Türkiye'de Yaşlanan Nüfus Sosyal Güvenlik Sistemini Tehdit Ediyor: 2050'de Kritik Eşik
Yaşlı Nüfus Artışı Sosyal Güvenlik Sistemini Tehdit Ediyor

Türkiye'nin Sosyal Güvenlik Sisteminde Demografik Tehlike Büyüyor

Ülkemizin ulusal güvenlik riskleri arasında gösterilen doğurganlık hızının düşüşü ve nüfusun yaşlanması, sosyal güvenlik sistemini de ciddi bir tehdit altına alıyor. Mevcut eğilimler devam ederse, 2050 yılında Türkiye'nin 65 yaş üstü nüfus oranının %22.1 seviyesine yükseleceği, çalışan nüfus oranının ise %61.9'a düşeceği öngörülüyor. Uzmanlar, acil önlem alınmazsa sosyal güvenlik açıklarının sürdürülemez boyutlara ulaşacağı konusunda uyarıyor.

Nüfus Politikaları Kurulu'ndan Kritik Uyarılar

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Nüfus Politikaları Kurulu, Türkiye'nin sosyal güvenlik sisteminde yakın zamanda büyük sıkıntılar yaşanacağını açıkladı. Yılmaz, "Döndürülemez bir noktaya gelecek" ifadelerini kullanarak durumun ciddiyetine dikkat çekti. Türkiye'nin demografik açıdan bir yol ayrımında olduğunu vurgulayan Yılmaz, 2017'de 2.08 olan doğurganlık hızının 2024 itibarıyla 1.48 seviyesine gerilediğini belirtti. Bu düşüş hızıyla Türkiye, dünyada son 10 yılda doğurganlık hızı en fazla azalan 5. ülke konumunda.

Yaşlı Nüfus Oranında Tarihi Artış

Yapılan projeksiyonlara göre, Türkiye'de 65 yaş ve üstü nüfus oranı bugün itibarıyla %10.6 seviyesine ulaşmış durumda. TÜİK verileri, bu oranın 2050'de %22.1 civarına yükseleceğini gösteriyor. Çalışma çağındaki nüfus oranı ise düşüş eğiliminde; 2023'te %68.3 olan oranın 2050'de %61.9'a, 2075'te ise %55.9'a düşmesi bekleniyor. Türkiye hâlâ görece genç bir nüfusa sahip olsa da, orta ve uzun vadede yaşlı nüfusun hızla artması sosyal güvenlik sistemine yönelen baskıyı artıracak.

Emekli-Çalışan Oranında Alarm Veren Tablo

Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için kritik bir gösterge olan emekli-çalışan oranı, Türkiye'de endişe verici seviyelere ulaştı. SGK verilerine göre 2024 sonunda aktif (prim ödeyen) kişi sayısı 25.7 milyon, pasif (emekli ve hak sahipleri) ise 16.6 milyon. Bu durumda aktif/pasif oranı; bir çalışana 1.61 emekli düşüyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartlarına göre sürdürülebilir bir sistem için bu oranın 4'e 1 olması bekleniyor. Yani normal şartlarda 4 çalışanın 1 emekliyi finanse etmesi gerekiyor. Türkiye'deki 1.61'lik oran ise mevcut haliyle sürdürülebilir görünmüyor.

Sosyal Güvenlik Sisteminde Artan Yükler

Yaşlı ve çocuk nüfusun çalışan nüfusa oranı olarak tanımlanan bağımlılık oranı hızla artıyor. Bu durum, sistem içinde çalışanların üzerine daha fazla yük bindiriyor. EYT gibi politikalarla birlikte emekli sayısının daha da artması, emekli-çalışan dengesini daha da kötüleştirdi. Sosyal güvenlik harcamaları, özellikle emeklilik ve sağlık alanlarında, devlet bütçesi üzerinde büyük bir yük oluşturuyor. Toplam sosyal koruma harcamalarının 2024'te GSMH'nın %11.1'i olduğu hesaplanıyor.

Doğurganlık Oranındaki Düşüş ve Etkileri

Türkiye'de doğurganlık oranının 2.1'in altına düşmesi, nüfusun doğal artış hızını gerileterek demografik yaşlanmayı hızlandırıyor. Ortalama yaşam süresinin 78 yaşa ulaşması ise emeklilik süresini uzatıyor ve sistem üzerindeki yükü artırıyor. Yaşlı nüfusun artışı, emekli sayısının ve doğal olarak sistem üzerindeki yükün artmasına yol açıyor. Aktif/pasif oranının düşmesi ve yeterli istihdamın sağlanamaması nedeniyle, sosyal güvenlik sisteminin prim gelirleri yeterli olmadan ekonomik büyümenin sağlanamayacağı öngörülüyor.

Olası Çözüm Önerileri ve Yapısal Reformlar

Sosyal güvenlik açıklarını kapatabilmek için her geçen yıl kamu bütçesinden daha fazla kaynak transferi gerekiyor. Bu açıkları kapatabilmek için farklı tedbirler hayata geçirilebilir:

  • Emeklilik yaşı ve prim ödeme sürelerinin yeniden düzenlenmesi
  • Çalışma yaşını uzatma, istihdamı artırma ve BES / TES gibi tamamlayıcı sistemlere yönelme gibi yapısal reformlar
  • Emeklilik yaşının kademeli olarak yükseltilmesi
  • İstihdamı artıracak politikalar (özellikle kadın ve yaşlı istihdamı)
  • Tamamlayıcı emeklilik sistemleri ve bunlara yönelik teşvikler
  • Kayıt dışı istihdamı azaltacak politikalar ve prim tabanlı sistemin güçlendirilmesi

2050 ve Sonrası İçin Projeksiyonlar

TÜİK'in projeksiyonlarına göre, 2050'de Türkiye nüfusunun %23–24'ü 65 yaş ve üzerinde olacak. 2075'te bu oran %31–32 seviyesine çıkacak. Çalışma çağındaki nüfus (15–64 yaş) ise 2023'teki %68 seviyesinden 2050'de %61.9'a, 2075'te ise 55.9'a düşecek. Mevcut politikalar devam ederse ve önlem alınmazsa, 2050'de çalışan/emekli oranı ciddi şekilde düşecek, sosyal güvenlik açıkları büyüyecek ve prim gelirleri emekli ödemelerini karşılamakta yetersiz kalacak. 2075'te ise sistem üzerindeki baskı daha da artarak aktif/pasif oranının daha da kötüleşmesine ve sistemin sürdürülemez hale gelmesine neden olacak.