64 Yıllık Aşkın Hüzünlü Vedası: Ahmet Dede'nin Mezar Başındaki Hasreti
Kayseri'de yaşayan 94 yaşındaki Ahmet Gümüşkuyu, altı yıl önce hayatını kaybeden eşi Nurten Gümüşkuyu'ya olan özlemini her hafta mezar başında gideriyor. Aynı yastığa 64 yıl baş koyduğu hayat arkadaşının vefatından sonra derin bir duygusal boşluğa düşen Gümüşkuyu, düzenli mezarlık ziyaretleriyle hem hasretini dindiriyor hem de bir nebze teselli buluyor.
Görücü Usulüyle Başlayan 64 Yıllık Beraberlik
Evlilik yıl dönümlerini hâlâ hatırlayan Ahmet Gümüşkuyu, annesinin ve kız kardeşlerinin beğendiği Nurten Hanım'la 26 Ocak 1956 tarihinde görücü usulüyle evlendiklerini anlatıyor. Çiftin bu evlilikten bir kız çocukları oldu. Eşinin 1 Eylül 2020'de vefat ettiğini belirten Gümüşkuyu, "64 yıl beraber yaşadık, evliliğimiz çok güzel geçti. Birbirimizi üzmezdik, kırmazdık. 35 yıl annemle beraber yaşadık. Emeklilikten sonra bir kooperatife girdim, orada muhasebecilik yaptım. Eşimin rahatsızlığından dolayı işi bıraktım ve 2-3 yıl eşime baktım. Baktığım için de çok mutluyum. Kalbimde hiçbir uhdem yok" diye konuştu.
"Hanımefendi" ve "Beyefendi" Diye Hitap Eden Çift
Ahmet Gümüşkuyu, eşine hiçbir zaman ismiyle hitap etmediklerini, onu daima "hanımefendi" diye çağırdığını ifade ediyor. "Bizim zamanımızda eşler birbirine pek ismiyle hitap etmezdi. Eşimle konuşurken bir gün bana 'Ahmet' dedi. Rahmetli annem, 'Bak kızım bu oğlanı ben doğurdum, sakın adını söyleme' dedi. Birbirimize, 'hanımefendi, beyefendi' dedik. 64 sene beraber hanımefendi, beyefendi böyle gittik, böyle hayatımızı geçirdik. Allah'a çok şükür memnunum, hiçbir şikayetim yok. Allah gani gani rahmet eylesin" sözleriyle o dönemin saygı anlayışını yansıtıyor.
Zor Zamanlarda Birbirini İdare Eden İki İnsan
"Ev olur da söz olmaz mı?" diyen Gümüşkuyu, zaman zaman eşiyle tartışmalar yaşadıklarını ancak her seferinde birbirlerini kırmamaya özen gösterdiklerini vurguladı. Eşinin en çok arkadaşlarıyla şehir dışına gitmesine razı olmadığını belirten Gümüşkuyu, "Birimiz konuşursak birimiz susardık, öyle büyük bir tartışmamız olmazdı. Arkadaşlarımla bir iki günlüğüne yola giderdik, o izni almak için çok zahmet çekerdim. 'Hanımefendi lütfen bana kızma, bana müsaade et' derdim. Gönlü olmasa da biraz razı olurdu. Arkadaşlarımla Mersin'e falan giderdik. Yanından ayrılmamı istemezdi. Ben de onu kırmazdım. Mümkün mertebe birbirimizi idare ettik" ifadelerini kullandı.
Vefattan Sonra Derin Bir Boşluk Hissi
Ahmet Gümüşkuyu, eşinin vefatının ardından yaşadığı duygusal durumu şu sözlerle anlatıyor: "Vefatından sonra kendinde boşluk hissettiğini ve bir sıkıntı olduğunu anlatan Gümüşkuyu, şunları kaydetti: 'Evde oturduğu yere bakınca sanki karşımda oturuyor gibi oluyordu. Kızım, 'Baba, seni bir doktora götürelim' dedi. Psikiyatrist, 'Amca, ölüm hepimizin başına gelebilecek bir şey. Sen aklı başında bir amcaya benziyorsun, benim sana vereceğim ilaçlar seni biraz teskin eder ama senin biraz sabretmen lazım' dedi. Baktım doktor doğru söylüyor. Kendimi zor olsa da mümkün mertebe alıştırmaya çalışıyorum. Alıştım ama yine de zor oluyor."
Mezar Başındaki Duygusal Konuşmalar
Her hafta düzenli olarak eşinin mezarını ziyaret eden Gümüşkuyu, bu ziyaretlerde onunla adeta dertleşiyor. "Gençlere, 'Lütfen birbirinizi kırmayın, karşılıklı saygı, sevgi ve sabır, bunu kulağınızdan çıkarmayın' diyorum. Geliyorum mezarına, duamı okuyorum, dertleşiyorum, 'Allah'a ısmarladık' diyorum gidiyorum. Hanımefendi, 'Allah'ın emriyle buraya geldin. Seni hiç bırakmaya kıyamam ama Allah'ın emri böyle. Bir gün ben de buraya gelip yatacağım, Mevla cennet ayrılığı vermesin' diyorum" sözleriyle içindeki derin hasreti ifade ediyor.
Eşinden Öğrendiği Tariflerle Yaşamaya Devam Ediyor
Ahmet Gümüşkuyu, eşinin rahatsızlığı döneminde ona kıyamadığı için yemekleri kendisinin yapmaya başladığını belirtiyor. Tarifleri Nurten Hanım'dan öğrendiğini ve bu şekilde yemek yapmaya devam ettiğini söyleyen Gümüşkuyu, sadece ev temizliği için dışarıdan destek aldığını da sözlerine ekliyor. Bu durum, onun eşine olan bağlılığının günlük yaşamına nasıl yansıdığının da bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.