İsrail'de Filistinlilere Ölüm Cezası Tasarısı: Yeni Bir İnsan Hakları Krizi
İşgalci İsrail'in Filistinlilere yönelik uyguladığı baskı, şiddet ve cezalandırma politikaları, yeni ve endişe verici bir aşamaya ulaşıyor. İsrail Parlamentosu'nda, yani Knesset'te, hızlandırılmış bir takvimle görüşülmeye başlanan bir yasa tasarısı, Filistinlilere ölüm cezası getirilmesini öngörüyor. Bu tasarı, 13 Ocak 2026 tarihinde aşırı sağcı Otzma Yehudit partisi tarafından sunuldu ve insan hakları savunucularının ciddi tepkilerine neden oldu.
Tasarının Detayları ve İçeriği
2025 tarihli Ceza Kanunu (Değişiklik–Teröristler İçin Ölüm Cezası) başlıklı tasarı, işgal altındaki Filistin topraklarında yalnızca Filistinliler üzerinde yetkili olan askeri mahkemelerde yargılananlar için zorunlu ölüm cezası öngörüyor. Tasarıya göre, "kasıtlı öldürme" suçlamasıyla yargılanan bireyler için bu ceza uygulanacak. Üstelik, savcının talebi olmasa dahi, basit çoğunlukla verilebilecek olan bu ceza, insan hakları ihlallerini daha da derinleştirecek nitelikte.
Muhalefetin Sessizliği ve Tasarının Geçme İhtimali
Muhalefet partilerinin engelleyici bir tutum sergilememesi dikkat çekerken, Yesh Atid ve HaMahaneh ha'Mamlachti gibi merkezci partilerin sessiz kalması, tasarının kabul edilme ihtimalini artırıyor. İlk okuması geçen tasarının, bu sessizlik ortamında yasalaşması yakın bir ihtimal olarak görülüyor. Bu durum, İsrail'in insan hakları konusundaki uluslararası itibarını daha da zedeleyebilir.
İnsan Hakları Örgütlerinin Ortak Raporu
Adalah, İnsan Hakları Örgütü HaMoked, İşkenceye Karşı Kamu Komitesi ve İnsan Hakları için Hekimler tarafından yayımlanan ortak rapora göre, bu tasarıyla birlikte:
- Cezalar hafifletilemeyecek,
- İnfazlar en geç 90 gün içinde gerçekleştirilecek,
- Temel yargısal güvenceler tamamen ortadan kaldırılacak.
Raporda, İsrail yönetiminin bu tasarıyla yalnızca cezaları ağırlaştırmayı değil, aynı zamanda Filistinlilere özgü, gizli ve denetimsiz bir ölüm cezası sistemi kurmayı amaçladığı vurgulanıyor. Bu, uluslararası hukuk ve insan hakları standartlarına aykırı bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, bu tasarı, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir gerilim noktası oluşturuyor ve insan hakları açısından ciddi endişelere yol açıyor. Uluslararası toplumun bu konuda nasıl bir tepki vereceği, önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.