Bayraktar Ailesinin Vizyonu: İHA'dan Uzaya Türkiye'nin İhtiyaçları
Son bir hafta içerisinde, Bayraktar ailesinin hayata bakışını, ideallerini ve mücadelesini gözler önüne seren iki önemli yayın dikkat çekti. Bunlardan biri Selçuk Bayraktar'ın kapsamlı röportajı, diğeri ise Özdemir Bayraktar'ın hayatını konu alan belgesel oldu.
Samimiyet ve Azmin Buluşması
Selçuk Bayraktar, Patronlar Dünyası Genel Yayın Yönetmeni Toygun Atilla'ya verdiği röportajda dikkat çekti. Atilla, Bayraktar'ı "ünvanlarını bir kenara bıraktığınızda karşınıza çıkan samimi, net ve cana yakın bir insan" olarak tanımlıyor. Gerçekten de Selçuk Bayraktar'la yapılan görüşmelerde, onun idealleri için yaşayan bir vizyoner olduğu izlenimi öne çıkıyor.
Teknolojik hayallerini büyük bir heyecanla anlatan Bayraktar, ailesinin Türkiye'nin insansız hava aracı ihtiyacını çok erken fark ettiğini vurguluyor. "Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" belgeselinde de bu gerçek, dostlarının anlatımlarıyla destekleniyor.
Engelleri Aşan Kararlılık
Bayraktar ailesi, bütün bürokratik ve mali engellere rağmen İHA üretiminde ısrarcı oldu. Şu anda dünyanın bir numaralı İHA-SİHA üreticisi konumuna gelen Baykar'ın hikayesi, azmin zaferini simgeliyor.
Selçuk Bayraktar'ın vizyonu sadece savunma sanayiyle sınırlı değil. Taşınabilir küçük nükleer reaktörler, solunum cihazları, bağımsız GPS sistemleri ve uzay çalışmaları gibi alanlarda da Türkiye'nin ihtiyaçlarına odaklanıyor.
Paylaşma Kültürü ve Misafirperverlik
Baykar'ın faaliyetleri arasında dikkat çeken unsurlardan biri de sosyal sorumluluk projeleri. Hadımköy'deki üretim üssünün yanında çalışanlarına lojman yapılması, 6 Şubat depremzedeleri için binden fazla konut inşa edilmesi, Bayraktar ailesinin paylaşma kültürünü yansıtıyor.
Tükenmeyen Çalışma Azmi
Selçuk Bayraktar'da göze çarpan en önemli özelliklerden biri, tükenmeyen çalışma azmi. Hafta sonu ve geç saatlere kadar süren çalışma temposu içerisinde, bir yandan sohbet ederken diğer yandan havadaki SİHA hareketliliğini takip ediyor.
Özdemir Bayraktar'ın Mirası
Cüneyt Polat'ın yönettiği belgesel, Özdemir Bayraktar'ın mücadelesini gözler önüne seriyor. Daha 28 yaşındayken traktör fabrikasında genel müdür yardımcılığı yapan Özdemir Bayraktar, İHA uğruna çocuklarıyla birlikte Sarıyer'deki yalıdan İkitelli'deki atölyeye taşınıyor.
Günde 18-20 saat çalışan aile, Yarbay Murat Gülova'nın şehit olması üzerine "Bundan sonra bize uyku haram" diyerek çalışmalarını yoğunlaştırıyor.
Mühendislik Dehası ve Zorlu Süreçler
Özdemir Bayraktar Makine Mühendisi, Selçuk Bayraktar Elektronik ve Haberleşme Mühendisi, Haluk Bayraktar ise Endüstri Mühendisi olarak ailenin teknik altyapısını oluşturuyor.
2004 yılında ilk otonom uçuşunu yapan TB1'in ardından, 2005'te yapılan demo sırasında Selçuk Bayraktar'ın "Bu proje desteklenirse 5 yılda dünyanın bir numarası olabilir" sözleri, bugünkü başarının habercisi niteliğindeydi.
Bürokratik Engeller ve Aşılma Süreci
Özdemir Bayraktar'ın azmini gösteren ilginç bir örnek, aort damarı patladığında yoğun bakımdayken bile çocuklarından dönemin Başbakanı Erdoğan'a sunum yapmalarını istemesi. Ancak Başbakan'ın referansı bile savunma sanayi ve TSK'daki bürokrasiyi aşmaya yetmedi.
TB2'nin demosu Eylül 2009'da yapılmasına rağmen, sözleşme Aralık 2012'de imzalandı ve TB2 envantere üç yıl geç girdi. Silahlandırma aşamasında atış izni alamayan Bayraktar ailesi, Özdemir Bayraktar'ın "Burası nerenin Genelkurmay Başkanlığı" isyanı ve Selçuk Bayraktar'ın "Bana atış izni yok" yazılı belgelemesiyle bu engeli de aştı.
"Biz Yaparız" Felsefesi
Belgeselde Özdemir Bayraktar'ın genç çalışanlara hitaben yaptığı konuşma dikkat çekici: "Biz yapamayız, biz edemeyiz. Gavur daha iyi yapar diye aşılanmış bizim milletimize... Devamlı o aşı beyinlere yüklenmiş." Bayraktar ailesi ise bu algının tam antitezi olarak "Biz yaparız", "Biz yapabiliriz" diyerek çalışmalarını sürdürdü.
Türkiye'nin Çelişkisi ve Destek
Belgesel, TSK ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı'ndaki bazı kliklerin yerli İHA'yı engelleme çabalarını gözler önüne sererken, diğer yandan 50'ye yakın anlatıcının neredeyse yarısının asker ya da SSM yetkilisi olması ilginç bir ironi oluşturuyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak gibi isimlerin belgeseli izlemek için salona gelmeleri de dikkat çekici bir ayrıntı.
Mahalleden Ayrılan Özellikler
Bayraktar ailesini "mahalleden" ayıran önemli özelliklerden biri de FETÖ'nün Balyoz/Ergenekon soruşturmalarında mağdur ettiğini düşündükleri askerlere korkusuzca sahip çıkmaları. Balyoz'dan tutuklanan Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun'un minnet ifadeleri ve emekli Albay Mustafa Köseoğlu'nun şu anda Baykar Genel Müdür Yardımcısı olması bu desteğin somut örneklerini oluşturuyor.
Bu dünyadan bir Akıncı geçti ama geride bıraktığı evlatları ve öğrencileri, Türk savunma sanayisinin gelişimi için akınlarına devam ediyor. Bayraktar ailesinin hikayesi, sadece teknolojik başarının değil, aynı zamanda kararlılık, azim ve vatan sevgisinin de destansı bir anlatımı olarak tarihteki yerini alıyor.