Okullarda öğretilen beş temel duyu kavramı, bilim dünyasında yapılan yeni çalışmalarla kökten sarsılıyor. 11 Ocak 2026 tarihinde gündeme gelen ezber bozan bir araştırma, insan algı sisteminin sandığımızdan çok daha zengin olduğunu gözler önüne seriyor. Bilim insanları, insanların 22 ile 33 arasında farklı duyusal sisteme sahip olabileceğini ifade ediyor.
Görme, İşitme, Koku, Tat ve Dokunma Yeterli Değil
Oxford Üniversitesi Crossmodal Laboratuvarı'nda görev yapan psikolog Charles Spence, insan deneyiminin büyük ölçüde çoklu duyusal olduğuna dikkat çekiyor. Spence'e göre, geleneksel olarak bildiğimiz görme, işitme, dokunma, tat ve koku duyuları, günlük yaşantımızı ve deneyimlerimizi açıklamakta tek başına yeterli değil. Bu nedenle algı dünyamızı şekillendiren başka sistemler de devreye giriyor.
Propriyosepsiyon ve Interosepsiyon: Vücudun İç Dünyasına Açılan Pencereler
Araştırmalar, insan algısının çok daha az bilinen duyuları da kapsadığını ortaya koyuyor. Bunlardan ilki, propriyosepsiyon olarak adlandırılıyor. Bu duyu, vücudumuzun uzaydaki konumunu ve hareketini fark etmemizi sağlıyor. Gözlerimiz kapalıyken dengede durabilmemiz, engebeli bir yolda yürüyebilmemiz veya bakmadan kaşınan yerimizi bulabilmemiz, tamamen propriyosepsiyon sayesinde mümkün oluyor.
Bir diğer önemli sistem ise interosepsiyon. Bu duyu, iç organlarımızdan gelen sinyalleri algılamamıza yardımcı oluyor. Kalp atış hızımızı hissetmek, acıyı veya ağrıyı fark etmek ya da midede hissedilen bir rahatsızlığı sezmek, interosepsiyonla ilişkilendiriliyor. Uzmanlar, bu süreçte vagus siniri aracılığıyla gelen sinyallerin beyin sapına ve ilgili beyin merkezlerine iletildiğini belirtiyor.
"Bu El Benim" Hissi de Bir Algı Sistemi Olabilir
Bilim dünyasında tartışılan bir diğer ilginç konu ise bedene aitlik hissi. Araştırmacılar, kişinin kendi bedenine ait olduğunu hissetmesinin de başlı başına bir algı sistemi olabileceğini düşünüyor. "Lastik el illüzyonu" deneyleri bu durumu kanıtlıyor. Deneyde, gerçek eli gizlenen bir kişiye sahte bir el gösterildiğinde, kısa süre içinde bu yapay elin kendi bedeninin bir parçası olduğuna inanmaya başlıyor. Tersine, felç geçiren bazı hastalarda ise bir uzvun kendilerine ait olmadığı hissi ortaya çıkabiliyor.
Duyular Birbirini Nasıl Tamamlıyor?
Çalışmalar, duyularımızın çoğu zaman izole değil, entegre bir şekilde çalıştığını da gösteriyor. Örneğin tat alma duyumuz, sadece dilimizdeki tat tomurcuklarına bağlı değil. Koku, doku ve hatta sıcaklık algısı da tat deneyimimizi şekillendiriyor. Bir çileğin tadını alabilmemizin temel nedeni aslında onun kokusunu almamız. Benzer bir etki, günlük hayatta da karşımıza çıkıyor. Aynı formüle sahip ancak farklı kokularla sunulan şampuanların, saçta "daha yumuşak" bir his bıraktığı algısı oluşturduğu tespit edilmiş.
Uzmanlara göre tüm bu bulgular, insan algısının sanılandan çok daha karmaşık ve iç içe geçmiş bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Duyuların birbirini tamamlaması, dünyayı algılama biçimimizi şekillendirirken, beş duyunun ötesindeki bu sistemler, günlük yaşamda farkında olmadan sürekli kullandığımız hayati mekanizmalar arasında yer alıyor.