Diyanet'e Göre Ertesi Gün Hapı Caiz mi? İşte Tıbbi ve Dini Detaylar
Ertesi Gün Hapı Günah mı? Diyanet'in Görüşü

Modern tıbbın sunduğu imkanlar, aile planlaması ve doğum kontrolü konusunda çiftlere çeşitli seçenekler sunuyor. Ancak korunma yöntemlerinin başarısız olduğu veya öngörülemeyen durumların yaşandığı anlarda devreye giren "ertesi gün hapı", dini hassasiyeti olan bireyler için ciddi bir sorgulama konusu haline geliyor. Peki, bu ilaç İslam dinine göre kullanılabilir mi? Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu konudaki görüşü nedir?

Ertesi Gün Hapı Tıbbi Olarak Nasıl Çalışır?

Ertesi gün hapı, korunmasız cinsel ilişkiden sonraki ilk 72 ila 120 saat içinde alınan yüksek doz hormon içeren acil bir kontraseptif yöntemdir. Tıbbi açıdan temel işlevi, yumurtlamayı geciktirerek veya engelleyerek sperm ile yumurtanın buluşmasını önlemektir. İkincil etkisi ise rahim duvarını incelterek, döllenme gerçekleşmiş olsa bile döllenmiş yumurtanın (embriyonun) rahme tutunmasını zorlaştırmaktır.

Önemli bir ayrım: Tıp, gebeliğin başlangıcını döllenmiş yumurtanın rahme yerleşmesi olarak kabul eder. Ertesi gün hapı, yerleşmiş bir gebeliği sonlandırmaz. Yani kürtaj etkisi göstermez. Bu nedenle, gebeliği önleyici (kontraseptif) bir yöntem olarak sınıflandırılır.

İslam Fıkhında Gebeliği Önleme ve Sonlandırma Ayrımı

İslam hukukunda, gebeliği önlemek (azl) ile gebeliği sonlandırmak (iskat-ı cenin) arasında kesin bir fark bulunur. Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde bilinen ve uygulanan geri çekilme (azl) yöntemi yasaklanmamıştır. Buradan hareketle İslam alimleri, eşlerin karşılıklı rızasıyla ve geçici olmak kaydıyla, gebeliği önleyici modern yöntemlerin (hap, spiral vb.) kullanımının caiz olduğu konusunda genel bir mutabakata varmıştır.

Ertesi gün hapı da, henüz tıbben ve fıkhen bir gebelik oluşmadığı için, "önleyici" kategorisinde değerlendirilir. Fıkhi açıdan kırmızı çizgi, döllenmiş, canlanmış ve özellikle ruhun üflendiğine inanılan süreçten sonraki bir hayata müdahaledir.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Bakış Açısı Nedir?

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun aile planlamasına dair genel çerçevesi şu şartlara dayanır: Sağlığa zarar vermemek, kalıcı kısırlığa yol açmamak ve eşlerin rızası olmak. Bu şartlar çerçevesinde gebeliği önleyici yöntemlerin kullanımı caiz görülmüştür.

Ertesi gün hapı özelinde ise Diyanet'in görüşü, ilacın düşük yaptırıcı değil, önleyici olması üzerine kuruludur. Döllenme olsa bile, rahme yerleşmemiş ve "alak" (embriyo) aşamasında ruh üflenmemiş bir oluşumun engellenmesi, çocuk düşürme (kürtaj) sayılmaz. Bu nedenle, Diyanet'in perspektifine göre, ertesi gün hapının acil durumlarda kullanımı günah değildir ve caiz sınırları içerisinde kalır.

Dikkat Edilmesi Gereken Önemli Şartlar

Bir yöntemin dini açıdan caiz olması, her koşulda sorumsuzca kullanılabileceği anlamına gelmez. İki kritik şart öne çıkar:

1. Eş Rızası: İslam'da çocuk sahibi olmak her iki eşin de hakkıdır. Sürekli ve gizli bir şekilde gebeliğin engellenmesi, kul hakkı ihlaline girebilir. Acil bir durum olsa da, aile içi istişare ve anlayış esastır.

2. Sağlık Riski: Ertesi gün hapı yüksek doz hormon içerdiğinden düzenli bir korunma yöntemi değildir. Sık kullanımı ciddi hormonal dengesizliklere ve sağlık sorunlarına yol açabilir. İslam'ın "Kendinizi elinizle tehlikeye atmayın" (Bakara, 2:195) ilkesi gereği, bedene zarar veren bir kullanımdan kaçınmak gerekir. Sağlığı ciddi şekilde tehdit eden durumlarda kullanım dinen de sakıncalı hale gelebilir.

Sonuç olarak, tıbbi etki mekanizması itibarıyla gebeliği önleyici bir yöntem olan ertesi gün hapı, Diyanet'in de içinde bulunduğu İslam alimlerinin çoğunluğuna göre, belirtilen şartlar dahilinde caiz görülmektedir. Karar verirken, tıbbi gerçeklerin yanı sıra ailevi ve dini sorumlulukların bir bütün olarak değerlendirilmesi en doğru yoldur.