Dil Kıvırma Yeteneği: Genetik Miras mı, Kas Hafızası mı?
Dil Kıvırma Yeteneği: Genetik Miras mı, Kas Hafızası mı?

Haberler Yaşam Sandığımızdan karmaşık bir genetik özellik: Neden bazı insanlar dilini "yonca" gibi katlayabiliyor, bazıları katlayamıyor? Nüfusun sadece yüzde 15'i yapabiliyor! Kas hafızası mı genetik miras mı: Neden bazı insanlar dilini "yonca" gibi katlayabiliyor? Yıllarca basit bir genetik kuralı olduğu sanılan dil kıvırma yeteneği, aslında bilim dünyasını şaşırtan karmaşık bir yapıya sahip. Üstelik bu "kesin kuralı" yıllar sonra çürüten kişi, onu ortaya atan bilim insanının ta kendisi oldu. Tek yumurta ikizlerinde bile farklılık gösteren bu durumun arkasında sadece genler değil, anatomi ve kas hafızası da yatıyor. Sizin için derledik...

Lise Biyoloji Kitaplarında Yazanalar Aslında Eksikti

Bilim insanı Alfred Sturtevant, 1940 yılında yayımladığı bir makalede dili tüp gibi kıvırma yeteneğinin baskın bir genden kaynaklandığını öne sürmüştü. Bu iddiaya göre, anne veya babanız dilini kıvırabiliyorsa sizin de yapabilmeniz çok olasıydı. Yıllarca ders kitaplarında neredeyse mutlak bir doğru olarak yer alan bu bilgi, 1952 yılında yapılan başka bir araştırmayla büyük bir darbe aldı.

Araştırmacı Philip Matlock, genetik olarak birebir aynı olan tek yumurta ikizlerini incelediğinde oldukça şaşırtıcı bir sonuçla karşılaştı. İncelediği 33 ikiz çiftinin 7'sinde, kardeşlerden biri dilini kıvırabiliyorken diğeri bunu başaramıyordu. Yani neredeyse her beş çiftten birinde durum farklıydı. Eğer bu yetenek sadece tek bir baskın gene bağlı olsaydı, tıpatıp aynı genleri taşıyan ikizlerin istisnasız aynı sonucu vermesi gerekirdi. Bu veri, genetiğin yapbozun sadece bir parçası olduğunu kanıtladı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

İşin İlginç Tarafı: Bilim İnsanı Kendi Hatasını İtiraf Etti

Bu konudaki en çarpıcı detay ise itirafın bizzat teorinin sahibinden gelmesi oldu. Sturtevant, 1965 yılında yayımladığı "A History of Genetics" adlı kitabında, kendi öne sürdüğü fikrin hâlâ kesin bir kalıtım örneği olarak gösterilmesinden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirdi ve bir bakıma yanıldığını kabul etti. Yani lise sıralarında ezberlediğimiz o "kesin kural", aslında onu ortaya atan kişi tarafından bile çoktan terk edilmişti.

Sadece Genler Değil, Kas Hafızası da Devrede

Peki madem her şey genlerde bitmiyor, neden bazılarımız dilini kıvırabiliyor da diğerleri yapamıyor? Uzmanlara göre bu yetenek üzerinde çevresel faktörlerin, pratik yapmanın ve anatomik yapının büyük bir etkisi var. Dil, vücudumuzdaki en esnek kas gruplarından biridir ve tıpkı spor salonunda kas geliştirmek gibi, dil kasları da eğitilebilir. Nitekim araştırmalar, bu becerinin özellikle çocukluk çağında olmak üzere pratikle sonradan da kazanılabildiğini, bunun da onun basit bir kalıtsal özellik olmadığının bir başka kanıtı olduğunu gösteriyor.

Küçük yaşlarda yapamayan birçok insan, ayna karşısında uzun saatler deneme yanılma yoluyla dilini kıvırmayı sonradan öğrenebiliyor. Dilin uzunluğu, ağız içindeki konumu ve hatta damak yapısı bile bu şekli verebilmek için belirleyici anatomik faktörler arasında yer alıyor.

Asıl Nadir Olan O Meşhur Yonca Şekli

Burada önemli bir ayrımı netleştirmekte fayda var. Ders kitaplarına konu olan ve yıllarca tartışılan o efsane, aslında dili basit bir tüp (U şekli) haline getirme yeteneğiyle ilgiliydi. Yapılan istatistiklere göre dünya nüfusunun yüzde 65 ila 80'i bu hareketi rahatlıkla yapabiliyor; yani bu, sanıldığı gibi nadir bir beceri değil.

Asıl iş, dili üç boğumlu yonca (yaprak) şekline sokmaya geldiğinde değişiyor. Bu, tüp kıvırmaktan tamamen ayrı ve çok daha ender bir maharet. Bir araştırmaya göre insanların yalnızca yüzde 14,7'lik bir kesimi dilini bu yonca şekline getirebiliyor. İşte ayna karşısında herkesi şaşırtan o gerçek azınlık bu küçük grup.

Sonuç olarak, ayna karşısında attığımız o eğlenceli bakışların arkasında henüz tam olarak çözülememiş bir anatomik dans yatıyor. Vücudumuzdaki en sıradan görünen hareketlerin bile bu kadar çok değişkene bağlı olması, hatta yıllarca "kesin" diye öğretilen bir bilginin kendi sahibi tarafından çürütülmüş olması, insan doğasının ne kadar büyüleyici olduğunu kanıtlamıyor mu?

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması