Netflix'in dünya çapında popüler dizisi Stranger Things'in oyuncularından gelen açıklamalar ve yayınlanan yeni bir rapor, platformun çocuklara yönelik içeriklerindeki LGBT temalarını yeniden gündeme taşıdı. Dizide eşcinsel bir karakter olan Will'i canlandıran Noa Şnap, verdiği bir röportajda LGBT'nin çocuklara iletilmesi gereken güçlü bir mesaj olduğunu ifade etti.
Oyunculardan Açık Destek Mesajları
Noa Şnap'ın açıklamaları, dizinin diğer bir eşcinsel karakteri Robin'i oynayan Maya Hok'un geçmişte kürtaj hakkını savunan sözleriyle birleşince, tartışmalar büyüdü. Oyuncuların bu tür sosyal mesajları destekleyici söylemlerinin, diziyi takip eden genç izleyiciler üzerinde etkili olduğu belirtiliyor. Konu, sadece bir diziyle sınırlı kalmayıp, platformun genel içerik stratejisine dair soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Netflix Çocuk İçeriklerinde LGBT Teması Oranı Yüksek
Washington merkezli sivil toplum kuruluşu Concerned Women for America'nın 8 Aralık tarihinde yayınladığı kapsamlı rapor, konuya dair çarpıcı veriler sunuyor. Raporda, Netflix'te yayınlanmış toplam 326 çocuk yapımı incelendi ve bu içeriklerin yaklaşık %41'inde en az bir LGBT teması tespit edildi.
Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu ise, 2021 yılından itibaren çocuk programlarındaki LGBT içeriklerinde belirgin bir artış yaşandığını ve yeni yapımların büyük çoğunluğunda bu temalara yer verildiğini ortaya koyması. Bu durum, platformun içerik politikasında bilinçli bir yönelim olduğu iddialarını güçlendiriyor.
Tepkiler ve Platformun Yaklaşımı
Netflix, uzun süredir çeşitlilik ve kapsayıcılık vurgusu yaparak, içeriklerinde farklı cinsel yönelimleri işliyor. Ancak, özellikle çocuklara yönelik kategorilerdeki bu yoğunluk, ebeveynler ve bazı sivil toplum kuruluşları tarafından "alenen propaganda" yapıldığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Oyuncuların kişisel sosyal medya paylaşımları ve röportajlardaki açıklamaları da bu tartışmalara yakıt ekliyor.
Son gelişmeler, dijital platformların içerik denetimi, yaş sınıflandırması ve ailelerin tercih mekanizmaları üzerindeki tartışmaların yeniden alevlenmesine neden oldu. İzleyiciler ve aboneler, platformların sunduğu içeriğin sınırları ve sorumluluğu konusunda ikiye bölünmüş durumda.