İsrail'in Tampon Bölgesi Enerji Savaşlarını Tetikliyor
Haydut devlet İsrail'in Güney Lübnan'da ilan ettiği işgal amaçlı yeni "tampon bölge" planı, sadece askeri değil, aynı zamanda enerji jeopolitiği açısından da büyük tartışmalara yol açtı. İşgalci gücün ordusu tarafından ortaya konan harita, hattın sadece karada değil, denizde de uzandığını gösterdi. Bu durum, bölgenin enerji zenginlikleri üzerinde operasyonel kontrol kurma niyetini açıkça ortaya koyuyor.
Qana Gaz Sahası Hedefte
Haritanın deniz sahası uzantısının, fiilen Qana gaz sahası üzerine denk gelmesi dikkat çekti. İşgalci gücün, daha önce Gazze soykırımı sırasında benzer bir adım atarak Filistin'e ait doğal gaz sahasını gasbettiği biliniyor. Şimdi ise Lübnan'ın en önemli enerji umutlarından biri olan bu saha tehdit altında.
ABD arabuluculuğunda 2022 yılında imzalanan İsrail-Lübnan Deniz Sınırı Anlaşması kapsamında Lübnan'a bırakılan bu saha, ülkenin ekonomisini kurtaracak bir fırsat olarak görülüyordu. Yaklaşık 100 milyar metreküp rezerv potansiyeliyle değerlendirilen Qana'nın ekonomik değerinin 20 ila 40 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.
Askeri Hat ve Yıkım Politikası
İsrail ordusunun yayınladığı yeni haritaya göre, oluşturulan askeri hat sınırdan 5 ila 10 kilometre Lübnan içine uzanıyor. Bu hat boyunca birçok köyün boşaltıldığı veya yıkıldığı belirtilirken, İsrail bu adımı kuzey yerleşimlerini Hizbullah saldırılarından koruma gerekçesiyle savunuyor.
Lübnan Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi'nin raporuna göre, İsrail güçleri 2 Mart'tan bu yana güney Lübnan'da günde ortalama bin konutu yıkarak bazı köyleri tümüyle haritadan sildi. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Gazze Şeridi'nde yarattıkları yıkımın bir benzerini Lübnan'ın güneyinde gerçekleştireceklerini, "Gazze modelini" uygulayacaklarını açıkça ifade ediyor.
Enerji Projeleri Tehlikede
Sahaya erişim ve güvenlik koşulları, Lübnan için enerji projelerinin fiilen uygulanmasını büyük ölçüde zorlaştırabilir. İsrail ordusu, beş tümenin ve deniz kuvvetlerinin eş zamanlı olarak bu hattın güneyinde faaliyet yürüttüğünü duyurdu. Amaç olarak Hizbullah altyapısının yok edilmesi ve İsrail'in kuzeyine yönelik tehditlerin engellenmesi gösterildi.
İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, ateşkes sürecinde askerlerin Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttukları beldelerdeki mevzilerinde konuşlanmayı sürdürdüğünü belirtti. Adraee, Hizbullah'ın faaliyetlerinin devam ettiğini öne sürerken "güvenlik riskleri" nedeniyle sivillerin sınır köylerine dönmemesini istedi.
Gazze'deki Gasıp ve Bölgesel Enerji Rezervleri
İşgalci güç, 2007'den beri uyguladığı abluka ve işgalle fiilen Gazze açıklarında bulunan doğal gaz rezervlerini gasbetmiş durumda. O tarihten bugüne enerji şirketlerinin, arama ve saha geliştirme haklarına ilişkin, Filistin yönetimini bypass ederek İsrail hükümetleriyle anlaşma yolunu tercih ettiği biliniyor.
İsrail, Filistin'in hakları pahasına Doğu Akdeniz'de kendi çıkarına doğal gaz ve petrol tespit ve çıkarma faaliyetleri de yürütüyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) hesaplamalarına göre, Levant havzasında 122 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil petrol varlığı tespit edilmiş durumda.
Diplomatik Gelişmeler ve Gelecek
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ve Lübnan arasındaki müzakerelerde büyükelçiler düzeyinde sonraki görüşmenin 23 Nisan'da yapılacağını duyurdu. Bu görüşmeler, bölgedeki gerilimin diplomatik yollarla çözülüp çözülemeyeceğini gösterecek.
Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünü İsrail işgali altında bırakan sarı hatta yaklaştığı iddiasıyla 10 Ekim'de uygulamaya konan ateşkesten bu yana 220'den fazla Filistinli İsrail saldırılarının hedefi olarak yaşamını yitirdi. Bu durum, bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.



