Hatay'da Depremzede Kadın, Yıkılan Evinin Yerine Kurduğu Kütüphaneyi Yeni Yuvasına Taşıdı
Depremzede Kadın Yıkılan Evinin Yerine Kütüphane Kurdu

Hatay'ın Antakya ilçesinde, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen yıkıcı depremlerin ardından hayatını yeniden inşa eden bir kadın, yıkılan evinin yerine kurduğu kütüphaneyle topluma ilham kaynağı oluyor. 42 yaşındaki Nihal Öztürk, depremde yok olan Tahtaköprü Mahallesi'ndeki evinin enkazı üzerine, eşiyle birlikte iki yıl önce bir kulübe inşa etti ve bu mütevazı yapıyı mahallenin çocukları için bir kütüphaneye dönüştürdü.

Geçici Kulübeden Kalıcı Kütüphaneye Uzanan Bir Hikaye

Dört çocuk annesi Öztürk, deprem sonrası zorlu koşullarda bile çocukların kitaba erişimini kolaylaştırmak için büyük bir çaba gösterdi. Kulübeyi kitaplarla donatarak, mahalledeki çocukların okuma alışkanlığı kazanmasına öncülük etti. Yaklaşık altı ay önce, deprem nedeniyle hak sahibi olduğu köy evinin tamamlanmasıyla hayatında yeni bir sayfa açıldı. Ailesiyle birlikte bu yeni yuvasına taşınan Öztürk, kulübedeki değerli kitaplarını da yanında getirerek okuma geleneğini sürdürme kararlılığını gösterdi.

Yeni Evde Kitaplıklar ve Çocuk Odaları

Yeni evinde, iki oda çocuklar için özel olarak düzenlendi ve kitaplıklar yaptırıldı. Öztürk, kulübeden getirdiği kitapları bu odalara yerleştirerek, hem kendi çocuklarına hem de mahalleden gelen diğer çocuklara daha konforlu bir okuma ortamı sağladı. Bu sayede, kış aylarında kulübede yaşanan üşüme sorunu ortadan kalktı ve çocuklar daha rahat bir şekilde kitap okuyabilir hale geldi.

Öztürk, yeni yuvasında da mahalle çocuklarını ağırlamaya devam ediyor. Onların kitap okuma alışkanlığı edinmelerine katkıda bulunmak için çaba harcıyor. "Çocuklarımızla orada kitap okuyorduk, şimdi yeni evimize geçtik ve burada da kitaplık kurduk, okumaya devam ediyoruz, inşallah bu alışkanlığı devam ettireceğiz" diyerek, okumanın önemine vurgu yapıyor.

"Biz Okuyamadık, Çocuklarımız Okusun"

Öztürk'ün hikayesi, kişisel bir mücadelenin ötesinde, toplumsal bir mesaj taşıyor. Köyde yaşamanın getirdiği imkansızlıklar nedeniyle kendisinin okuyamadığını belirten Öztürk, "Biz okuyamadık çocuklarımız okusun istiyorum" diyerek, gelecek nesillere dair umudunu ifade ediyor. Kulübede başlayan okuma seansları, çocukların arkadaşlarının da katılımıyla genişledi ve toplu bir okuma kültürüne dönüştü.

Bu süreçte, çocukların daha rahat koşullarda kitap okumasını sağlamak için evini adeta bir kütüphaneye çeviren Öztürk, "Okumak en güzel şey" diyerek, herkesi bu alışkanlığı teşvik etmeye çağırıyor. Depremin yarattığı yıkıma rağmen, kitapların iyileştirici gücüne inanan bu kadının hikayesi, Hatay'da umut ve dayanışmanın simgesi haline geldi.