Genç Kalma Uğruna İnsanlıktan Çıkanların Tarihi
Genç ve güzel kalma arzusu, insanlık tarihinin belki de en eski ve en tutkulu peşinde koşulan hedeflerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bugün aynaya bakıp "biraz daha iyi görünsem" diyenlerle, yüzyıllar önce ölümsüzlüğün peşine düşenler arasında aslında çok da büyük bir fark bulunmuyor. Değişen tek şey, bu amaca ulaşmak için denenmiş olan yöntemlerin kendisi. Kimi eşek sütüyle banyo yapmış, kimi arı zehriyle bakım yapmış, kimi zehirli maddelerle ömrünü uzatmaya çalışmış, kimi ise çareyi maymunlarda aramış. Hatta bu arayış, bazen korkunç ve insanlıktan çıkan bir noktaya kadar ulaşmış durumda.
Kanlı Kontes: Vahşetin Sınır Tanımayan Hali
Macar aristokrat Elizabeth Báthory, genç kalma takıntısının en uç ve en ürkütücü örneklerinden biri olarak tarihe geçmiş durumda. Anlatılanlara göre Báthory, yaşlandığını fark etmeye başladığı dönemde, genç kızların kanının cildi genç tuttuğuna inanıyordu. Rivayetlere göre bu inanç, zamanla kanla dolu küvetlerde yıkanmaya kadar varan bir boyuta ulaştı. Bu yüzden kendisine "Kanlı Kontes" lakabı takıldı. Kan banyosu yaptığına dair anlatılar büyük ölçüde rivayet olsa da, yüzlerce genç kadına işkence yaptığı ve ölümlerinden sorumlu tutulduğu, mahkeme kayıtlarında açıkça yer alıyor. Yani efsane kısmı tartışmalı olsa da, işlenen vahşetin kendisi herhangi bir tartışmaya yer bırakmıyor.
Antik Çin'de Ölümsüzlük Peşinde Ölümler
Antik Çin'de Han Hanedanlığı döneminde, saray çevresinde dolaşan simyacılar ve danışmanlar, insan ömrünü uzatmanın hatta ölümsüzlüğe ulaşmanın yollarını arıyorlardı. Bu isimlerden biri olarak anılan Li Shao Chun'un önerileri ise bugünden bakınca oldukça garip ve tehlikeli görünüyor. Dönemin Taoist simya anlayışına göre, bazı maddeler "bedeni arındırıyor" ve insanı zamana karşı koruyordu. Bu maddelerin başında da cıva sülfür, yani bugün "zincifre" olarak bilinen kırmızı mineral geliyordu. Li Shao Chun'un, yemeklerin altınla temas ettirilmesi ya da bu tür maddelerin tüketilmesiyle daha uzun bir yaşam elde edilebileceğini savunduğu aktarılıyor. Ancak bu arayışın bedeli ağır oldu, çünkü bugün biliyoruz ki cıva son derece zehirli bir element. Nitekim Çin tarihine baktığımızda, ölümsüzlük iksirleri peşinde koşarken hayatını kaybeden imparatorlara ve saray mensuplarına dair pek çok kayıt bulunuyor.
Modern Dönemin Sıra Dışı Bakım Ritüelleri
Günümüzde ise iş biraz daha "bakım rutini" adı altında ilerliyor ama içerik hâlâ şaşırtıcılığını koruyor. Örneğin, Victoria Beckham'ın kullandığını söylediği yöntemde, kurutulup steril hale getirilen bülbül dışkısı, toz haline getirilerek özel bir karışım hazırlanıyor. Ardından bu karışım yüze maske olarak uygulanıyor ve bir süre bekletiliyor. Benzer şekilde, oyuncu ve şarkıcı Selen Görgüzel de yeni doğan sünnet derisinden elde edilen içeriklerin kullanıldığı bir bakım yaptırdığını açıkladığında, sosyal medyada geniş yankı bulmuştu.
Diğer Çarpıcı Örnekler
- Engerek Yılanı Yemek: 13. yüzyılda yaşayan İngiliz filozof Roger Bacon, engerek yılanını yemenin yaşlanmayı geciktirebileceğini savunuyordu.
- Eşek Sütü Banyosu: Kleopatra'nın cildini genç tutmak için düzenli olarak eşek sütüyle banyo yaptığı antik kaynaklarda anlatılıyor.
- Maymun Testisi Nakli: Serge Voronoff, 1920'lerde maymun testisinden alınan dokuları insanlara naklederek gençleşme vaat ediyordu.
- Köpek ve Fare Karışımı: Brown-Séquard, 1889'da köpek ve kobay fare testislerinden elde ettiği sıvıları kendine enjekte ederek gençlik hissi iddia etmişti.
Bu örnekler, insanın genç kalma arzusunun ne kadar güçlü olduğunu ve bu uğurda bazen mantık sınırlarını zorlayabildiğini açıkça gösteriyor. Değişen yöntemler, değişmeyen temel hissiyatı ortaya koyuyor: Zamanı biraz olsun yavaşlatma isteği. Ve görünen o ki, bu arayış her zaman masum kalmıyor, kimi zaman garip, kimi zaman riskli, kimi zaman da gerçekten ürkütücü bir noktaya varabiliyor.



