İsrail Mescid-i Aksa'yı Kapalı Tutarak Altındaki Kazıları Hızlandırıyor
Mescid-i Aksa Kapalı: İsrail Kazıları Hızlandırıyor

Mescid-i Aksa'da Kritik Gelişme: İsrail Kazıları Hızlandırıyor

Ramazan ayından bu yana işgalci İsrail güçleri, Mescid-i Aksa'yı Müslümanların ibadetine kapalı tutmaya devam ediyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından başlayan karşılıklı misillemeler, 'güvenlik' gerekçesi gösterilerek kutsal mabede erişimin engellenmesine zemin hazırlıyor. Filistinlilerin yaşamını her alanda kuşatma altına alan İsrail, Aksa'yı kapalı tutarak mescidin altında yürütülen kazı çalışmalarını önemli ölçüde hızlandırıyor.

Kudüslü Araştırmacıdan Çarpıcı Açıklamalar

Konuya ilişkin Yeni Şafak'a değerlendirmelerde bulunan Kudüslü araştırmacı Ali İbrahim, bu sürecin arkasındaki asıl niyete dikkat çekti. İbrahim, Mescid-i Aksa'nın kapatılmasının temel nedeninin, işgalcilerin mescidin altındaki kazı çalışmalarını hızlandırma isteği olduğunu vurguladı. "Bu durum, bölgedeki gerilimi artıran kritik bir adımdır" dedi.

Tapınak Örgütleri ve Propaganda Faaliyetleri

Mescid-i Aksa'yı yıkma veya yapısına zarar verme planlarının kökeninin 1967'de Doğu Kudüs'ün işgaline kadar uzandığını belirten Ali İbrahim, şunları söyledi: "1984 yılında işgal polisi, 'Gush Emunim' örgütü üyelerinin, Mescid-i Aksa içindeki Kubbetü's-Sahra'yı altından açılan tüneller aracılığıyla patlatmayı planladığını ortaya çıkarmıştı. Bugün yaşanan durum, o döneme benzerlik gösteriyor ancak şu an bölgesel savaş zaten devam etmekte ve işgal güçleri bu ortamdan faydalanmaya çalışıyor."

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

İbrahim, son yıllarda "Tapınak örgütleri" ve aşırılık yanlısı gruplar tarafından Aksa'nın yıkılması yönünde yoğun bir propaganda yürütüldüğünü, fotoğraf manipülasyonları ve yapay zekâ kullanılarak Aksa'nın yıkıldığı ve sözde 'tapınağın' inşa edildiği görüntüler üretildiğini ifade etti.

Tüneller Sinagoga ve Müzeye Dönüştürülüyor

Çalışmaların geniş bir alana yayıldığını ve özellikle Silvan beldesi altından geçen güney hattında yoğunlaştığını kaydeden İbrahim, şu bilgileri paylaştı: "Eylül 2025'te ABD Dışişleri Bakanı'nın katılımıyla açılışı yapılan 'Hac Yolu Tüneli' bu projelerin en büyüklerinden biri. Mescid-i Aksa'nın altında ve çevresinde onlarca tünel bulunuyor. Bu tünellerden birinde 21 Mayıs 2023'te işgal hükümetinin toplantı yaptığı biliniyor."

İbrahim, bu tünellerin bir kısmının sinagoga, bir kısmının müzeye dönüştürüldüğünü ve tamamının işgal güçlerinin "Davut Şehri" olarak adlandırdığı büyük bir yapı ağı içerisinde birbirine bağlandığını açıkladı.

Yahudileştirme Ağı ve Tehlikeli Kazılar

Filistinlilerin evlerinin ve mahallelerinin altından geçecek şekilde genişletildiğini belirten İbrahim, öne çıkan hatları şöyle sıraladı:

  • Güneybatı hattındaki kazılar: En büyük hat olup, güneyde Silvan beldesinin merkezinden başlayarak Mescid-i Aksa'nın batı duvarını geçip Burak (Ağlama) Duvarı meydanına kadar uzanıyor.
  • Kuzey hattındaki kazılar: Tüneller kuzeye doğru Şam Kapısı'na, batıya doğru ise Halil Kapısı'na yönelerek Eski Şehir'in farklı noktalarını tek bir Yahudileştirme ağına bağlamayı hedefliyor.
  • Mescid-i Aksa altındaki kazılar: En tehlikeli çalışmalar, mescidin temelleri ve istinat duvarlarının altında yoğunlaşıyor. Bu kazılar yalnızca Mescid-i Aksa'yı değil, Eski Şehir'in tamamını tehdit etmektedir.

İbrahim, İsrail'in yalnızca kazılarla değil, mescidin altyapısını zayıflatmaya yönelik politikalarla da süreci derinleştirdiğini belirterek, Aksa'da Ürdün'e bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nin bakım ve onarım çalışmalarının engellendiğini ve gerekli restorasyon faaliyetlerinin tamamen durdurulduğunu söyledi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Hristiyanların Sürece Dahil Edilmesi

İbrahim, işgal güçlerinin kazı çalışmalarına farklı kesimleri de dahil ettiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "İşgalci güçler bu sürece Hristiyanları da dahil ediyor. Cyrus Scofield adlı Amerikalı bir avukat, İncil'e kendi 'ahir zaman' yorumlarını ekleyerek milyonlarca Protestanı, üçüncü mabedin inşasının ve Kudüs'te bin yıllık bir hâkimiyetin Mesih'in dönüşünün anahtarı olduğuna inandırdı."

Bu gelişmeler, bölgedeki gerilimin artmasına ve uluslararası toplumun dikkatini çekmesine neden oluyor.