İstanbul'da yaşayan 38 yaşındaki Mehmet Şah Çelik, eşi Zozan Çelik'in bebeklerini sağlıkla dünyaya getirmesinin ardından kendisine verdiği böbrekle yaşama tutundu. Nakil sonrası hayatlarına mutlulukla devam ettiklerini söyleyen Zozan Çelik, "Nakil gerçekleştiğinde 4 aylık bebeğim vardı, hamilelikte vereyim dedim, o kadar istiyordum. Kalbim bile olsa veririm, sessiz kalmayalım, duyarlı olalım" dedi.
Böbrek Sağlığı İçin Uyarılar
Böbrek sağlığını korumak için günde 1,5-2 litre su içmek, tuz tüketimi ve işlenmiş gıdalardan kaçınmanın önemine dikkat çeken uzmanlar, düzenli egzersiz ve bilinçsiz ilaç kullanımından uzak durmanın böbrek hasarı riskini azalttığını belirtiyor. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Nefroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Berna Yelken, Klinik Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Gülay Yılmaz ve Doç. Dr. Sibel Gülçiçek, böbrek rahatsızlığının nakle kadar giden bir sürece uzanabileceğini ifade ederek önemli uyarılarda bulundu.
Nakille Yaşama Tutunan Hastalar
Uzmanlar, nakille yaşama tutunan hastalardan bahsederken, İstanbul'da yaşayan 38 yaşındaki Mehmet Şah Çelik'e doğumunun ardından 2024 yılında 33 yaşındaki eşi Zozan Çelik'ten, 60 yaşındaki Olgun Erol'a ise aynı yıl kadavradan nakil yapıldığını aktardı. Nakil sonrası sürecin bitmediğini vurgulayan uzmanlar, naklin sadece yapılan kişiyi değil birçok kişinin hayatını etkilediğini belirtti.
Altın Standart Tedavi: Böbrek Nakli
Kronik böbrek yetmezliğinin geniş spektrumlu bir hastalık olduğunu söyleyen Doç. Dr. Gülay Yılmaz, "Hipertansiyon, genetik hastalıklar, kullanılan ilaçlara bağlı gelişen böbrek yetmezliği tabloları. Tüm dünyada ve ülkemizde en önemli sebebi diyabet hastalığı. Akut böbrek yetmezliğinin çok çeşitli sebepleri var. En önemlilerinden biri vücudun susuz kalması, enfeksiyonlar, ishaller, kullanılan böbreğe zarar verebilecek ilaçlar. Böbrek naklinin yapılabilmesi için hastaya kronik böbrek yetmezliği ve son dönem böbrek yetmezliği tanısını koymak gerekir, evreleri var. 5'inci evre dediğimizde artık böbreği yüzde 15'in altında çalışıyor. Hasta yeterli idrar çıkaramıyor, vücuttaki toksinleri uzaklaştıramıyor, kansızlık meydana geliyor, kemik yıkımları olmaya başlıyor artık böbreğin yerine bir tedavi koymamız gerekiyor. 3 çeşit tedavimiz var; hemodiyaliz, periton diyalizi, 3'üncüsü ise altın standart tedavimiz; böbrek nakli. 2 çeşit nakil var; kadavradan ve canlıdan nakil" dedi.
Eşinin Doğum Yapmasının Ardından Böbrek Nakli Gerçekleşti
Mehmet Şah Çelik'in nakil sürecine ilişkin konuşan Doç. Dr. Gülay Yılmaz, "Çok genç bir hasta, yaklaşık 5 yıl önce kronik böbrek yetmezliği tanısı almış. Tanı alındığında bile böbrek fonksiyonları çok düşük, evre 4'teyken ilk defa nefrologa geliyor. Bana geldiğinde çok çeşitli ilaçlar kullanıyor, halsizlik, yorgunluk, zaman zaman ödem, nefes darlığı gibi yavaş yavaş son dönem böbrek yetmezliği belirtileri de iyice oturmuştu. Bir an önce nakil olması gerekiyordu. Yakınlarıyla görüştü, hamile olan eşinin böbrek vericisi olabileceğini öğrendik. Eğer diyalize girmeden nakil yaparsak sonuçlarımız çok daha iyi, bu yüzden çok sıkı takip ettik, eşinin doğum yapmasını bekledik. Anne, 4 ayın sonunda artık bebeğini emzirmeyeceğini söyledi. Eşini donör olarak kullandık. 1,5 yıl oldu, her şey çok iyi gidiyor. Hastanın uyumu, ilaçlarını düzenli kullanması, diyetine dikkat etmesi çok önemli. 'Nakil oldum, hastalığım bitti, artık başıma hiçbir şey gelmez' demek değil çünkü bir insanın vücuduna başka bir insana ait bir dokuyu naklediyorsunuz. Tüm halkımızı bilinçli ve duyarlı olmaya ve kadavradan bağış için ellerinden ne geliyorsa yapmaya davet ediyorum" dedi.
Kadavradan Böbrek Naklinde Zayıfız
Nakil sonrası takip süreçlerinin çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Berna Murat Yelken, "Organı reddetme riski ilk 3 ay biraz daha yüksek oluyor. Bu dönemde biraz daha bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçlar veriyoruz. İleri dönemde de başka komplikasyonlar görebiliyoruz; obezite, şeker, kemik erimeleri ortaya çıkabiliyor. Sağlıklı yaşam tarzını benimsemeleri, sigarayı bırakmaları gerekiyor. Hastalarımız ilaçlarını bırakırsa vücut bu böbreği reddeder. En çok istediğimiz şey; ilaçlarını doktor tavsiyesine göre almaları, kafalarına göre almamaları. Herhangi bir sorunla karşılaştıklarında; ateş, idrar azalması ya da bir sorun fark ettiklerinde mutlaka bize başvurmaları gerektiğini vurguluyoruz çünkü bu hastalarda klinik diğer hastalardan çok daha hızlı seyredebiliyor. Evde ateşli 1 gün bile geçirmeleri hayatını riske atabiliyor. Olgun Bey, yaklaşık 8 yıldır kronik böbrek hastalığıyla takipte olan bir hastaydı. Kadavradan böbrek nakli gerçekleştirdik, şu an 2 sene oldu. Kontrollerinde inanılmaz düzenli gelip gidiyor. Kadavradan böbrek naklinde ülke olarak biraz zayıfız. Türkiye'de geçen senenin verilere baktığımızda yüzde 90 canlıdan böbrek nakli yapılmış yüzde 10 kadavradan yapılmış. Avrupa ve Amerika verilere baktığımızda bu oran biraz daha ters, yani yüzde 80 kadavradan yüzde 20 canlıdan böbrek nakli yapılıyor" diye konuştu.
Genelde Belirtisiz İlerliyor
Böbrek hastalığının sessiz ilerleyen bir hastalık olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sibel Gülçiçek, "Genelde belirti vermez. Risk faktörü varsa örneğin; diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı, obezite veya ailede böbrek yetmezliği hikayesi olan hastaların dikkat etmesi gerekir. Su tüketimimize çok dikkat etmemiz lazım ne az ne fazla gerektiği kadar. Mümkün olduğunca az tuz tüketmek, bu böbrek hastalığına has değil. Hipertansiyon ve bütün kronik hastalıklar için önemli bir nokta; tuz tüketimi ve ilaçların doktora sormadan kullanımı. Örneğin; ağrı kesicilerin kontrolsüz ve gereğinden fazla tüketimi. Hepsi böbrek sağlığını tehdit eden faktörler" şeklinde konuştu.
Mehmet Şah Çelik: 'En Zoru Nakil Zannediyorduk, En Basitiymiş'
Rahatsızlığını 2021 yılında öğrendiğini söyleyen 38 yaşındaki Mehmet Şah Çelik, "Başka bir hastanede tedavi görüyordum. 2023 yılında Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne geldim. 2024 yılı 25 Temmuz'da nakil, eşimden gerçekleştirildi. Bir böbreğini bağışladı, sağ olsun. O zaman da 4 aylık bir bebeğimiz vardı. Çocuklarımızı memlekete bırakıp naklimizi olduk. İnsan kelimeyle anlatamıyor, minnettarım. En zoru nakil zannediyorduk, en basitiymiş, önemli olan; nakilden sonrasıydı. Hiçbir zaman umutlarını kaybetmesinler, biz söz var ya gün doğmadan neler doğar, sürekli umutlu olsunlar" dedi.
Nakil Gerçekleştiğinde 4 Aylık Bebeğim Vardı
4'üncü çocuklarını kucağına aldıktan sonra eşine böbreğini veren Zozan Çelik, "Eşim psikolojik olarak zaten iyi durumda değildi, eşime destek olmam gerektiğini biliyordum. Nakil gerçekleştiği zaman 4 aylık bebeğim vardı, bu süreçte ilaçlardan dolayı bebeğimi emziremedim ama bebeğim bize umut olmuştu. Hamilelik sürecinde alıp eşime verelim, o kadar istiyordum. Sessiz kalmayalım, duyarlı olalım çünkü verdiğimiz her organ birilerine hayat olabiliyor. Hastalığını ilk öğrendiğimiz zaman böbrek olduğunu bilmeden önce eşime sarılmıştım eğer ki kalp bile olsa vermeye hazırdım. Kalbim bile olsa veririm, bir insan kalbi olmadığı zaman yaşayamaz, o derece aramızda sevgi ve saygı vardı. Böbrek olduğunu öğrendiğim zaman zaten 2 tane, bir tane ile de hayat sürebilirim dedim" şeklinde konuştu.
Sanki Yeniden Doğdum
Yaklaşık 2,5 yıl diyaliz gördüğünü ve bir sabah telefonunun çaldığını söyleyen 60 yaşındaki Olgun Erol, "Dediler ki 'Nakil olacaksınız'. Nakil öncesini hiç anlatamam. Diyalizden çıkıp eve gittiğim zaman kendimi hatırlamıyordum. Şimdi çok iyiyim, nakil oldum sanki yeniden doğdum. Herkesin bağış yapmasını isterim. Diyalize girdiğim zamanki fotoğraflarıma bakıyorum şimdi ki fotoğrafa bakıyorum; muazzam iyiyim ama böreği aldıktan sonra bakmak lazım. İyileştim dersen o böbrek 2 gün sonra vücuttan kendini atar. Doktorum bana ne söylediyse o şekilde devam ediyorum" ifadelerini kullandı.



