muhammed el Biltaci'nin kızıydı.
Bir Babanın Mektubu ve Ailenin Çilesi
Baba Muhammed el Biltaci, kızının vefatının ardından tutuklanmış ve Mısır zindanlarında beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetmişti. Dünya, onun kızı Esma'ya yazdığı duygu yüklü mektupla bu acıyı hissetmişti. Mektupta, "Kızım, hocam ve gözümün nuru" diye başlayan Biltaci, şu ifadeleri kullanmıştı:
- "Sana elveda demiyorum, bilakis yarın görüşmek üzere."
- "Başı dik, tuğyana isyan ederek yaşadın."
- "Tüm engelleri reddederek hürriyete sınırsızca aşık oldun."
- "Akranlarının uğraştığı işlerle meşgul olmadın, öğrenmeye olan açlığın hiç dinmedi."
Baba, kızıyla sohbetine doyamadığını belirterek, cennette bu sohbeti sürdürmeyi temenni ettiğini ifade etmişti.
Anne Sena El-Biltaci'nin Anlatımı: Zahid Bir Hayat ve Umutlar
Yeni Şafak'a konuşan anne Sena El-Biltaci, kızının kısa ama vakur hayatını, ailenin ödediği ağır bedelleri ve bitmeyen umutlarını anlattı. Esma'yı "zaman üstü bir karakter" olarak tanımlayan anne, kızının 9 yaşında büyük bir değişim geçirdiğini vurguladı:
- "Ona hep 'büyümüş de küçülmüş' derdim."
- "Yaş olarak küçüktü ama bilinç ve hedef olarak devasaydı."
- "Dünyevi hevesleri yoktu, zahid bir hayat sürerdi."
- "Sanki erkenden şehadete ulaşacağını biliyor gibi vaktini faydalı işlere adardı."
Esma'nın sadece bir genç kız değil, Mısır'ın hürriyet hayali olduğunu belirten anne, onun katledilmesinin bu umudu kesmeye yönelik bir hamle olduğunu söyledi. "Bir kız çocuğunun özgür bir ülkede yaşamak istemesi suç mu?" diye soran Biltaci, şöyle devam etti: "O sadece hür bir vatan istiyordu. Mısır için bir umuttu, o umudu kurşunladılar. Ama bugün görüyorum ki Esma ölmedi; Gazze'de, Mısır'da ve dünyanın her yerinde onun izinden giden binlerce 'Esma' var."
Ailenin Maruz Kaldığı Baskılar ve Ödenen Bedeller
Röportajda, ailenin darbe sonrası yaşadığı ağır baskılara da değinildi. Sena El-Biltaci, kendisine yüzlerce yıl hapis ve iki ayrı idam cezası verildiğini ifade etti. Suçlamaların Gazze'ye yardım etmek ve darbe karşıtı konuşmak olduğunu belirten anne, "Zaman geri aksa yine aynı şeyi yapardık. Biz sadece Hakk'ın yanında durduk" dedi.
Güncel Gelişmeler ve Refah Sınır Kapısı'na Eleştiri
Bölgedeki güncel gelişmelere de değinen Biltaci, Gazze'deki direnişin kendilerine güç verdiğini ancak Refah Sınır Kapısı'nın halen kapalı olmasından bir Mısırlı olarak utanç duyduğunu dile getirdi. Zulmün ebedi olmayacağını vurgulayan anne, "Hak sahipleri haklarını geri alacak, İslam sancağı yeniden hayırla dalgalanacak" diyerek sözlerini tamamladı.
Esma Biltaci'nin hikayesi, sadece bir şehadet öyküsü değil, aynı zamanda bir ailenin direnişi ve bölgedeki siyasi çalkantıların insani boyutunu gözler önüne seriyor.