İran'da 28 Aralık 2025 tarihinde başlayan ve ülke geneline yayılan protestolar, ağır bir bilanço ile sonuçlandı. Ekonomik kriz ve yerel para biriminin değer kaybının tetiklediği gösteriler, Tahran Büyük Çarşı'dan tüm İran'a sıçradı.
Protestoların Ağır Bilançosu ve İnternet Kesintisi
İnsan hakları örgütü HRANA'nın verilerine göre, olaylarda 147'si emniyet görevlisi olmak üzere toplam 2 bin 550 kişi hayatını kaybetti. İran makamları ise can kayıplarına ilişkin resmi bir açıklama yapmaktan kaçındı. Artan şiddet ve polis müdahalelerinin ardından, 9 Ocak'ta ülke genelinde internet erişimi kesildi.
Trump'ın Dalgalı Tutumu ve Netanyahu'nun Uyarısı
ABD Başkanı Donald Trump, ilk olarak İranlı göstericilere protestolara devam etme çağrısı yaparak görüşmeleri iptal ettiğini duyurdu. Ancak daha sonra daha temkinli bir tutum benimseyerek, İran'da infazların durdurulduğuna dair bilgi aldıklarını ifade etti.
The New York Times gazetesinin haberine göre, Trump'ın olası bir askeri operasyon kararını değiştirmesinin arkasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve bazı Arap ülkesi liderlerinin ricası yatıyor. "İsrail ve Arap Ülkeleri, Trump’tan İran’a Saldırmaktan Kaçınmasını İstedi" başlıklı haberde, Netanyahu'nun İsrail'in İran'ın olası karşılığına hazır olmadığı endişesini taşıdığı belirtildi.
ABD'nin Geri Adımının Arkasındaki Olası Nedenler
Bu gelişme, ABD'nin İran'a yönelik sert bir askeri adımdan neden kaçındığına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, kararın arkasında birden fazla stratejik ve ekonomik faktörün bulunabileceğine işaret ediyor. Bu faktörler şunlar olabilir:
- İsrail'in güvenlik kaygıları,
- Küresel petrol piyasalarına olası olumsuz etkiler,
- Devam eden diplomatik müzakereler,
- Kapalı kapılar ardında yürütülen bir anlaşma ihtimali.
Sonuç olarak, İran'daki iç karışıklık, bölgesel ve küresel güç dengelerini etkileyen önemli bir krize dönüşmüş durumda. Yaşananlar, uluslararası ilişkilerdeki karar alma mekanizmalarının ne kadar karmaşık ve çok boyutlu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.