Amerika Birleşik Devletleri, fast food beslenme alışkanlıklarıyla tüm dünyada obezitenin temel nedenlerinden biri olarak gösterilirken, geç de olsa önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. 'Tarihi değişim' sloganıyla duyurulan 2025-2030 Beslenme Kılavuzu, uzmanların yıllardır savunduğu temel gerçekleri resmen kabul etti: Akdeniz diyetinden asla vazgeçmeyin.
Yeni Beslenme Piramidinde Doğal Besinler Kazandı
Amerika adapte olmaya çalışırken, bizler kendi coğrafyamızın beslenme kültürüne sıkı sıkıya sarılmalıyız. Yeni Amerikan beslenme piramidine göre; doğal besinler değer kazanırken, işlenmiş gıdalar kaybetti. Kırmızı etin hak ettiği değer teslim edildi. Tam yağlı süt ürünleri, protein ve lifli gıdaların tavsiye edilmesi, Akdeniz ve Ege beslenme tarzının sessiz ama bilimsel zaferi olarak öne çıkıyor.
'Büyük değişim' olarak sunulan bu ilkeler, aslında yıllardır söylenen doğruların geç kalmış bir teyidi niteliğinde. Klinik Diyetisyen Selahattin Dönmez'in 30 yıldır verdiği öneriler, hafta içinde Amerikalılar için yayınlanan kılavuzla resmiyet kazandı.
Yeni Kılavuzun Öne Çıkan Maddeleri
- Kişiye özel beslenme: Amerikalılar, kişiye özel günlük kalori alımı ve besinsel zenginliği yüksek öğünlerin önemini yeni bir övgüyle anlattı. Geleneksel Akdeniz Diyeti temelinde yaş, cinsiyet, aktivite düzeyi ve fizyolojik ihtiyaca uygun beslenme artık resmen tavsiye ediliyor.
- Doğal besin tüketimi: 'Gerçek besinleri yiyin' argümanıyla doğal besin tüketiminin önemi vurgulanıyor. Doğanın sunduğu besinlerin vücudun ilacı olduğu bilgisi, temel bir beslenme ilkesi olarak kabul görüyor.
- Kaliteli protein vurgusu: Kırmızı et, tavuk, hindi, balık ve yumurta gibi kaliteli hayvansal protein kaynaklarına özel bir vurgu yapılıyor. Sosyal medyada 'Kırmızı et artık aklandı' şeklinde yankı bulan bu madde, beslenmenin temelini oluşturuyor.
- Bitkisel protein desteği: Hayvansal protein yanında baklagil, kuruyemiş, sebze ve meyvelerden bitkisel protein alımı öneriliyor. Protein ihtiyacının kilogram başına 1.2-1.6 grama yükseltilmesi de dikkat çekici bir gelişme.
- İşlenmiş gıdalara sınırlama: İşlenmiş etler, şeker, şekerli içecekler ve endüstriyel besinlere yönelik yasaklayıcı adımlar atılıyor. Bu bilinen uyarılar, artık daha baskın bir şekilde dile getiriliyor.
- Çocukluk çağı obezitesi: Ultra işlenmiş endüstriyel besinlerin çocukluk çağı obezitesindeki rolüne dikkat çekilerek, gerçek besinlere yönelme teşvik ediliyor.
- Süt ürünlerinin değeri: Süt ürünleri düşmanlığı sona ererken, tam yağlı süt ürünlerinin sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez parçası olduğu vurgulanıyor.
- Hidrasyonun önemi: Su ve doğal maden suyu ile günlük hidrasyonun sağlanması öneriliyor. 'Sparkling water' olarak belirtilen doğal mineral içeren su vurgusu, Amerikalılar için yeni bir kavram.
- Tahıl tüketiminde değişim: Rafine tahıllardan uzaklaşılması ve tam tahılların sınırlı tüketilmesi tavsiye ediliyor. Günde 2-4 porsiyon tam tahıl tüketimi, sağlıklı yaşam için yeterli görülüyor.
- Sodyum alımı: Sodyum alımının sınırlı tutulmasının önemi yeni piramitte de yer alıyor.
- Protein ve lif zengini öğünler: Her öğünde protein ve liften zengin besinler tüketilmesi, yeni kılavuzun yıldız vurgularından biri olarak öne çıkıyor.
Zayıflama İğnelerine Dair Çarpıcı Araştırma
British Medical Journal Dergisi'nde yayınlanan yeni bir araştırma, zayıflama iğnelerinin obeziteyi iyileştirmedeki etkilerini sorguluyor. GLP-1 hormonunu taklit eden bu iğneler, iştahı yapay olarak baskılasa da, obezitenin kronik biyolojik yapısına uygun olup olmadığı tartışma konusu.
Araştırmaya göre, iğne kullanımı bırakıldığında iştah aşırı şekilde geri geliyor ve başlangıç kilolarına hızla dönüş yaşanıyor. Oxford Üniversitesi'nde yapılan çalışma, zayıflama iğnelerinin sağlıklı ve doğal beslenmeyi engelleyerek yaşam tarzı değişikliğini zorlaştırdığını belirtiyor.
İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), bu iğneleri sadece obeziteyle ilişkili sağlık riskleri olan aşırı kilolu kişilere önerirken, dünyanın pek çok yerinde zayıflamak isteyen herkese uygulanabiliyor. Araştırma, iğne kullanımının mikrobiyotayı olumsuz etkilediğini ve doğal bakteri dengesini bozduğunu da ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, Amerikalılar yeni beslenme piramidine adapte olmaya çalışırken, bizler Ege ve Akdeniz beslenme alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kalmalıyız. Doğal, sağlıklı, iyi tarım ve hayvancılık ürünlerinden az ve öz tüketmek, en doğru yol olarak görülüyor.