İran Savaşı Avrupa'yı İkilemde Bıraktı: Enerji Krizi ve Trump Baskısı
İran Savaşı'nın Avrupa'daki İkilemi: Kriz ve Trump

İran Savaşı'nın Avrupa'da Yarattığı İkilem: Kriz ve Trump Baskısı

ABD ve İsrail'in saldırısıyla başlayan İran Savaşı'nın 27. gününde, çatışmalar Hürmüz Boğazı'na sıkışmış durumda. İran'ın stratejik öneme sahip bu su yolunu fiilen kapatması, küresel çapta ciddi bir enerji krizini tetikledi. Bu durum, Avrupa için hem ekonomik hem de siyasi bir ikilem yarattı: Fikir ayrılıklarıyla bölünmüş ve enerji kriziyle mücadelede yetersiz kalan Avrupa, askeri bir operasyona katılmayı reddederken, ABD Başkanı Trump'ın baskısıyla karşı karşıya kaldı.

Enerji Krizi ve Siyasi Gerilimler

Trump'ın İsrail Başbakanı Netanyahu ile birlikte aldığı saldırı kararı, İran'ın beklenen çöküşünü getirmedi. Aksine, İran Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü hayati bir silaha dönüştürdü. Bu gelişme, Avrupa ile Trump arasındaki zaten sorunlu olan ilişkilere daha derin bir zarar verdi. Trump'ın boğazın yeniden açılması için Avrupa'dan yardım istemesi, ancak Avrupa'nın askeri katılımı reddetmesi, taraflar arasındaki gerilimi tırmandırdı. Trump, Avrupalı liderleri eleştirerek, "Yüksek petrol fiyatlarından şikayet ediyorlar ama bu fiyatların tek nedeni olan basit bir askeri manevrayı reddediyorlar" ifadelerini kullandı.

İran'ın stratejik su yolunu kapatması, Avrupa genelinde tam anlamıyla bir enerji krizini başlattı. Petrol ve gaz fiyatlarındaki ani artış, seçmenleri öfkelendirirken, liderler üzerinde nakliye yollarını açmak için daha sert önlemler alma baskısını artırdı. Enerji krizinin yol açtığı enflasyon, Avrupa Birliği'nin merkez sağ ve merkez sol üzerine kurulu yapısını tehdit eden aşırı sağ popülizmini güçlendirdi. Son on yılda yükselen aşırı sağ hareketler, İran Savaşı'nın Avrupalıların yaşam standardında yarattığı değişimle daha da güç kazandı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Avrupa'nın Savaşa Karşı Tutumu ve İç Çatışmalar

Ancak, Avrupa'da savaşa karşı siyasi muhalefet de her zamankinden daha güçlü. Askeri harekât, özellikle sol kesim tarafından gereksiz, yasadışı ve Avrupa'nın kırılgan ekonomik büyümesini tehdit eden bir adım olarak eleştiriliyor. Liderler, 2003 Irak Savaşı'nın hayaletinden de kurtulamıyor; bu savaş, Birleşik Krallık'ın Tony Blair liderliğindeki desteğiyle uzun süre pişmanlık duyulan bir örnek olarak hatırlanıyor.

Fransa'nın eski ABD ve İsrail büyükelçisi Gérard Araud, Avrupa'nın "her zamanki gibi bölünmüş" durumda olduğunu belirterek, "Avrupalılar zayıflıklarını ortaya koyuyor. Yaşananlar karşısında şok içindeyiz. Arabulucu olabiliriz, ama Trump Pakistanlıları tercih eder. İranlılar da bize güvenmiyor; Amerikalıların elinde olduğumuzu düşünüyorlar" dedi. Avrupa Birliği dış politika şefi Kaja Kallas ise ABD'nin öngörülemez hamleler yaptığını ve bu hamlelere anlam veremediklerini ifade etti.

Savaş, Avrupa'nın siyaset sahnesini de sarsmaya başladı. İtalya'da Başbakan Giorgia Meloni, yargı reformu referandumunda yenilgiye uğrayarak siyasi olarak zayıfladı. Trump'ın yakın müttefiki olan Meloni'nin bu durumu, İtalya'nın Trump'a destek vermesini zorlaştırdı. Fransa'da, Orta Doğu'ya müdahaleye karşı çıkan sol parti France Unbowed, belediye seçimlerinde oylarını artırdı. Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier ise ABD ve İsrail'in saldırısını kabul edilemez bularak, uluslararası hukukun ciddi ihlali olduğunu açıkladı.

Trump'ın Baskısı ve Avrupa'nın Direnci

Trump, Avrupa üzerindeki tüm baskısına rağmen, Avrupalı liderlerin kendisini desteklemesini kolaylaştırmadı. ABD, İsrail ile ortak saldırı konusunda müttefiklerine danışmadı ve önceden haber vermedi. Bu işbirliği eksikliği, Trump'ın daha önce Grönland'ı ele geçirme tehditleri ve Ukrayna'ya desteği istikrarsızlaştırması gibi gergin dönemlerin ardından geldi. Trump, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer gibi birçok Avrupalı lidere hakaretler yağdırarak ilişkileri daha da gerdi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Eski NATO Büyükelçisi R. Nicholas Burns, Trump'ın Avrupa liderleri hakkındaki çirkin yorumlarının, askeri operasyonlara katılımı siyasi açıdan savunulamaz hale getirdiğini belirtti. Trump, Avrupalılardan daha fazla sorumluluk üstlenmelerini isterken, bir yandan da ABD'nin onların askeri kaynaklarına ihtiyacı olmadığını iddia etti ve NATO'yu "kağıttan kaplan" olarak nitelendirdi.

Diplomatlar ve askeri yetkililer, Trump'ın asıl amacının Avrupa'yı askeri harekâta katılmanın siyasi riskini üstlenmeye zorlamak ve İran Savaşı'na meşruiyet kazandırmak olduğunu vurguluyor. Avrupalı liderler, Trump'ın stratejik hedeflerini netleştirmemesi ve savaştan çıkış yolunu ortaya koymaması nedeniyle siyasi destek vermekte tereddüt ediyor.

Askeri Hazırlık ve Gelecek Endişeleri

Avrupa'nın askeri bir ortaklığa onay vermesi durumunda bile, Hürmüz Boğazı için bir koalisyon oluşturmak ve komuta zinciri üzerinde anlaşmak en az iki ay sürecek bir hazırlık gerektiriyor. Ancak Avrupa, üç temel faktörle engelleniyor: Trump'ın Avrupa'ya duyduğu güvensizlik, Avrupa'nın Trump'ın Ukrayna'yı cezalandırmasından korkması ve İran'ın Avrupa'ya şüpheyle yaklaşması. Bu karmaşık durum, Avrupa'nın İran Savaşı karşısındaki ikilemini daha da derinleştiriyor.