İzmir'deki Sel Felaketinin Asıl Nedeni: Kentin Yavaş Yavaş Çöküyor Olması
İzmir Selinin Gerçek Nedeni: Kent Çöküyor

İzmir'deki Su Baskınlarının Arkasındaki Gerçek: Kentin Sürekli Çöküyor Olması

İzmir'de son günlerde etkili olan şiddetli yağışlar ve lodosun ardından kentin geniş alanlarının sular altında kalması, gözleri Alsancak Kordon'a inşa edilen beton bariyerlere çevirdi. Ancak, taşkınları önlemesi iddiasıyla İzmir Belediyesi tarafından yapılan bu yapıların suları durdurmaya yetmediği ortaya çıktı. Uzmanlardan gelen son dakika açıklamaları ise felaketin asıl nedeninin çok daha vahim olduğunu gözler önüne serdi.

"Yapılan Blokların Su Basmasını Durdurmakla Alakası Yok"

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir'deki Alsancak Kordon'a yapılan beton blokların su basmasını engellemediğini vurgulayarak, "Yapılan beton blokların Kordon'a su basmasını durdurmakla alakası yok. İzmir'in kıyı şeridinde sorun yok, sorun çökmesi. Kent her yıl çöküyor" dedi.

Kentteki sağanağın ardından Konak ilçesine bağlı Alsancak başta olmak üzere birçok yerde yol ve kaldırımlar suyla doldu, rögarlar ve deniz taştı. Taşma nedeniyle yollarda su birikintileri oluştu, deniz suyu kaldırımlarla birleşti. Çok sayıda iş yerini ve bazı binaların alt katlarını su bastı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

2026 Yılı İçin Sel Uyarısı ve Çökme Tehlikesi

Prof. Dr. Doğan Yaşar, 2026'nın yağışlı geçeceğini ve sel olma olasılığının çok yüksek olacağını öngördüklerini ifade ederek, "Bu yıl olağanüstü bir yağışla karşı karşıya kaldık. Ocak ayında yağış rekorları kırıldı, şubatta daha büyük rekorlar kırılabilir. Lodos da olunca kent, su altında kaldı. Bir tek Kordon konuşuluyor ancak Bayraklı, Buca gibi birçok yer su altında kaldı" şeklinde konuştu.

Yaşar, Kordon'u dalgalardan kurtarmak için yapılan bariyerleri "Çin Seddi" olarak nitelendirirken, "Kordon tamamen su altında kaldı. Çünkü sorun önde değil, sorun geri planda, çöküyoruz. Basmane, Çankaya, Alsancak başta olmak üzere dolgu alanı üzerine kurulan bir şehiriz" ifadelerini kullandı.

Deniz Seviyesi Yükseliyor, Kent Çöküyor

Deniz seviyesinin 1990'lı yıllara göre yaklaşık 30 santim yükseldiğini aktaran Prof. Dr. Yaşar, "Asıl sorun çöküyoruz. Çökünce bölgedeki borular yavaş yavaş deniz seviyesinin altında kalmaya başladı. Yağışla birlikte lodos olunca borular aşağıda kaldığı için su alttan basıyor ve bütün rögarlardan su fışkırıyor" dedi.

Çökmenin bölgesel olarak değiştiğini ve kentin yılda yarım ile 1 santim arasında çöktüğünü belirten Yaşar, depremlerle bu sürecin daha da hızlanabileceğine dikkat çekti. "Kotu yükseltmemiz lazım. Bütün İzmir'de topoğrafya yeniden elden geçmeli. Doğa bilimcilerle, şehir plancıları daha sonra da inşaat mühendisleriyle şehir yeniden yavaş yavaş yükselmeye başlamalı" çağrısında bulundu.

Planlama ve Bilimle Sorun Çözülebilir

Planlamayla ve bilimle sorunların çözülebileceğini dile getiren Prof. Dr. Doğan Yaşar, şu önerilerde bulundu:

  • Önce topografik olarak ölçülecek, binaların ne kadar yukarı yükseltileceği belirlenecek.
  • Borular da yükseltilecek ve deniz aşağıda kalacak.
  • İzmir'in kıyı şeridinde sorun yok, sorun çökmesi. Kent her yıl çöküyor.

Yaşar, "2000'li yıllara kadar bu olaylar yaşanmıyordu, yavaş yavaş deniz yükseliyor, aşağısı çöküyor. 2023 yılında da Kordon'da yüzlerce araba su altında kalmıştı. Bundan sonra daha çok sıklaşacak. Onun için bir an önce bilimi kullanarak şehrinde yapılması gerekenleri uygulamak şart" uyarısını yaptı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması