ABD'den Maduro'ya Ağır Suçlamalar: 25 Yıllık Narko-Terör İddianamesi
ABD, Maduro ve Yakınlarını Narko-Terörle Suçladı

ABD federal savcılığı, Venezuela lideri Nicolás Maduro ve rejiminin önde gelen isimlerine yönelik son derece ağır suçlamalar içeren genişletilmiş bir iddianame hazırladı. Belgelerde, Maduro ve yakın çevresinin yaklaşık çeyrek asırdır ülkeyi küresel bir uyuşturucu ve narko-terör merkezine dönüştürmekle suçlandığı belirtiliyor.

İddianamedeki Temel Suçlamalar

İddianameye göre, Nicolás Maduro, eşi Cilia Flores, oğlu Nicolás Maduro Guerra, İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve eski bakan Ramón Rodríguez Chacín, 1999'dan bu yana sistematik bir suç örgütü gibi hareket etti. Bu yapının, Kolombiyalı FARC ve ELN gerillalarından Meksika'nın Sinaloa Karteli ve Zetas çetesine, Tren de Aragua gibi ulusötesi suç örgütlerine kadar geniş bir ağla işbirliği içinde olduğu öne sürülüyor.

Savcılık, Venezuela devlet kurumlarının, diplomatik kanalların, askeri üslerin ve havaalanlarının bu uyuşturucu trafiğini kolaylaştırmak için kullanıldığını iddia ediyor. Yüzlerce ton kokainin Karayipler, Orta Amerika ve Meksika üzerinden ABD'ye sevk edildiği belirtilen belgelerde, bu faaliyetlerin yalnızca uyuşturucu ticaretiyle sınırlı kalmadığı, terörizmin finansmanı, yasa dışı silahlanma ve devlet destekli bir suç ekonomisinin inşası anlamına geldiği vurgulanıyor.

Maduro'nun Rolüne İlişkin Detaylar

İddianamede, Maduro'nun siyasi kariyerinin her aşamasında bu yasa dışı ağın içinde olduğu savunuluyor. Ulusal Meclis üyesiyken Venezuelalı kolluk güçlerinin koruması altında kokain sevkiyatları yürüttüğü, Dışişleri Bakanı olarak uyuşturucu kaçakçılarına diplomatik pasaport sağladığı ve diplomatik örtü altında kara para aklama faaliyetlerine yardım ettiği iddia ediliyor.

Devlet Başkanı olarak ise, kokain kaynaklı yolsuzluğun kendi menfaati, rejim üyelerinin ve aile fertlerinin çıkarları için gelişip yayılmasına izin verdiği öne sürülüyor. Savcılık, "Cartel de Los Soles" (Güneşler Karteli) olarak anılan bu yapının, Venezuela'nın siyasi ve askeri elitini zenginleştirdiğini belirtiyor.

Somut Olay Örnekleri ve Suç Örgütleriyle Bağlantılar

İddianame, iddiaları somut olaylarla destekliyor. Buna göre, 2006'da Venezuelalı yetkililerin Meksika'ya 5.5 ton kokain taşıyan bir uçak gönderdiği, ancak yükün Campeche'de ele geçirildiği belirtiliyor. Olayın ardından kaçakçıların, soruşturmanın önünü kesmek için Diosdado Cabello'ya 2.5 milyon dolar rüşvet ödediği iddia ediliyor.

2007'de ise Cilia Flores'in, büyük bir uyuşturucu kaçakçısı ile bir devlet yetkilisi arasında görüşme ayarlaması karşılığında yüz binlerce dolar rüşvet aldığı öne sürülüyor. Ayrıca, Maduro'nun oğlu "Nicolasito" lakaplı Nicolás Maduro Guerra'nın, devlete ait bir uçakla Margarita Adası'ndan uyuşturucu yüklendiği ve uçağın "ABD dahil istediği yere gidebileceğini" söylediği iddia ediliyor.

Belgelerde, suçlamalara konu olan örgütler arasında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Yabancı Terör Örgütü (FTO) olarak tanımlanan FARC, ELN, Sinaloa Karteli, Zetas (CDN) ve Tren de Aragua (TdA) bulunuyor. Bu örgütlerle Venezuelalı yetkililer arasında onlarca yıla yayılan ortaklıklar olduğu savunuluyor.

Yasal Süreç ve Müsadere Talepleri

ABD savcılığı, sanıklar hakkında dört ana suçlamada bulunuyor: narko-terörizm komplosu, kokain ithalatı komplosu, makineli tüfek ve tahrip gücü yüksek cihaz bulundurma ve bu silahları bulundurma komplosu. İddianame, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde açıldı.

Savcılık, sanıkların suçlardan elde ettikleri tüm gelirlere ve bu faaliyetlerde kullanılan her türlü mal varlığına el konulmasını talep ediyor. Ayrıca, suçlarda kullanılan tüm ateşli silah ve mühimmatın müsaderesi isteniyor. Bu adım, ABD'nin Venezuela dosyasını siyasi ve diplomatik bir mesele olmaktan çıkarıp, cezai ve mali yaptırımlarla doğrudan hedef alınan bir hukuki mücadele alanına taşıdığını gösteriyor.

Ortaya konulan iddialar, Venezuela krizinin artık yalnızca bir insan hakları veya siyasi meşruiyet sorunu olmadığını, devlet aygıtının suç ekonomisiyle bütünleştiği bir modelin uluslararası güvenlik için oluşturduğu tehdidi somutlaştırdığını ortaya koyuyor. ABD'nin bu kapsamlı hukuki hamlesi, Maduro rejimine karşı çok katmanlı ve uzun vadeli bir mücadelenin habercisi niteliğinde.